Adnan Satıcı

 
 
          A D N A N    S A T I C I
             17 Haziran 1962 günü Diyarbakır’da doğdu. Henüz 6 yaşında babasını
kaybetti. Gazi Eğitim Fakültesinin Türk Dili  ve Edebiyatı Bölümünü ve Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.  Uzun yıllar edebiyat öğretmenliği yaptı.
Son görev yeri Ankara Akdere Ticaret Meslek Lisesiydi.
             1983 Yeni Türkü Şiir, 1994 Dünya Şiir ve 1995 Behçet Aysan Şiir Ödül-
lerinin sahibi Adnan Satıcı’nın sırasıyla; Ülkesiz Şarkılar (1985),Yer Çekimine
Uyan Portakal Çiçeği (1994),  Dokuzuncu Blues (1996),  Hep Unutur Uzaktaki
(1999),  Poetika (2000)  ve Eksikti Geceler ve Bazı Günler (2004) adlı kitapları
yayınlandı.
 
 
H     e     p     s     i
Bunu sana nasıl söylerim
herşey bitti.!  Bittiyse eğer
günün artık saatlerine benzer
yürek kelimesi pervaneler denli
kıvrılan o kısa yol
ve masamızdaki kırılacak o şeyler..
 
Saymak üzerdi ya,  yine de sayıyorum
tıka basa soluğumsu kül tablası
yayılmacı ayakları kadehlerin
şişelerin yudum yudum sıkılan boğazı
gülleri kesiklerinden öpen vazo
ah ki gülleri soğuyan porselenler..
 
Bu kadarla kalsaydı keşke
ağzımı açınca cana ziyanım
kızkardeşimin kırık kalbi gurbette
toprak onarmakta anneminkini
senin kisi almış başını gidiyor
durdu duracak benimkisi..
 
Bunu sana nasıl söylerim
hata benim.,
günah benim.,
suç benim..
hepsi.!
Adnan SATICI
 
 
Ö     z     l     e     m
               “Altı yaşında kaybettiği annesine en
                 içten duygularıyla seslendiği şiiri.”
 
Özledim seni anne, uçurumun önünde
Sulara bakarken kaygılı bulut
Ölüm kadar uzak doğduğu günden
Bu çocuğun aklına nerden gelsin di..
 
Sayfalar arasında kurutulmuş
Sıcak eski yazlardan yapılı çiçek
Bir daha yeşermeyecek..
Özledim seni, özledim seni anne
Dalsızım, dalda sızım, rüyam bitmiş kime ne.!
Adnan SATICI
 
 
Sıcaklığın Senin  
Ne zaman sulara sorsam su diliyle seni
Elinde yüreğini kamçılayan bir kitap
Seyhan kıyılarındasın
Yüzünü saçların kucaklamış yine
Orhan Kemal’in sıcaklığındasın..
 
Ne zaman ağaçlara sorsam ağaç diliyle seni
Dilinde pınar akışı bir türkü
Toros yaylalarındasın
Saçların belinde çiçek büyütüyor yine
Karacaoğlan’ın sevda sıcaklığındasın..
 
Ne zaman kitaplara sorsam kitap diliyle seni
Sesinde çınlayan bir şiirin dizeleri
Üniversite kitaplarındasın
Hiç bir fermanı dinlemiyorsun yine
Dadaloğlu’nun kavga sıcaklığındasın..
Adnan SATICI
 
 
Uzun  Bir  Yola  Benziyor  Aşkımız
Uzun bir yola benziyor aşkımız, kıyısında
biri durgun biri çalkantılı iki deniz.
uzun bir yola benziyor aşkımız, esasında
yol alsak da yolcu falan değiliz..
 
Öylece oturuyoruz ayın altında
yol akıyor, ağaçlar esiyor, biz bakıyoruz
öylece oturuyoruz, güneş şimdi tahtında
bakıyordum eylüldü, bakıyorsun temmuz..
 
Her birini bir yerlerden tanıyoruz
kuşkucu neşe, sabırlı kasvet ve acımız
her birini bizden biri sanıyoruz
ayrılmak ev sahibi, kavuşmak kiracımız..
 
Biri arada bir uğrar, diğeri ayrılmaz evimizden
kimseyi suçladığım yok, onları biz çağırmıştık
biri arada bir uğrar, diğeri ayrılmaz peşimizden
bırakalım gitsinler ya da bıraksınlar gidelim artık..
Adnan SATICI
 
 
V    a    s    i    y    e    t      
                Gözümü yumduğum gün kavonoz dipli dünyaya
                başucumdaki taşa,  bir zahmet şunları yazın:
 
” Böyle olsun istemezdim
   daha çok koşardım ya
   atım çatladı
   özür dilerim..”
 
” Vebalı aşk yurdunu ilhaka yeltendim bir ara
   Beyaz bayrağımı yanımdan hiç ayırmadım ama
   Kızıl kara atlastan biçtim kefenimi..”
Adnan SATICI

Bir Yorum Yazın