Adnan Yücel

 
             A  D  N  A  N     Y  Ü  C  E  L  
             27 Mart 1953 günü Elazığ’da dünyaya geldi. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü
Türk Dili ve Edebiyatı ile Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bö-
lümlerini bitirdi. Bir süre çeşitli ortaöğretim kurumlarında Edebiyat ve Resim – İş
öğretmenliği yaptı.  1987 yılından sonra  Çukurova Üniversitesinde öğretim görev
lisi olarak çalıştı.
             Şiirleri; Edebiyat 81, Evrensel Kültür, Petek, Sanat Emeği, Somut, Söylem,
Yapıt ve Yeni Olgu gibi dergilerde yayınlanan Adnan Yücel 24 Temmuz 2002 günü
henüz 49 yaşında hayata veda etti.
             Sırası ile; Kavgalara Sözlenen Sevda (1979), Soframda Kaval Sesi (1982),
Bir Özlem  Bir Türkü (1984),  Acıya  Kurşun İşlemez (1985),  Yeryüzü Aşkın Yüzü
Oluncaya Dek (1986),  Rüzgarla Bir (1989),  Ateşin ve Güneşin Çocukları (1991),
Çukurova Çeşitlemeleri (1993), Sular Tanıktır Aşkımıza adlı kitapları yayınlandı.
 
Acının Rengi  
…….  ey acılara tat veren güzellik
Yüreğimize hoş geldin..
Geldin de
Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi.
Artık ister dolu yağsın ömrümüze,
İsterse kar,
Biz ki bildikten sonra sevmeyi
Bütün sabahlar
Acı renginde olsa ne çıkar..
Adnan YÜCEL
 
Adı  Kayıp  
Deniz yok olursa diyor bir çocuk,
Balık kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara.!
İnsanlar kaybolurlarken gözaltılarda,
Çöllerde boğulan nehirler
Ey çocuk
Nasıl varır okyanuslara?
 
Adı karanfil ki suçu rengidir.!
Özgürlük dilinde bir imge,
Tutsaklık dilinde bir söylencedir..
Karanlıkta bir el koparır dalından,
Artık ölüme varmış bir işkencedir..
 
Orman yok olursa diyor bir çocuk,
Ağaç kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara.!
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda,
Dalından koparılan tomurcuk;
Ey çocuk
Nasıl meyvelenir sana ve diğer çocuklara?
 
Adı narçiçeği ki suçu patlamak,
Birden bire güneşe haykırmak
Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak.!
Karanlıkta bir el koparır dalından,
Adı kayıptır artık,
Daha meyveye bile durmadan..
 
Aç gözlerini o çığlıklara çocuk,
Kayıp analarının gözlerine bak;
O gözler ki karanfil kıvrımında nar çokluğu,
Sevda denizlerinde oğul ve kız yokluğudur.
Her biri birer depremdir yüreklerde
Her biri açlık içinde zulüm tokluğudur.!
 
Sen ki bir badem dalısın baharda,
Yüzünde solgun bir yeşil akşamı,
Dalıyor gözlerin bir çağın artıklarına;
Kazılarda yeni çıkmış gibisin.
Bakışlarında düş fosilleri,
Güneşli bir yeşili özler gibisin..
 
İnsanlar kaybedilirken ey çocuk
İnsanlık adına,
Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk?
Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından,
Hangi mavilikler karşılar seni?
Kıyılar zincir olmuş bileklerde,
Dalgalar yargısız infaz..
Al kalemi eline ey çocuk
Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz.
Adnan YÜCEL
 
Ayışığında  
Geceler midir tükenip giden
Aylar mı yoksa ay ışığında..
Ey soluğum, soluğunda sevdiğim,
Sesimi sesinde dinleyip, yüreğinin rengine gönül verdiğim.
Bil ki senden uzak ne kuşları avutabilir beni buranın..
Adnan YÜCEL
 
Dörtlerin Gecesi 
Özlenen ateş yakılmıştı sonunda
Elden ele bütün dünyaya taşınmıştı
Kıvılcım dansıydı gözlerdeki sevinç
Kavga dağlarda bilinci kuşanmış
 
Zindanlarda dirence sarılmıştı
Ve haykıran dudaklar.
Her ihanet vakti çöl çöl yarılmıştı.
Adnan YÜCEL

Bir Yorum Yazın