Arife Kalender

 
            A R İ F E   K A L E N D E R 
                1954 yılında Malatya’nın Arguvan kazasına bağlı Ermişli köyünde doğdu.
Lise son sınıfa kadar Malatya’da okuduktan sonra, İstanbul Fenerbahçe Lisesinden
mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Almanca Bölümünü
1977 yılında bitirerek; önce  Kadıköy Ortaokulu, sonra  Kadıköy Anadolu Lisesinde
Almanca  öğretmenliği  yaptı. Uzun yıllar  öğretmen  ve  yönetici olarak çalıştıktan
sonra 1997 yılında emekli oldu.
                İlk şiirlerini  Malatya’daki yerel dergi ve gazetelerde ve sonra da 1970’li
yıllarda İstanbul’da”Yansıma”dergisinde yayınladı.”Maviler de Eskidi”adlı ilk şiir
kitabını 1992 yılında yayımladı. 24 Türk şairini içeren, inceleme ve araştırmalarını
“Şiir Irmakları” adıyla kitaplaştırdı. Daha sonra  bu incelemelerini  iki ciltlik “Şiir
Adaları” adıyla yayınladı.
                1997 – 2001 yıllarında PEN Yazarlar Derneği yönetim kurulunda Genel
Sekreter olarak çalıştı. Besam ve Nazım Hikmet Vakfı kurucu üyesi olan Kalender,
2002 – 2007 yıllarında Besam’da  ( Bilim ve Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği )
yönetim kurulu üyeliği  ve 2 nci başkanlık yaptı.
                2000 yılında uluslararası Struga Sanat Festivaline katıldı.”Suskun Resim-
ler Durağı” kitabıyla Türk Tabipler Birliğinin düzenlediği Behçet Aysan Ödülünde
şiirleri  övgüye değer bulundu. “Deli Bal” kitabı ile  2005 Orhon  Murat Arıburnu
ödülünü aldı.Şiir ve eğitim üzerine yazılar yazan, Alman şairlerden çeviriler yapan
Arife Kalender, 2007 – 2009 yılları arasında Türkiye Yazarlar Sendikasında Genel
Sekreter  ve  Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalıştı. Çeviri, inceleme, şiir çalışmaları
sürüyor. Kendisine ait 20 kitabı var. Ortak olarak hazırlanan 3 kitabı bulunuyor.
 
 
Aşk Kocaman Bir Kent
Sana taşıdım kendimi aşk boyunca  
senden taşındım yoksul yoksul ve ince..   
 
gelirken yeniydi  
yollar evler çatılar  
sen yeniydin  
yeniydi çiçek ağaçlar..    
 
taşındım sana  
içim sıra ırmaklar..
 
sende oturdum  
aşk kocaman bir kentti o sıralar..  
 
o sıralar gök mavi  
su berrak  
ekmek doyurucu..  
 
senden taşındım  
kuru toprak, soğuk hava ve batak  
gözlerim eskitmiş seni  
çok bakmalar..  
 
yol mu kısa, ömür mü az    
daha var, var  
aşk  
insan yaşadıkça yaşar..
Arife KALENDER
Yazılıkaya/2
 
Gül  Küstü
Gül küstü ;
sevdası sökülmüştü topraktan,
büyük bir göçtü..
 
yeniden aynı yere diktiler,
aynı suya değdi ayakları yeniden.
yaprakları yeşildi ya,
renk dilsiz,
goncalar kördü..
Arife KALENDER
 
 
İki Nehir Kavşağı
İkisi de kadındılar  
biri Fatma biri Meryem  
ay kanamaları kesilmiş, yürekleri dönüyor  
kuytu bir yerde kan gününü hesaplayıp  
okşadılar parmaklarıyla karınlarını..  
 
Kadınlık hazırlıktır ağrılarına analığın  
tarihin ışıkları yoktu, resimsiz doğurdular  
çarmıha mıhladılar İsa avuçlarını  
öldü Meryem bedeninde söylediği ceninle  
dokuz ayı tas tamam anımsadı..  
 
Gecelerde kılıcını bileylerken Yezitler  
andı erinin sırtında sinsice duran bıçağı  
acı delirdi, uzun uzun uludu karanlıklar  
dilek diledi taştan, ağaca çaput, suya buhur  
oğul başlarını atamadı düşmanların elinden..  
 
İki kadın iki nehrin kavşağında  
sular sustu yanıtsız durdu zaman  
asırlardır körelmiş kamaları  
kimlerdir şimdi yeniden bileyleyen.?  
 
Savaşların ilk kurşunu  
önce bir anaya değer  
ilk bomba sesiyle parçalanır beden  
Kerbela susuzsa, hangi ana tas tas  
pınarların sularından içebilir..  
 
Fatıma doğumlu Meryem nüfuslu Arife’yim  
Savaşlar güllerini ellemesinler.!
Arife KALENDER
Evrensel Kültür,. Ekim-1999
 
 
İstiridye ve İnci
Ölmekten yeni geldim  
kimse görmedi doğduğumu..  
 
aldatıcıydı akıntısı suların  
kayaların dibindeki midye kocaman duruyordu..  
 
bir kum tanesinin soluğu yeter mi denizlere  
ömrüm kendisine yaldızlı bir kabuk arıyordu..  
 
saklandım bir istiridyenin pembe gizemlerine  
sürüklenip geri geldim sedeflerle örttüm kumu..  
 
yakalandım ağlara, zaman ele verdi beni  
hüznümün beyazı satılıyordu..  
 
söz dilde gizli, inci konuşmaz  
acemi sarraf kör bıçakla sedefi tenimden kaldırıyordu..  
 
küçük diyor, değersiz kılıyor bedenimi para  
kahırlı sabır, yangın sınırında kav bekliyordu..  
 
kum tanesinin inciye dönüşmesi son perde  
yaşam her nesneye ayrı zamanda giysiler biçiyordu.. 
 
ölmekten yeni geldim  
kimse görmedi doğduğumu.!
Arife KALENDER
Dize 94, Ağustos 2003
 
 
Seni Seviyorum  A h m e t !
Gözlerin yarı uykuluyken  
saçın dağınık, ayağın çıplak  
gripten yatarken, kavga ederken benimle  
küskün giderken işe  
görürüm perdenin gerisini, duvarın ardını  
adını parlatırım, tozunu alırım harflerin  
başka gök, başka mezar yok ki bana  
seni seviyorum Ahmet.!  
 
bilirim içinde  
içini çeke çeke uyumuş bir çocuk var  
asker var komutandan dayak yemiş  
yanağının bir yüzü bu yüzden hep kırmızı  
bu yüzden bağışlıyorum  
hıçkırarak uyardığın karanlığı..  
 
ikimiz de biliyoruz susarken  
başımıza biri vurabilir  
tek ayak üstünde durabiliriz günlerce  
bu yüzden sevişirken  
seni senin elinden zor alıyorum Ahmet.!  
 
kanaya odalar mı, evler mi  
silsem merdivenleri mermer resimler  
granit parçaları ve keser  
yontar ömrümüzü  
her şeyi bir şeye bağlarız  
çerçeveye yerleşen yüzlerimizin ardında  
sen ve atlar  
ben ve atlar  
koşulardan başka neyimiz var.?  
 
en çok ikindilerde özlüyorum  
aklıma tütün kokan bıyıkların, terli gövden gelir  
bardağı tutan elin, yüzüme bıraktığın hüzünler  
aklıma dünya nimetleri gelir be Ahmet  
yaram iyileşir  
sarılır kollarım boynuna..  
 
erik ağacına aniden kar yağar gibi  
yemeğe dalgınlıkla fazla tuz atar gibi  
çukura düşer gibi yolda  
korktuğum, kavuştuğum, ayrıldığım  
sensiz günlerin boyu uzuyor  
ufacık kalıyorum Ahmet.!  
 
teninin kokusunda  
gövdenin altında saklandım  
kahırlı bir gece bekçisiydin  
alıştığın yoldu bedenim  
ah be Ahmet    
seni ne çok sevdim..
Arife KALENDER
 
 

Bir Yorum Yazın