Asaf Halet Çelebi

 
                
               
             A S A F   H A L E T   Ç E L E B İ
                27 Aralık 1907 günü İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesinde sekiz
yıl eğitim gördü.  Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi
Dede ile Rauf Yekta Bey’den Musiki ve nota dersleri aldı.
                Kısa bir süre kaldığı Fransa dönüşünden sonra üç yıl Sanay-i Nefise
Mektebinde öğrenim gördü.  Adliye Meslek Mektebinden de mezun olan Asaf bir
süre Üsküdar Adliyesi Ceza Mahkemesi Zabıt Katipliği yaptı.
                İlk şiirleri 1938-1941 yılları arasında;  Ses, Hamle,  Sokak ve Uyanış
dergilerinde yayınladı. Şiirlerinde ses, imge, anlam ve düşünce olarak “Modern
Gelenekçi” tavrın temsilcisi oldu.  Bir süre de Osmanlı Bankası ve Devlet Deniz
Yolları İşletmelerinde görev yaptıktan sonra  İst.Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Felsefe Bölümü kitaplığında  görevliyken, 15 Ekim 1958 günü 51 yaşında hayata
veda etti: Sırasıyla; He (1942), Laleler (1943), Lamelif (1945), Om Mani Padme
Hum (1953) adlı şiir kitapları yayınlandı.
 
 
Doğduğum Evin Penceresi
bir çam vardı önünde
doğduğum odanın
çöpten yapraklarında
güneşi
rüzgarla sallayıp
kafesten
içeri dolduran çam..
 
sedirinde iskambilden kuleler yıkılmış odada
loş ve sessiz ikindilerin acısıyla
sızan..
 
gözlerim dalardı
kafesten  
duvara  
ve duvardan  
kafese  
seyretmeyi  
güneşi  
yüz bir güneşti    
kafesin her deliğinden    
giren    
susmuş bir çocukla şaka eden  
yüz ikindi güneşi..  
Asaf Halet ÇELEBİ
 
 
Gözlerim Kimi Gördüler
Odalarda oturdum
odaları kapladım
sokaklara çıktım
sokakları doldurdum
görünen her şey ben oldum
ve her şey beni gören göz oldu
ve ben görünmez oldum..
Asaf Halet ÇELEBİ
 
 
 
İ   n   s   a   n   l   a   r   
Yeryüzünde olmuşlar
kafaları kafama benziyor
elleri ayakları var
benim de var.
 
su istiyorum
su veriyorlar
meramımı anlıyorlar
ağzımın kımıldanışından
dokununca gövdelerine
kaçmıyorlar..
 
soruyorum kim olduklarını
insanız
diyorlar…
Asaf Halet ÇELEBİ
 
 
İ s t a n b u l ‘ u m u n  D i l i 
annemin dili
     babamın dili
          İstanbul’umun dili
               İstanbul’lumun dili
 
İstanbul’lumun efendisi
     hanımefendisi
          sokaklarımın bekçisi
               yoğurtçusu,  balıkçısı
                    can dilimi konuşanım
                         canım benim
 
ninnilerimi bu dil söyledi
     masallarımı bu dil
          bu dille duydum türkülerimi
               bu dille okudum şairlerimi
 
“Zalim beni söyletme derunumda neler var.”
Asaf Halet ÇELEBİ
 
 
K a d ı n c ı ğ ı m 
oyluk kemiğimi çıkarıp  
kendime bir kadıncık yaptım    
ve bir şamar vurup  
rafa oturttum..  
 
ben evden çıkınca  
kadıncığım yemeklerimi pişirdi  
söküklerimi dikti  
ve akşam olunca  
korkusundan  
çıkıp rafa oturdu..  
 
geceleri kadıncığımın dizlerine korum başımı  
ve üç kıl koparınca  
uyurum..
Asaf Halet ÇELEBİ
K   i   t   a   p   l   a    r 
kargacık    
burgacık    
yazılar    
yazılar dolu kitaplar  
kitaplar dolu yazılar    
tüylü tüysüz kargalar    
yazılar  
Asaf Halet ÇELEBİ
 
 
 
M  a  r  i  y  y  a  –  II  
        Lizbon’lu Maria Barbas’a.
 
Lizboa
boa
simsiyah saçlı kadın
Mariyya.
bir masal söyle bana
kan nasıl çıkmadı baştan
o ölen kimdi
Mariyya..
 
öleni bilmem
buna şarkı derler
lizboa
ben bir şarkıyım
atlas denizlerinden geldim
önümde dalgalar vardı
arkamda dalgalar
dalgalar bitince
bende biterim…
Asaf Halet ÇELEBİ

Bir Yorum Yazın