Buket Uzuner

 
 
           B   U   K   E   T       U   Z   U   N   E   R    
           3 Ekim 1955’te Ankara’da doğdu. Biyoloji ve  Çevre Bilimi Eğitimi aldı.
Hacettepe  Üniversitesi  ve  ODTÜ’de  ve ayrıca  Norveç,  ABD ve  Finlandiya
Üniversitelerinde çalışmalarda bulundu.           
           Sekiz ayrı dilde  yayımlanan kitapları ile  Uzuner,  1992’den bu yana en
iyi satış listelerinde yer almaktadır.  1986’da yayımlanan “Benim Adım Mayıs”
romanı ilk eseridir.  “Balık İzlerinin Sesi” romanı ile 1993 Yunus Nadi Roman
Ödülünü,”Kumral Ada Mavi Tuna”romanı ile de 1998’de İstanbul Üniversitesi
Yılın Romanı Ödülünü aldı..
           Buket Uzuner’in 1980’li yıllarda ve daha sonra, tek başına Kuzey Afrika,
Kuzey Amerika ve Avrupa’yı da kapsayan, üç kıta da sırt çantalı yaptığı seyahat-
lerini konu alan “BİR SİYAH SAÇLI KADININ GEZİ NOTLARI” kitabını, daha
sonra “NEW YORK SEYİR DEFTERİ” adlı kitabı izlemiştir.
           Üniversity of lowa tarafından 1996 yılında Onur Üyeliğine kabul edilen
Uzuner, İstanbul’da yaşamaktadır..
 
 
S   U   .   !
SU vardı. Başlangıçta sadece SU vardı..
Evvelce gök, ay, güneş, hava, ateş, toprak ve ağaç yoktu:
Sadece SU vardı..
SU ebedi başlangıçtı ve ondan önce hiç bir canlı olmadı..
SU, abıhayattır.
Ve  SU’ dan sonra da hiç bir canlı olmayacaktır..
 
 
SU anne rahmidir, SU doğurgandır.
SU zamandır, SU’ dan önce zaman yoktur.
Bu yüzden akan SU zamanın mecazı olmuştur..
 
 
SU,Tanrı’nın yüzünü görmüştür, dedi Dedem Korkut.
SU ayna oldu.
SU saflıktır,
SU rahmettir,
SU berekettir,
SU’dan önce bereket yoktu.
Ve SU’dan sonra da bereket olmayacaktır.
SU şifadır,
SU hayattır.
SU temizdir ve temizleyicidir..
SU, iyiyi kötüden ayıran en şeffaf sınırdır.
SU’ya ecel gelmez! dedi Dedem Korkut..
 
 
SU kötülüğü yıkar, temizler.
İnsanın ve dünyanın her on zerresinden yedi tanesi SU’dur.
SU göründüğünden daha fazlasıdır.!
Rüyanı SU’ya anlat.. 
SU’dan yaratıldı aslımız, SU’dur özümüz.. derdi ninem Umay Hanım..
Biz SU’yu Göktürk Yazıtları ve Altay Efsanesinden,
                 Manas Destanı ve Kutadgu Bilig’den,
                 Dede Korkut ve Umay Nine’den
                 böyle böyle duyduk, gördük,
                 böyle böyle anladık,
                 binlerce yıldır tıpkısını belledik..
 
 
Ve böylece;
                 SU’yu mübarek bildik,
                 SU’yu sevdik,
                 SU’yu saydık ve
                 SU’yu koruduk..
Bu yüzden “Dirlik SU” efsanelerimizin canevinden akarak onları ebedi kıldı..
 
 
Dedem Kaman ile Ninem Kaman “SU’daki kötülüğü bir tek bıçak keser.” dedi.
                                                  Bu yüzden kemgözleri kovmak için kurşun döken,
                                                  kalbi temiz, içi iyi, basiret gözü açık o güzel kişi
                                                  SU’yu bıçakla ortasından dörde kesti..
 
 
Bütün akanlar arasında sadece  SU’dur, insanın dışını yıkarken içini de temizleyen.
Dünyanın bütün yeni doğan bebekleri SU ile yıkanır, SU ile kutsanır.
Her gelenek,
       Her çağda,
              Her yeni hayatı
Hep SU ile karşılar ve SU ile kutlar..
SU kuttur, saadettir, SU devlettir..
SU ile kuruldu medeniyetler, SU’suz şehir yoktur dünyada.
Bütün şehirler SU kenarlarına kuruldu bu alemde.
SU’yun makamı neşe veren Rast’tır,
                        rahatlatan Hüseyni’dir,
                        sevindiren Uşşak ve
                        tevazuya çağıran Hicaz’dır..
 
 
 
SU kaybolmaz.
SU döner.
SU dolaşır.
SU akar.
SU gezer.
SU uçar.
SU yağar.
SU uyur.
Ve SU bilir..
  
 
 
Ve işte Dedem Korkut ve Ninem Umay’ın bütün torunları
                                                             ve onlarla bin yıldır akraba olmuş
                                                             Anadolu’nun bütün halkları
                                                             böylece biliriz ki;
                                                             SU dolu dünyanın sonu,
                                                             SU yüzünden gelecektir..
 
 
SU vardı, Başlangıçta sadece SU vardı..
SU’lar şahidimiz, çok az insan basiret gözü açık doğdu ve
                                 bu dünyada ve onlar iyilikte önder oldu.
Göz insanın özüdür.
           Ve gözün perdesi bir kere açıldı mı,
                      Aşk dışında başka hiç bir güç onu ölüme kadar kapatamaz.
Aşk’ın karşısındaysa SU bile büyüsünü yitirir.
                               SU bile susar.
                               Bu uyarı samimi ve gerçektir.!
 
Her insan bir SU zerresidir.
Ziyan ettiğin her SU damlası hayatından kaybolur.!
Bütün sevdiklerimin SU olduğunu anlamıştım.
Ben böylece SU’yu sevdim,
                  SU’yu saydım,
                  SU’yu korudum, ziyan etmedim.
                  SU’yu anlamak, daha sonra başka bir çok şeyi anlamama sebep oldu..
                  Böylece daha önce anlamadıklarımı da anlamaya başladım..
Buket UZUNER
S U  Sahife :  77,78,79,80,81
 
 
Ş      E      F      T      A      L      İ
Ş e f t a l i ,  hayatı öğreten meyvedir.
Ş e f t a l i ,  kendi çekirdeğinde sakladığı esrarengiz göz motifi
ve onunda içinde gizlediği zehir yüzünden
zaten hiç bir zaman herhangi bir meyve olmamıştır..
“Bir  Ş e f t a l i ,  Bin  Ş e f t a l i” yi okuduktan sonraysa,
  artık  Ş e f t a l i  sadece meyve değildir.
Eğer dünyadaki bütün insanlar;
Behrengi’nin  “Ş e f t a l i   M a s a l ı”   nı dinleyerek büyüseydi,
dünya daha güzel bir yer olurdu.. 
Buket UZUNER
S U  Kitabından..
 
 

Bir Yorum Yazın