Cahit Külebi

 
 
             C   A   H   İ   T      K   Ü   L   E   B   İ
             20 Ocak 1917’de  Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu.  Sivas Lisesinden mezun
oldu.  İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu  Türk Dili  ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.
İlk şiirlerini  “Nazmi Cahit” takma adıyla 1938’de,  Gençlik dergisinde yayınladı.
Varlık dergisinde yayınlanan şiirlerinde de aynı imzayı kullandı.1950-1954 yılları
arasında Sokak, İnsan, Türk Dili, Yaratış, Kültür Dünyası gibi dergilerde şiirleri
yayınlandı.
             Rahat anlatımı, içtenlik ve duyarlılığıyla ilgi çeken, titiz bir şiir işçisidir 
Cahit Külebi. Şiirlerinde yurt, insan ve doğa sevgisini özenle işlemiş ve daha çok
çocukluğunun ve gençlik yıllarının geçtiği yörelerdeki izlenimleri dile getirmiştir.
             Sırasıyla Antalya Lisesinde, Ankara Devlet Konservatuvarında ve Ankara
Gazi Lisesinde Edebiyat Öğretmenliği yaptı.  Milli Eğitim Müfettişliğinden sonra
İsviçre’ye Kültür Ateşesi ve Öğrenci Müfettişi olarak atandı. Yurda dönünce Milli
Eğitim Bakanlığı  Baş Müfettişliği  ve Kültür Müsteşar Yardımcılığı  görevlerinde
bulundu.  1972’de emekliye ayrıldı.  1976-1982 yıllarında Türk Dil Kurumu Genel
Yazmanlığı görevinde bulundu. 20 Haziran 1997 günü hayata veda etti.
             Sırasıyla; Adamın Biri(1946), Rüzgar(1949), Atatürk Kurtuluş Savaşında
(1952),Yeşeren Otlar (1954 “Türk Dil Kurumu 1955 Edebiyat Ödülü”), Süt(1965),
Şiirler (1969),Türk Mavisi (1973), Sıkıntı ve Umut (1977),Yangın(1980 “Yeditepe
1985 Şiir Ödülü”),Bütün Şiirleri(1982),Zerdali Ağacı(1990),Güz Türküleri(1991),
Güzel Yurdum (1997) ve Kamyonlar Kavun Taşır (1999) adlı kitapları yayınlandı.
 
 
 
A k ş a m l ar
H e y   A k ş a m l a r
Kim esir değildir,
Kendi içerisinde.?
Akşamlar hey akşamlar.!
 
Doğmasaydım eğer
O küçük şehirde.
Kim böyle boş gezer,
Yüzer gibi olur,
Koca bir nehirde.?
 
Yorgunluk hey yorgunluk.!
İnatçı yorgunluk.!
Dalgın bir yüz kadar
Tozlu ayakkabılar.
Yorgunluk hey yorgunluk.!
Cahit KÜLEBİ
 
 
A  n  l  a  r  s  ı  n    
Bir gece habersiz bize gel.
Merdivenler gıcırdamasın.
Öyle yorgunum ki hiç sorma,
Sen halimden anlarsın..
 
Sabahlara kadar oturup konuşalım,
Kimse duymasın..
Mavi bir gökyüzümüz olsun,
Kanatlarımız dokunarak uçalım..
 
İnsanlardan buz gibi soğudum.
İşte yalnız sen varsın.
Öyle halsizim ki hiç sorma,
A n l a r s ı n . .
Cahit KÜLEBİ
 
 
Bir Halin Var 
Bir halin var
Özlüyorum..
Cahit KÜLEBİ
 
 
B i r
K u r ş un d u r
U m u t 
Bir kurşundur umut,
Attığın yere gitmez…
Cahit KÜLEBİ
  
 
Ç o c u k  D e d i ğ i n 
“Bir nazlı kuşa benzer,
  Çocuk dediğin..”
“Ev ister,
  Ekmek ister,
  Öpülmek,
  Okşanmak ister..”
Cahit KÜLEBİ 
 
 
Ç i ç e k l e   K o n u ş m a 
Artık ne pencerem var seni koyacak
Ne masam,
Sevgilimde yok bu şehirde.
Çiçek seni alıp ne yapsam.?
Cahit KÜLEBİ
 
 
G ü z e l l e m e !  
Evinizin önünde dolaşsam
Seni bulamazdım,
Sen gözlerinde bahçeler olan
Şimdi evimdeki karım.
Senin kadar güzel olsun çocuklarım.
 
Gökyüzü bugün ne kadar da çok
Yıldızlarla dolu avuçların..
Cahit KÜLEBİ
 
 
H   a   r   p       İ   ç   i   n   d   e    
Babalar evlerine mahcup döndü her akşam
Harp içinde.
Anaların sütü kesildi,
Çocuklar ağladı,
Erkekler askere gitti.
Kadınlar bir deri bir kemik.
Harp içinde kızlar sarardı.
 
Savaşanlardan sa
Ancak bir hatıra kaldı..
Cahit KÜLEBİ
 
 
H   i   k   a   y   e 
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
T u t ,   b i r a z . !
 
 
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
O k ş a   b i r a z . !
 
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
S a v u r   b i r a z . !
 
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkiyalar basardı,
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
K o n u ş   b i r a z . !
 
Benim doğduğum köylerde
İnsanlar gülmesini bilmezdi,
Ben bu yüzden böyle naçar kalmışım
G ü l   b i r a z . !
 
Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Ö p   b i r a z . !
 
 
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köylerde güzeldi..
Sen de anlat doğduğun köyleri,
A n l a t   b i r a z . !
Cahit KÜLEBİ
 
 
K  a  d  ı  n  l  a  r  
Neden kadınlar böyle sıcak.?
Neden kadınlar böyle taze.?
Yaz gelince basmalar giyerler
S a d e . .
 
Ben yine çocukları severim,
Bütün kadınlardan ziyade..
Cahit KÜLEBİ
 
 
G   i   z   l   i     S   e   v   d   a 
Senin gözlerinden öyle acı
Bir ışık geçer ki bazen,
Melek mi, şeytan mı belli olmaz,
Bakar pusularda uzaktan..  
 
Senin ellerin öyle narin,
Bulutlar gibi yüzsün varsın.
Takıp pençeni yüreğime,
Baştan başa yırtarsın..  
 
Masallarda iki tel birbirine  
Sürtünürse, yardıma devler koşar.
Senin saçların öyle gür ki,
Rüzgar esse kıyamet kopar..  
 
Alıp başımı delicesine  
Koşmak isterim, nere olursa olsun.  
Tutarsın devler gibi yolumu,  
Ne yana koşsam, durdurursun..
Cahit KÜLEBİ 
 
 
 
M a s a d a k i  
Y a l n ı z l ı k  
Ben yalnızlığı
Gökte uçar gördüm.
Ben yalnızlığı
Garip, naçar gördüm.
Ben yalnızlığı
Gelir geçer gördüm..
Cahit KÜLEBİ
 
 
M u s t a f a   K e m a l  
Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparı, takası,
Selam durdu tayfası..
 
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından, bir duman
Duman değildi bu.!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı..
 
Samsun Limanı’na bu gemiden atılan
Demir değil.!
Sarılan Anayurt da
Kemal Paşa’nın kollarıydı..
 
Selam vererek Anadolu çocuklarına,
Çıkarken yüce komutan,
Karadeniz’in halini bir görmeliydi..
 
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar,
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar..
Cahit KÜLEBİ
 
 
“Seni,
  Geceyi ve
  Bulutları Seviyorum..”
Cahit KÜLEBİ  
 
 
S e v d a   B a h ç e s i  
Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi.!
Hasta solgun.!
 
 
Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri..
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sonbahar kadar iri..
 
Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin..
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin..
  
 
Pembe gül hülyandır açılmış.
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır..
Cahit KÜLEBİ
 
 
Son  Bahar  Geliyor
Son bahar geliyor serçe
Yuvanı nereye yapacaksın,
Ayva çiçek açmadan önce.?
 
Meyvelerin içi geçecek,
Rüzgar başka çeşit esecek,
Yağmurlarla ıslanacaksın..
 
Halbuki ne kadar sıcaksın.!
Cahit KÜLEBİ
 
 
Y e n i   G e l i n 
Senin ellerini
Öpmeye kıyamam.
Senin yüzüne
Bakmaya kıyamam.
Neden kızarıyorsun yeni gelin,
Sokakta rastladığım zaman.?
Cahit KÜLEBİ
 
 
Y e ş e r e n   O t l a r
Bir melek su taşıdı,
Biri serinlik taşıdı uzaktan,
Biri yeşillik getirdi.
Yıldırım gibi, ama sessiz..
Çimenler sökün etti kara topraktan..
 
Sonra sen geldin dünya güzelim.!
Yürüdün salına salına,
Bastığın yerlerde güller açtı,
Sarıldı ayaklarına..
 
Aşk da yeşeren otlara benzer,
Günü saati bilinmez.
Bakarım bir gün hepsi solmuş,
Dünya güzelim gider gitmez..
Cahit KÜLEBİ
 
 
Y  u  r  d  u  m 
1917 senesinde
Topraklarında doğmuşum.
Anamdan emdiğim süt;
Çeşmenden, tarlandan gelmiş.
Emmilerim hudutlarında,
Senin için dövüşürken ölmüşler.
Kalelerinin burcunda
Uçurtma uçurmuşum.
Çimmişim derelerinde,
Bir andız fidanı gibi büyümüşüm
Topraklarının üstünde..
 
 
Koca koca kamyonlara binmişim.
Daha büyük şehirlerine
Okumaya gitmişim,
Eşkiyalar yolumu kesmiş,
Alacak şey bulamamışlar..
 
Topraklarının üstünde
Top oynamış, aşık olmuş, düşünmüş,
Ahbap edinmişim..
 
 
Kederlendiğim günler olmuş,
Naçar dolaşmışım sokaklarında.
Sevinçli günlerim olmuş,
Başım havalarda gezmişim..
 
 
Bağrımı açıp ılgıt ılgıt
Esen serin rüzgarlarına.
İlk defa kıyılarından
Denizi seyretmişim.
Issız çorak ovalarında
Günlerce yolculuk etmişim..
 
 
Ağladığım senin içindir.!
Güldüğüm senin için;
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin.!
Cahit KÜLEBİ
 
 
Z e r d a l i    A ğ a c ı 
Havalar güzel gidiyor
Sen de çiçek açtın erkenden,
Küçük zerdali ağacım,
Aklın ermeden..
 
 
Bak kurt gibi kalın yapılı
Görmüş geçirmiş ağaçlara.
Küçük zerdali ağacım,
Pişman olursun sonra..
 
Şimdi okşar da hafif hafif,
Bir gün yerden yere çalar rüzgar.
Küçük zerdali ağacım,
Bakma güzel gitsin havalar..
 
Sallansın dalların çocuklar gibi
Bakma güneş ısıtsın varsın.
Küçük zerdali ağacım,
Sonra donarsın..
 
Zemheri de bahar mı olur,
Akşamları seyret anlarsın.
Sakın erkenden çiçek açma,
Küçük zerdali ağacım…
Cahit KÜLEBİ

Bir Yorum Yazın