Can Dündar

 
 
A Ş K ‘ D A
D E P R E M   G İ B İ D İ R
Ne zaman kimi vuracağını asla
bilemezsiniz.
Gece yarısı aniden,
dipten yükselen coşkulu bir dalga
gibi kabarır içinizde.
Toprak ayağının altından kayıyor gibi olur
ve en hazırlıksız olduğunuz anda
bütün şiddetiyle vurur.
Sarsılır, neye uğradığınıza şaşırırsınız.
Heyecan, korku, kararsızlık, cesaret,
acı, öfke, hüzün, merhamet,
şiddet kaplar bir anda dünyanızı.
Eş dost yardıma koşsa da,
kolay toparlanamazsınız.
Bittiğinde ayrı bir enkaz bırakır geride..
 
Daha kötüsü,
“tamamen bitti”  sandığınız sarsıntı,
hafif ve şiddetli artçı şoklar halinde
yıllarca sürebilir..
Kalbinizdeki kırık fay arasıra
yoklar yeniden…
Can DÜNDAR
 
 
 A Ç   G Ö Z L E R İ N İ
En sevdiğin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü okşadım
Sessizce saçlarından öptüm
Yazdığın mektupları okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarını çaldım ah.!
En çok o şarkıda özledim seni
Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum
gece yarısı..
Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya
katran karası..
Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana,
aldım koynuma..
Buseni hafızamdan koparıp
iliştirdim dudaklarıma..
Üşüdüm karanlıkta,
Tenine dokundum hissetsin diye..
Aç gözlerini
Erguvanlarına su verdim,
İçerken benimle konuştular.
Yastığını okşadım, kokladım
Anılar uçuştular..
Soluğun saçlarımı yaladı, sanki yine
bir meltem gibi.
Teninin kokusu karıştı kokuma,
yakıştılar..
Boğuldum karanlıkta
Yani başımdasın benden çok
uzaklarda..
Ellerimi tut, dokun bana,
Aç gözlerini,
Attım kendimi caddelere,
Yeşil çeketin sardı beni,
Yürüdüm üstüne karanlığın korkusuz
Tuttum ellerini..
Can DÜNDAR 
 A   N   L   A   D   I   M
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
Kendimi bulduğumda anladım.
 
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
 
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
 
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.
 
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım.
 
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.
 
Bir insanı herhangi biri kırabilir,
Ama bir tek, en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım.
 
Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkedildiğinde anladım.
 
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım.
 
“Sana ihtiyacım var, gel.!” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana “git” dediğimde anladım.
 
Biri sana “git” dediğinde, “kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım.
 
Sana sevgim şimarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.
 
Özür dilemek değil, “affet beni”
Diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım.
 
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.
 
Ölürcesine isteyen beklemez,
Sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.
 
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
Ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Ben Böyle Sevdim Seni…
Can DÜNDAR
 
 
D E N İ Z   G Ö Z L Ü M E

Ben; seni kocaman bir yürekle sevdim.
Gözlerim değil,
yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp,
geldin oturdun yüreğime.
Bir başka yerde olamazdın zaten.
Sen, benim en değerli yerimde,
yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın..
 
Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,
ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni.
Her hangi bir konuk değildin artık.
Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı,
ne de uğurlama.
O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya..
Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.
Çiçek çiçek açtın yüreğimde.
Gökkuşağı zayıf kaldı,
senin renklerin karşısında..
 
Taze bir yaprak gibi yeşildin.
Açelyaydın pembeliğinle.
Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün.
Kırmızıydın bir ateş gibi
Ve maviydin..
En çok bu renkle anmayı sevdim seni.
Denize tutkundum,
denizi sensiz,
seni de denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben,
insanları da..
 
Kendime bile dar gelirken,
içinde herkese yer olan,
bir hayatın sahibiydim artık.
En kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile,
seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı güldüm.
Beni böylesine güldüren senin sevgindi.
Ve ben kaygısız,
içten gülüşün ne demek olduğunu,
nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle…
 
Her şeye rağmen sevdim seni
Güçlüydüm ve aşamayacağım hiç bir zorluk yoktu.
Koca bir kentte,
koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.
Sen elimden tuttuğunda,
patlamaya hazır,
bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil sendin
ve ben o menzile ulaşmak için,
önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim,
kül ederdim.
Sana ulaştığımday sa sakin bir göle dönüşürdüm
ve o göle bir tek sen girebilirdin..
 
Sevdim ve hayrandım da..
Her halin çekti beni..
Duruşunu, bakışını,
gülmeni, kızmanı,
şaşkınlığını, kurnazlığını,
çocukluğunu, olgunluğunu sevdim.
Sesini de sevdim, suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini,
sitemlerini, dengesizliklerini,
korkularını sevdim..
 
Seni ve o doyumsuz sevdanı,
uçarı sevdanı anlatacak
kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere
ve hiç bir cümle seni,
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı..
 
Seni severken yorulmadım.
Çünkü; sen yaşam kaynağımdın.
Her gün yenilendim, seninle çoğaldım, büyüdüm.
Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Sevdim işte ötesi yok..
Can DÜNDAR
 
 
 
D Ö N   B E B E Ğ İ M
Gül yürekte solmadıkça
Hep aklımda olacaksın
bebeğim…
 
Sevgilerin en güzeli seni sevmek,
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
ve hayatın tadı sabah kalktığımda
senin varolduğunu bilmek…
Can DÜNDAR
 
E S K İ D E N
E s k i d e n ;

Çember çevrilir,
su muslukta içilir,
ağaçlara tırmanılırdı..
 
Bebekler bezden,
silahlar tahtadan,
resimler kömür karasından yapılırdı..
 
Kızlara ninelerinin, erkeklere
dedelerinin isimleri konulur,
saatli maarif okunurdu..
 
Komşuda pişen bize,
bizde pişen komşuya düşerdi..
 
Geceler ayaz,
sokaklar karanlık,
yıldızlar parlak olurdu..
 
Turşu, salça, mantı
evde yapılır,
karpuz kuyuda soğutulurdu..
 
Erik ağacının çiçeği,
pencere camımıza yaslanır,
güz yaprakları bahçemize düşerdi..
 
Kardan adam yapılır,
evlerde soba yakılır,
kış gecelerinde masal anlatılırdı..
 
Merdiven çıkılır,
yönetici seçilmezdi..
 
Evler badanalı,
sokaklar lambasız,
mahalleler bekçili olurdu..
 
Ajans radyodan dinlenir,
çizgi roman okunur,
defterlere kenar süsü yapılırdı..
 
Hayat,
arkası yarın gibiydi,
kesintisizdi..
 
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
kendi hayatını oynardı..
 
Ş i m d i ;
Herkes yoğun,
yorgun,
ve tek başına…
Can DÜNDAR
 
 
K A D I N
B İ R   Ç O C U K T U R   A S L I N D A

Kadın bir çocuktur aslında..
Çocuk gibi davranmayı sever.
Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati
göstermesini de ister.
Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak
okşamalıdır erkek kadını.
Ama her kadın çocukça da olsa
dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.
Yani bir kadının çocukluk yapmasına
izin vereceksiniz ama asla
onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..
 
Bir kadın güçlüdür aslında.
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.
İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin.
Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile
erkeğin yapmasını bekler.
Böylece hem daha kadın
olduğunu hissedecektir, hem de erkeğin
ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde
onu engelleyemezsiniz.
Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar..
 
 
Bir kadın sevgilidir aslında.
İçinde her zaman sevgiyi taşır.
Sevdiklerinden kolay kolay ayrılmaz.
Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
Zor sever ama tam sever.
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için
yüreğinin kabul ettiğini
beyninin de kabul etmesi gerekir.
Ve sevmese de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.
Ancak beyninde yer etmemişseniz
her an terk edilebilirsiniz..
 
Sevmediği halde terketmeyen kadınlar da
vardır elbette.
Bunun nedeni ise engelleyemedikleri “acımak”
duygusudur..
 
 
Bir kadın yalnızdır aslında.
Hiç bir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.
Kendine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
Hiç bir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
Yalnızlık onun sığınağıdır.
O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına
hep kendisi karar verir.
Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız,
onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz..
 
Bir kadın bilgindir aslında.
Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez.
Yaratıcılığının sınırı yoktur.
Ama bunu ortaya çıkarmak için,
hayatının erkeğini bekler.
Hoyratça harcamaz yaratıcılığını,
sadece erkeğine saklar.
Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz
çok şanslısınız demektir.
Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır..
 
Bir kadın hayattır aslında.
Çünkü; hayatın içinde olan herşey,
ancak içinde kadınlar olduğunda anlam kazanır.
Yemek yemek, su içmek bile..
Bir kadının elinden içtiğiniz suyla, kendi kendinize
bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki
lezzet farkını anlayabiliyor musunuz.?
 
Anlıyorsanız ne mutlu size.
Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz..
Can DÜNDAR

Bir Yorum Yazın