Ay Tutulması

 
 
A   y      T   u   t   u   l   m   a   s   ı   
Ele avuca sığmayan afacan, yaramaz bir çocuk gibiydi,
Sanki deniz;  gün boyu sahili döven azgın dalgalarıyla.
 
Bu hırçınlık, denizin aya karşı coşkuyla akışıydı.
İzlemek için denizi ayın mehtaba erkenden çıkışıydı.
  
Ay da farklı değildi denizden, bu bir ay tutulmasıydı.
Çevrelerindekileri yok sayarcasına anın unutulmasıydı.
 
Görmeliydiniz denizin coşkusuna, ayı göz kırparken, 
Ya denize ne demeli, aya karşı dalgalarını çırparken.
 
İkisi de birbirlerine karşı, boş değillerdi anlaşılan.
Neydi bu güpe gündüz, ayla deniz arasında paylaşılan.
 
Avuç içleri terledi denizin; durgunlaştı, sakinleşti. 
Ve dolunayla, gece tenhada buluşmak için sözleşti.
 
İple çekmeye başladı deniz; beklediği anı ve dolunayı, 
Kim organize etmişti acaba, bu muhteşem buluşmayı.
 
Dolunay bu eşsiz aşkın hasretiyle, dopdolu, coşuyordu. 
Bir doru at misali, doludizgin, aşka doğru koşuyordu.
 
Dolunay, gündüzden geceye, anadan üryan soyundu. 
Bu denizle ayın, birlikte oynayacakları bir oyundu.
 
Gün boyu ayla deniz, bakışmalarla cilveleşip durdular.
Ayın on dördünde, yıldızlarla geceyi on ikiden vurdular.
  
Bu vuruşla aydınlandı kainat; yer, gökyüzü ve deniz.
Gümüşü bir mehtap doğmuştu, mehtabı görmeliydiniz.
 
Işık ışık yakamozlarla mehtaba çıktılar; ayla deniz.
Yüzünüzde tatlı bir tebessüm olurdu, o anda ölseniz.
 
Deniz incilerinden bir kolye iliştirdi ayın boynuna.
Mehtaplı gecenin  ihtişamıyla girdi denizin koynuna.
 
Deniz serinletti dolunayı, derin ve serin sularında.
Görmedi kimseler bunu, herkes derin uykularında.
  
Ay bütün gece denizden, fısıltılı aşk şarkıları dinledi.
Günün yorgunluğuyla, denizin sularında serinledi.
 
Sonra dolunay çekildi yavaşça gökyüzündeki yerine.
Uzaklaştı gitgide, küçüldü, kayboldu semada ki derine.
 
Sabahın ilk ışıkları, geceyi karanlığında boğarken.
Seyretmeye doyamazsınız, sabah güneş doğarken.
  
Kim ne derse desin, bence güneş, denizle aydan oldu. 
Bu doğumdan sonra, hırçın deniz sakinleşti, soldu.
 
Denize; geceden sessizce giden, ayın hüznü çökmüştü,
Güneşse, ışıklarını denize, salkım saçak dökmüştü.
  
Bu loğusa haliyle, sakin denizi, bir görmeliydiniz.
Güneşin ışık saçlarını tel tel tarayıp örmeliydiniz.
 
Celalettin BİLGİN
Antalya – 13.07.2011

Bir Yorum Yazın