Şafak Apartmanı

 
 
Ş a f a k    A p a r t m a n ı 
Şirin mi şirin kutu gibi bir evimiz vardı,
Mutfak küçük, banyo ve odalar dardı.
 
Yemyeşil bir park uzanırdı önümüzde,
Böylesinin denk gelmesi zordu günümüzde.
 
Arkamızda yükselmekte yemyeşil genç orman.
Aramana gerek yok, yeterlidir bir kez sorman.
 
Sabahları kuş sesleri ile açardım pencereyi,
Eşim bir şarkı fısıldayarak yıkardı tencereyi.
 
İç içe odalar, küçük küçük kutu gibi evler,
Sanki bu evlerde yaşıyordu şipşirin devler.
 
Sakinlerin sevgileri yüreğimde devleşirdi.
Masmavi gökyüzü, çevre ve park yemyeşildi.
  
Bir komşumuz vardı, adı Süleyman Gezer.
Olası olayları medyum gibi önceden sezer.
 
Çocuklarına, eşine ve evine adamış kendini,
Eminim bir gün oda aşacak, engellerin bendini.
  
Eşi Emine, eşimin can ciğer kuzu sarması,
Paylaşamadıkları sadece, arkadaşlık arması.
  
Bu evi aldığımızda bahardı, aylardan nisandı,
Komşumuz Mustafa amca, yardımsever insandı.
 
İbrahim Topkaya hemen yan komşumuzdu. 
Her zaman baş vuracağımız can dostumuzdu.
 
Eşi Gül hanımdan söz etmeden geçemem, 
En iyi kim deseler? Vallahide seçemem.
 
Cevdet amcanın ne sesi vardır, nede soluğu. 
Bu yılda elden geçmeli yağmurların oluğu.
 
Bayram ağbi apartmanın bekçisi konumunda. 
Kim olsa aynı şeyi yapar onun durumunda.
 
Arada bir bir kaç kadeh atıp kafasını buluyor.
Yalnızlıkla baş başa kim bilir neler kuruyor.
 
Lütfiye teyze ile Fatma abla ailenin büyükleri, 
Var tabi ki apartmanın sevilmeyen höyükleri.
 
Gülhan abla mühürsüz, imzasız fişleri ödemez.
Ayakları ağrır, yöneticinin ayağına gidemez.
 
Bazı insanların yaptıkları herkesin canına yetti.
Apartmanda dedikodular durmadan devam etti.
  
Her çıkan dedikodunun vardır, bir de bahanesi.
Kiminin ki ev değil sanki, dedikodu meyhanesi.
  
Bir kaç komşumuz yaptıklarıyla oldukça kaşındı.
Tutunamadı, apartmandan apar topar taşındı.
  
Bu gidişle apartman karnavala dönmeden.
Almalıydık el ele, bir çok tedbir önceden.
 
Asmanın altında, bir kamelya derme çatma.
Yapamayacağın şeyler için bol keseden atma.
 
Arada bir asmanın altında toplanır çay içerdik.
Anlatılan masallarla kendimizden geçerdik.
  
Bu kamelyada çayların biri boşalıp, biri dolmalı. 
Bu yazdıklarımdan herkes kendine düşeni almalı.
 
Gösterdiğim bu çözüme herkes itinayla uydu.
İşte mutluluğa-saadete ulaşmanın yolu buydu.
  
Bu sakin ve sessiz sitede, artık mutlu ve şendik.
Birlik ve beraberliğimizle her güçlüğü yendik.
 
Celalettin BİLGİN
23 Temmuz 2011

Bir Yorum Yazın