Tülay’a

T     ü     l     a     y     ‘     a 
Bakın şu buluta, bakmadan boyuna, posuna,
Aya tülden perde olmak çok gidiyor hoşuna.
 
İnceden inceden ay ışığı buluttan süzülüyor,
Şu küçük bulutun yaptığına ay çok üzülüyor.
 
Mehtaba çıkıncaya kadar, aya Tülay diyelim.
Aynı ay gibi, mehtapta tülden giysiler giyelim.
 
Sende gönlümü perdeleyen tülden bir aysın.
Etrafına ışık lüküsleyen gerçek bir Tülaysın.
 
Ay buluttan sıyrıldı, çıktı şimdi mehtaba,
Ben senden sıyrılamıyorum, Tülay merhaba..
 
Sende benimle aynı şeyleri mi düşünüyorsun?
Ne kadar tatlı, ne kadar içten gülümsüyorsun.
 
Bir sıcak gülüşünle kalbime neler neler akıyor,
Aşkın içimde bir kor alev olmuş, inan yakıyor..
 
Çıkaralım şu küçük küçük bulutları aradan,
Seyredeyim ne güzel yaratmış seni yaradan.
 
Sıyrıl artık seni gölgeleyen şu incecik tülünden,
Üflesem uçuşur mu aşk zerrecikleri  külünden?
 
Uçuşan zerrecikler dönüşür mü acaba aşka?
Seninle olmak inan her şeyden daha bambaşka..
 
Papatyalar dermeliyim sana yol uçlarından,
Sımsıkı tutmalıyım, o sıcacık avuçlarından.
 
Kenetlenmeli parmaklarımız seninle bir bir,
Fısıldamalısın kulağıma sessizce; gir gir.!
 
Birbirimizi kana kana yudumlayıp içmeliyiz.
İçtikçe yudum yudum kendimizden geçmeliyiz.
 
Celalettin BİLGİN
 

Bir Yorum Yazın