Yürekten Gamzeler

 
 
Y  ü  r  e  k  t  e  n     G  a  m  z  e  l  e  r  
Bir kız gördüm üzgün, babasının naaşı önünde.,
Sanki hesaplaşıyordu babasıyla o son veda gününde.
Yılların birikimi boğazında düğüm düğüm hıçkırık,
Gözyaşları el eleydi hıçkırıklarıyla o tabutun önünde.
  
Bu kız, izin verseler o gün babasını yüreğine gömecekti.
Kim bilir, içindeki kor alevler ancak böyle sönecekti.
Affetmemekle babasını, yaşanılanlar unutulur sanmıştı.
Sönmeyen bu alevlerde, yüreğiyle için için yanmıştı.
  
Ne büyük sevgiydi ki bu, öfkeye dönüştü bu kadar. 
Her canlı ölümü er veya geç kaçamaz, mutlaka tadar.
Unutma be kızım, insan bu, düşebilir bir kez hataya.!
Kim bilir, kim gidecek aramızdan önümüzdeki haftaya.!
 
Ne zaman, nerede, nasıl karşılaşırız bir bilen olmaz.
Ölümle buluşmak, önceden randevü ile olmaz.
Yapılacak bir çok işin varken ansızın kapın çalınır. 
Son nefesinde sevdiklerinin hiç bir yardımı olmaz.
 
Kimisi bu dünyadan bir çok murat almıştır.
Yastığında dalgın gözlerle bir noktaya dalmıştır.
İşine çok bağlıdır, hiç bir işi yarım bırakmaz. 
Bir çok işi, öylece bitirilmeden yarım kalmıştır.
 
Kimisi gün sayarak sınırda vatanını beklerken,
Hasretine, sevgisine; özlemlerini bir bir eklerken,
Kimisi hastadır, yatağında çilesine şifa beklerken,
Sanki bir kalp krizi eksiktir, böbrekleri teklerken.
 
Kimisi ölü doğar, yaşamadan ebesinin eline,
Düşmeyecektir ömür boyu, hiç kimsenin diline.
Annesinin özlemi, hevesi kursağında kalmıştır.
Kimse kapılmasın, duygularının coşkulu seline.
 
Kimisi bir mavi yolculukta, bir seyahat anında,
Belki de çok sevdiği insan, hemen yanı başında.
Seslense, bir duyanı olacak kim bilir, anında., 
Bu seyahat tek kişilik, kimse olmayacak yanında.
 
Kimisi sakat haliyle tutunmuştur sımsıkı yaşama, 
Bir hatayla son bulmuştur, aşılacak aşama.
Alamaz kimse onu soğuk ölümün pençesinden,
Duyarsın bir cenaze haberi daha, bekle akşama.
 
Kimisi eğilip içtiği pınarın soğuk suyuyla kanar,
Kiminin kalbi kor alevdir, aşk ateşiyle yanar,
Kimisi kendini, dünyanın tek hakimi sanar,
Ölüm bir kuş gibidir, herkesin başına konar.
 
Bir gün herkes o musalla taşında taht kuracak,
Dostları ardından ağıtlar yakıp, baş vuracak.
Herkes birbirine kim bu ölen kim diye soracak? 
Bir cenaze namazında sevenlerin saf duracak.
 
Gideceksin bu diyardan, bir kaç toprak kürekle.
Her şeyin hesabını vereceksin, taşıdığın yürekle. 
Kim olursan ol, bir avuç toprak eşilecek bendine.
Hiç bir şey getirmez insanı, bunun kadar kendine.
 
Kiminin sevdası, gururdan vedalaşmaya yetmez.
İnsanların kendilerine ettiğini, bir başkaları etmez 
Bu hayattan her şey akar;  su, toprak ve insan.
Ne zaman akıntılar dönecek tersine, ne zaman?
 
Celalettin BİLGİN
    09 Ocak 2012

Bir Yorum Yazın