Celalettin Bilgin

          C E L A L E T T İ N   B İ L G İ N
              8 Nisan 1959 günü Samsun/Ladik’te dünyaya geldi. İlk ve orta
öğrenimini  Akdağ’ın eteklerindeki bu şirin ilçede tamamladı.  12 Eylül
öncesi siyasi olaylar nedeniyle,  1977 yılında başladığı  İstanbul Devlet
Güzel Sanatlar Akademisindeki eğitimini yarıda bıraktı ve İzmir Hava
Teknik Okullar Komutanlığına girdi.
              30 Ağustos 1978 tarihinde  mezun olduğu  askeri okuldan Hava
Assubayı olarak Eskişehir’e atandı. Sonra sırasıyla; Erzurum, İstanbul
ve tekrar Eskişehir’de görev yaptı.Evli ve üç çocuk babası olan şairimiz
2000 yılında  Hava Kuvvetleri Komutanlığından kendi isteği ile emekli
olarak Eskişehir’e yerleşti.
              Şiir  ve Edebiyat üzerine çalışmalarını sürdüren şairimiz resim
ve güzel sanatlarla da ilgilenmektedir.  1996 yılında Eskişehir Anadolu
Üniversitesi  İktisat Fakültesini de bitiren şairimizin ilk kitabı olan “Ay
Tutulması” Ocak 2013 yılında Uğur Ofset A.Ş. yayınlarından çıktı.
 
A   ş   k
Bilir misin
anıların yorgunluğunu
attığı vadidir aşk,
şarkıların durup
oyalandıkları kuytudur aşk..
 
Ve aşk,
en güzel bahanesidir
şiirin ve şairin..
Celalettin  BİLGİN
 26 Temmuz 2014
 
Ay’dan Gelen Ay’la Gider
Bir ferman inse gökten zembille yere,
Sonra tutuklamalar olsa suçsuz yere.
 
Sıralansa iddianamede bir bir yalanlar,
Toplanıp hapsedilse Ay’la ilgisi olanlar..
 
Önce tutuklanırdı Mehtap’la, Aydan,
Haber bile alınamazdı Tülay’dan.
 
Elleri kelepçeli görenler Ayça ile Ayla’yı,
Şaşırırlardı görünce, aralarında Leyla’yı.
 
Palangalar vurulurdu Aygül ile Gülay’a,
Acep gelir miydi bir haber onlardan sılaya.
 
Ne işkencelere maruz kalırdı acaba tenleri,
Kim kurtarabilirdi ki işkencelerden Ayten’leri.
 
Bu yargıdan Ayfer mi idam alırdı bilinmez,
Bu davalar yer ederdi, akıllardan silinmez.
 
Ay ile Can’ı uygunsuz halde mi basarlardı,
Belki de bu suçtan Aycan’ı affetmez asarlardı.
 
Bu işte Ay’ın hiç bir suçu günahı yok muydu.?
Ay’la ilgilenenlere verilen cezalar çok muydu.?
 
Ay yırtabilmek için paçasını bu soruşturmadan
Yıldızlarla Güneş’i şahit tutardı kovuşturmadan
 
Güneş’se “ben her köşede Ay’ı aradım derdi.”
Ay’la ilgili hiç bir şeyi görmediğini söylerdi.
 
Güneş derdi; ayla görüştüğünü ay tutulmasında,
Suçum yok, geceleri Ay’ın gökte unutulmasında.
 
Yargılamalar kurbanlarını tek tek etkilerdi Ay’ın
Suçu günahı bulunmazdı olanlardan Dolunay’ın..
Celalettin BİLGİN
  17 Kasım 2012
 
A  y  s  ı  z    O  l  m  a  z  .  !   
Soğuk ay tene sessizce dokunur ışığıyla,
Bir tadımlık alır tenden soğuk ak ışığıyla.
Ürperen ten haykırır, ayın dokunuşuyla,
Ayten dillerde bir şiir olur okunuşuyla..
 
Ürpererek diken diken olan tüylerinden,
Ay öper Ayten’i ürperen her yerinden..
 
Sonra bir bulut inceden tül olur ay ile tene,
Üzülür ten, der bu bulut nereden çıktı gene.
Bu haliyle ay sanki tülden bir ay olmuştur,
Tülleriyle gökte süzülen bir Tülay olmuştur..
 
Tülay; ay ile tülden bir bulutun buluşmasıdır,
Leyla ile Mecnun’un semada kavuşmasıdır..
 
Sonra bulut yavaş yavaş tülünü çeker aydan,
Tüm güzelliğiyle ortaya çıkan dolunaydan.
Ay bir mehtaptır, yaz akşamlarında izlenen,
Sudaki aksi yakamozlarla pırıl pırıl süslenen..
 
Bakışlarla ay, nazara gelmiştir sanki nazara,
Kaybolup gözlerden, sanki girmiştir mezara..
 
Ne söylenir bilemem artık kaybolup giden ayla
Bir acı hıçkırık duyulur, sonra kopar vaveyla.!
Hiç bir haber yoktur, kaybolup giden aydan,
Ok bir kez fırlamıştır tutulamaz artık, yaydan..
 
Soğuk ay çıkar sudan anadan üryan haliyle,
Sarınır, beyaz bulutlara büsbütün ıslaklığıyla..
 
Ayın akarsuyla teması hiç istenmez yasaklanır,
Ay bir dokunsa akarsuya, Aysu olur şahlanır..
Ayla su bu gizemli dokunuşla Aysel olur akarlar,
Geçtikleri her mecrayı perişan eder, yakarlar..
 
Ayın durgun suya sessizce düşüşüdür Aysun,
Suyun aya karşı tatlı bir gülüşüdür Aysun..
 
Yay oksuz olamaz imkansız, ok da asla yaysız,
Bulut anlamını yitirir yapayalnız kalırsa aysız.
Ay tüm çıplaklığıyla arada bir mehtaba düşmeli,
Sevişenler el ele, göz göze; mehtapta öpüşmeli..
 
Sonra Tülay’la, mehtap perdelenip bozulmalı,
Ayla bulutun aşkı bilmem daha nasıl yazılmalı.?
Celalettin BİLGİN
  18 Kasım 2012
 
B  e  n  i    H  a  t  ı  r  l  a   
Gözlerinden süzülen bir kaç damla yaşın,
Dudaklarında hissedersen ıslaklığını,
Beni hatırla. Senden kaldıkça uzak,
Yaşlar dökülüyor gözlerimden sımsıcak…
Celalettin BİLGİN
  12 Kasım 1982
 
Bir Kız Çocuğu Ağlamasa 
Ben bu şehre yine geleceğim,
geleceğim ama;
şu sokak başlarında
şu başıboş köpekler
gelene geçene havlamasa..
 
Kapılarının önündeki
bu aç, bu sefil insanlar
bu görmezlik, bu yoksulluk
yüreğimi dağlamasa..
 
Bu yaşlı, bu yoksul insanlar
birilerine bel bağlamasa..
Şu acılar yüzüne
kırış kırış düşmüş ninem;
göz pınarları kurumuş
gözleriyle ağlamasa..
 
Ben bu şehre yine geleceğim,
geleceğim ama;
şu yırtık fistanlı,
şu gülen gözleri sönmüş,
kaç kez bilinmez
ölümden dönmüş şu kadın
ve onun evine sürünerek
gelen şu ayyaş, şu sarhoş
kocası olmasa..
 
Ben bu şehre yine geleceğim,
geleceğim ama;
şu kabuk bağlamış
yaralarım kanamasa..
 
Ve her gelişimde
evlerden birinde
sümükleri yüzüne akmış,
dağınık saçlı
bir kız çocuğu ağlamasa..
Celalettin BİLGİN
    17 Eylül 1998
 
Bir Yaz Aşkıydı Sanki 
Bir yaz aşkıydı sanki,
Yaz yağmurları gibi
Kısa ve serinletici..
 
Önce gözlerine tutundu bakışlarım,
Sonra tılsımlı sözlerine
Ve tebessüm dolu dudaklarına..
 
Dudakların ıslaktı,
Öpünce kayıverdi avuçlarımdan..
Gizemli bakışların sımsıcaktı,
Tutunamadım kaydı göz uçlarımdan..
 
Bir yaz aşkıydı sanki
Bir rüya gibi geçti
Ve bir rüzgar gibi esti..
Sıcak çöl rüzgarları gibi;
Yakıcı ve büyüleyiciydi..
 
Yapraklar döküldü dallarından,
Soyundu gonca güller allarından..
Sürüklendi tomurcuklar, yapraklar
Rüzgarın önünde savruldu..
Ayrılık kor gibi yaktı,
Yürekler bu alevle
Kavruldu..
 
Serin yaz yağmurları
Bu aşkın alevini söndüremedi..
Bu aşk bile dünyayı tersine
Döndüremedi..
 
Serin yaz yağmurlarını andıran
Bir yaz aşkıydı geldi ve geçti..
Yüreğime saplanan bir hançerdi
Sanki, yüreğimi deldi de geçti..
Celalettin BİLGİN
   27 Eylül 2012
 
 
Biten Bir Aşk’tan Sonra
Biten bir aşk’tan sonra
geriye kaç şarkı, kaç anı,
kaç şiir kalır..
 
Nasıl paylaşılır
sizce geriye kalanlar..
Bu paylaşımdan memnun mudur
payına düşeni alanlar.?
 
Paylaşılan anılar
payına düşmeyence anılmaz mı?
Düşmemişse o şarkı,
bir daha söylenip çalınmaz mı?
Bu paylaşımdan anılar alınmaz mı?
Paylaşımı yapanlar
sizce hiç yanılmaz mı?
 
Paylaşılamaz;
söylenmişse şarkılar,
yaşanmışsa anılar,
yazılmışsa şiirler..
 
 
Bu yaşanmışlıklar
sadece yaşayanlarca bilinir,
başkalarınca anlaşılamaz..
Celalettin  BİLGİN
 26 Temmuz 2014
 
 
B i z   S e n i n l e 
Biz seninle
yatakta sigara içer,
kül tablasında uyurduk..
Sevdamızı cümle alem,
tüm dünyaya duyurduk..
 
Sevenler ayrılmasın diye
emir verdik, buyurduk..
 
Sevgisizlik boy vermişse,
biz onları ayırdık..
Sevenlere dokunmadık,
hep onları kayırdık.!
Celalettin BİLGİN
 07 Temmuz 2011
 
C   e   m   r   e
Önce havaya düştü cemre,
Sonra buz kesen suya
Ve sonra toprağa.
 
Önce ısındı yavaşça hava,
Su da ısındı usulca bedava,
Geldi toprakta sonunda tava..
 
Bitmişse işi cemrenin,
Bize de uğrasa olmaz mı?
Seninle aramızda,
Bir sıcaklık doğmaz mı.?
 
Cemre düşer mi dersin,
Seninle aramıza?
Isıtıp merhem olur,
Kim bilir yaramıza.?
Celalettin BİLGİN
 17 Ağustos 2012
 
Ç a b u k   B i t e r
Çabuk biter bazı şeyler;
çayla içilen sigara,
derinliğine varamadığınız uyku,
güzel bir sonla biten öykü..
 
Gözden sakındıkların
çabuk yiter,
özlenen rüya,
anlayamazsın çabuk biter..
 
Çabuk biter yarısında
yakalanmış çok sevilen şarkı,
çabuk döner yakalanmışsa
mutluluk çarkı..
 
Motifleri zevkle dokunan bir kilim,
çabuk biter sarılmış izliyorsan filim..
 
Soğuk kış gecelerinde azalan kömür,
çabuk biter derinliğine yaşıyorsanız
geçip giden bir ömür..
 
Çabuk biter ufukta
güneşle batmakta olan deniz,
çabuk biter aşk
Onu çok severseniz.!
Celalettin  BİLGİN
 14 Temmuz 2014
 
Dilim  Tutuldu 
Birden her yanımı sardı
Bir alevdir inceden ince
Dilim tutuldu inan
Seni görünce..
 
Bir ter boşaldı üstümden
Göremez oldu gözlerim
Dilim tutuldu inan
Dizildi boğazıma sözlerim.
 
Dilim damağım kurudu
Dolaştı ayağıma elim
Dilim tutuldu inan
Söyleyemedi aşkı dilim..
Celalettin BİLGİN
 19 Haziran 2012
 
D  u  t    A  ğ  a  c  ı   
Ayaklarının dibine
sapır sapır dut gibi
döküldü çocukluğu;
dibine dökülmüş dutları
görünce ağacın..
 
Dut ağacının tepesinde
geçen yılları geldi aklına,
sonra daha nelerin nelerin,
bir bir vardı farkına..
 
Sonra kızının, elinden
fındık yediği dedesine,
“Fındık Dede” deyişi,
anneannesinin tavuklara
bili bili seslenişi..
 
Çilli horozu yemleyen anneanne
“Kesmük” diye sesleniyor..
Kesmük anneanenin verdiği
kemiklerle besleniyor..
Anıları capcanlı
gördü; orada yaşıyor.
Kesmük’e benzer bir kedi 
patisiyle kulağını kaşıyor..
 
Bir çocuk tutturmuş
isterim de isterim diye ağlıyor,
yaygarası kocabaş pekmezine imiş
yürekleri dağlıyor..
 
Sonra pekmez küpünün içinde
görünüyor ağlayan çocuğun başı,
görsün de dinsin istiyor anneannesi
bu çocuğun gözyaşı..
 
Sonra çocuklar görüyor;
kimi koşan, kimi hoplayan.
Çocuklar görüyor;
yol kenarlarında böğürtlen toplayan..
 
Bir çocuk taş yapıştırıyor
Dikilitaş’ın dilektaşına.
Kim bilir ne dilekler diliyor
aldırmadan yaşına..
 
Takılmış gidiyor bu çocuk
feleğin çarkına,
acep varır mı bir gün
dilediği dileklerin farkına..
 
Koşup gittiler çocuklar
“Muhtarın Yokuşundan,”
ne acılar duymuştu o çocuk
o arının sokuşundan..
 
Evlerinin önünden geçerken
ağbisinin ilk sevdiği
“Seher” geldi aklına.
Sonra aklı; ilk göz ağrısı,
gönlüne ilk düşene takıldı.
Bu aşk için bir bilseniz
neler neler yakıldı..
 
Bütün çocukluk anıları sanki
bağrından bir bir söküldüler.
Sapır sapır dut olup
önüne döküldüler..
 
İlk göz ağrısı
Ümit Bey’in kızı Nazan’dı.
O gönlünden savrulup giden
O çok büyük bir aşk,
O çok büyük bir hazandı.!
Celalettin  BİLGİN
 23 Temmuz 2014
 
 
G e l  d e    D ö v m e . !  
Cuma namazında bir zat
Baktım önümde çok rahat
Bir pantolon altında düşük kemerli
Sırtında kısa bir yelek, sanki semerli
Eğildi gördüm kalçasında bir dövme
İnsan ol, sakin ol, gel de dövme.!
Diline sahip çık, camidesin sövme.!
Celalettin  BİLGİN
  01 Ağustos 2014 
 
G e l d i m   A m a
Y o k s u n . !  
Gül gibi koksun,
Gönlümde çoksun,
Kalbimde ki oksun,
Geldim ama yoksun.!
 
Hep sana baksın,
Senden bana aksın,
Yalnız beni yaksın,
Geldim ama yoksun.!
 
Eşsiz ve yeksin,
Benim için teksin,
Bin bir çeşit renksin,
Geldim ama yoksun.!
Celalettin  BİLGİN
 27 Temmuz 2014
 
G i d i ş i n e 
El  Salladığım  Yerdeyim 
Bir elveda demeden ayrıldın gittin,
Kime bıraktın giderken çiçeklerini..
 
Unutmak çok zor terk edipte gideni,
Şu an dibinden kim suluyor orkideni..
 
Yayın gergindir kim bilir, kimleri okluyor?
Mor menekşelerini şimdi kimler kokluyor?
 
Gönlün hangi çağlayana kapılıp akıyor?
O güzel begonyana şimdi kimler bakıyor?
 
Giderken aklın bir yerlerdeydi, karmaşık..
Kimi sarıyor kolların, kiminlesin sarmaşık?
 
Baktım pencerende aralık kalmış tülün,
Sanki kokusunu alıyorum içerideki gülün..
 
Hala sıcaklığı avuçlarımdaymış gibi ellerin,
Kiminle, kimin elinde, şu an hanımellerin?
 
Kaybettim kendimi, bilmem ki neredeyim,
Hala gidişine el salladığım, o yerdeyim..
Celalettin BİLGİN
   06 Eylül 2012
 
 
Gözlerinin  Kahvesinden
Çay mı söylesem,
Bir sade kahve mi alsam
Kahvesinden gözlerinin..
 
Çıkamıyorum içinden,
Etkisindeyim hala
O tılsımlı sözlerinin..
 
İnan sevdiğim kahve bahane,
Gönlüme işleyen bakışların şahane,
Eridim sıcağında közlerinin..
 
Gülümsemenden almış tadını,
Sade iki kahve ile alayım utancını,
Pembeleşen yüzlerinin..
 
Kapat kahvesine gözlerini,
Kirpiklerin baksın gözlerinin falına.
Kimbilir neler çıkar bugünden yarına..
Celalettin BİLGİN
  13 Kasım 2012
 
Gül  Yürekte  Solmadıkça
Şafak söküp, gün sabah olmadıkça
Gizeminle hep gecemde kalacaksın.
Gül yürekte yavaş yavaş solmadıkça
Hayalimde, hep aklımda olacaksın..
 
Aşkın, gönül dalıma konmadıkça,
Bu yaram sevginle onmadıkça,
Dudakların bir busecik sunmadıkça
Hayalimde, hep aklımda olacaksın..
Celalettin  BİLGİN
 27 Temmuz 2014 
 
G  ü  z  i  d  e    A  b  l  a 
Orta Anadolu’nun bozkırlarından,
Küçük yaşta gelmişsin Güzide abla.
Nasıl sıyrılmışsın bu zorluklardan,
Yalnız, kadın başına sen Güzide abla.
 
Kimsesiz insanların, kimsesi olmuşsun.
Dertlerle, çilelerle, iç içe dolmuşsun.
Haline bakmadan, halsizle olmuşsun.
Ne güzel insansın sen Güzide abla.
 
Kim koymuşsa ismini, Güzide koymuş.
Kim gelmişse evine, seninle doymuş.
Allah’ın en sevdiği kulu da oymuş,
Deseler, düşersin aklıma Güzide abla.
 
Birliktesin dostlarınla neşede, hüzünde.
O sıcak tebessümün eksik olmaz yüzünde.
İkilik yoktur özünde, söylediğin sözünde.
Ne büyük bir insansın sen, Güzide abla.
 
Derdimize candan, yürekten koşarsın.
Kızın Yasemin’le birlikte yaşarsın.
Varlığınla kabına sığmaz taşarsın.
Ne harika insansın sen, Güzide abla.
 
Sevgin bir anne sevgisiyle dopdolu.
Sen gösterdin bize hep, aydınlık yolu.
Ailenin bükülmez ve kırılmaz bir kolu,
Oldun sen, varlığınla Güzide abla.
 
Sabrının sırrına bir türlü eremediğim.
Yoluna ipekten halılar seremediğim.
Gönül bahçesinden çiçekler deremediğim.
Ne kutlu insansın sen, Güzide abla.
 
Sevdiklerin seni, terk edipte gitmesin.
Yüzündeki gülümsemen sakın, bitmesin.
Allah başımızdan seni eksik etmesin.
Ne mutlu insansın sen, Güzide abla.
 
Gerçek dost Güzide Göksel’e..
Celalettin BİLGİN
 02 Ağustos 2011
 
H  a  y  a  t  t  a  ;  
En iyi şey : Sabır,
En acı şey : Yalnızlık,
En feci şey : Ölüm,
En kötü şey : Tembellik,
En tatlı şey : İçten tebessüm,
En güzel şey : A ş k ,
En zalim şey : İntikam,
En çirkin şey : Dedikodu,
En güzel kitap : K u r’a n ı K e r i m ,
En büyük sevgi : Olduğu gibi sevmek,
En sıcak duygu : Arkadaşlık,
En kıymetli şey : Zaman,
En üzüntülü şey : Unutulmak,
En kutsal duygu : A L L A H   A ş k’ı,
En samimi duygu : D u a ,
En sıcak kelime : Evet,
En soğuk kelime : Hayır,
En samimi itiraf : Doğru söylemek,
En korkutucu şey : Kabus,
En büyük sadakat : Gönülden bağlılık,
En büyük fakirlik : İnce düşünceden yoksun olmak,
En vazgeçilmezlik : Seher vakti uykusu,
En gerekli olanlar : Ekmek, Hava ve Su,
En büyük zenginlik : Gönül zenginliği,
En silinmez olan şey : Hatıralar,
En olması istenilen şey : Sağlık,
En içimizden çıkmayan şey ; Uhte,
En güzel rahatlama duygusu : Ağlamak,
En büyük hürmete layık olan : A n n e ,
En gerçekleştirilmesi güç olan : Sabretmek…
 
Hayatta ; Her şey sabretmekle elde edilebilinir.
Ama güçlük sabredebilmektedir…
 
H a y a t ; Her geçen gün yaprakları biraz daha solan,
soldukça okunması kolaylaşan ve üzerinde
hiç bir değişiklik yapılamayan gerçek bir
romandan başka bir şey değildir…
Celalettin Bilgin
17 Ağustos 1999
 
H   ü   l   y   a   ‘   y   a  
Ne bir gün aldım dünyadan, ne de rüyadan,
Ne biçtimse hepsini de vaktinde ben ektim..
Bir buse almak nasip olmadı Hülya’dan,
Ne çektimse hepsini bu aşk yüzünden çektim..
Celalettin BİLGİN
  05 Mayıs 2011
 
İçime Doğru Adım Adım
Yüreğimde acının çalısı,
yüreğimde adın,
yürüyorum içime doğru adım adım..
Yollarımda dikenler, pıtıraklar,
bırakmıyorlar beni sana..
Sen de öyle değil miydin?  Anlasana.!
 
Çiğ ıslaklığında ki acının dikenleri
işlemek istercesine genime,
acıtarak dokunuyorlar tenime..
 
Yüreğimde acının dikenli çalısı
yürüyorum içime doğru adım adım
yürüyorum içimin ıssız yollarında
kimselere rastlamadığım..
 
Seni unutmak; paçaların da
pıtıraklarla dönmek gibi..
Kalkamıyorum vurgun yedim
burası kahrolası aşkın dibi..
 
Battıkça yüreğime acının dikenli çalısı,
Aktı gitti seninle şu ömrümün yarısı..
Celalettin BİLGİN
 19 Temmuz 2014
İ   l   g   i   n   ç   
Her ağlayan yüzün altında,
Sinsi bir maksat.!
 
Her ilginin sonunda
Gizli bir menfaat.!
 
Her bekleyişin sonunda,
Bir yıkılış, bir yalvarış vardır..
Celalettin BİLGİN
  29 Aralık 1980
 
İ l k   K e z   S e n i n l e 
İlk kez seninle açtım gözlerimi,
İlk kez seninle dünyayı gördüm,
İlk kez seninle birlikte güldüm,
İlk kez seninle istedim beraber olmayı,
İlk kez senin için katlandım bunca cefaya,
İlk kez senin için kendimden kaçtım,
İlk kez senin için gözyaşı döktüm..
 
Beni, ben yaptın sen ilk kez..
Celalettin  BİLGİN
 12 Haziran 1983
 
İ   s   t   e   r   s   e   n   
Sevda bahçelerinin çiçeklerinde,
İstersen bul beni, istersen bulma.
Bir damla yaş oldum kirpiklerinde,
İstersen sil biraz, istersen silme..
 
Suya gelen ceylanın pususu sensin,
İçime akan aşk suyun durusu sensin,
Anılarım arasında ki gül kurusu sensin
İstersen sol biraz,  istersen solma..
 
Baharla tomurcuk güller dal uçlarında,
Rengarenk kır çiçekleri yol uçlarında,
Bir papatya gibiyim avuçlarında
İstersen yol biraz, istersen yolma..
Celalettin BİLGİN
 08 Haziran 1989
 
 
K ı z   A s i y e
Kuytularda gizlenmiş
Isırgan otu gibi
Zehirledin, daladın beni..
 
Ani gelen bir gönül
Sancısı gibi düştün
İçimin derinliklerine,
Yaladın dilim dilim beni..
Ellerinle gönlüne doladın beni..
Celalettin BİLGİN
   05 Mayıs 1987
 
K ö r   E b e  
Önümü göremiyorum,
Gözlerim kapalı..
 
Arkama bakamıyorum,
Ebelik yapalı..
 
Sağım, Allah’a şükür,
Solum dirseğimden kapalı..
 
Önüm, arkam, sağım, solum söbe..
Saklanmayan kör ebe..
Celalettin BİLGİN
   03 Ekim 2012
 
K ü t a h y a  H a t ı r a s ı
Yıl 1966 Eylül başlarında,
Bir çocuk var altı yedi yaşlarında.
Kaldırımlarda dallarından dökülmüş yapraklar,
Çimleri sararmaya yüz tutmuş topraklar.
 
Mevsimlerden güz, hazan mevsimi
Yazılıp okula, çalışacağım dersimi..
Hemen yanımızdan geçiyor okulun yolu,
Diğer yanımızda bir jandarma karakolu;
Sıralı pencereleri bahçemize bakan.
 
Suyu dibinde şırıl şırıl,
Küçük bir ırmak karşıda akan.
Bahçede mırıl mırıl bir kedi benimle oynayan,
Bir de askerler, soğan doğrayan..
Nöbet çizelgesine ismim kazınmış,
Bahçe nöbeti bana yazılmış..
Bazen laf atıyorlar pencereden,
Bazen üzüm, armut, bazen elma..
Asker arkadaşız onlarla, mümkünse alma..
Karakolun önündeki yoldan çinili vazoya akarsın,
Çarşısında çinilerden hediyelik eşyalara bakarsın..
 
Tam karşıda dört katlı eski bir mahpushane,
Pencereleri küçük ırmağın üzerindeki
Eski tahta köprüye bakıyor..
Akşamları hasretle demirlenmiş pencerelerinden
Sızan uzun havalar yürekleri yakıyor..
Gün boyu koğuşlarında uzanıp yatıyorlar,
Akşamları içlerine çektikleri memleket
Hasretinin izmaritlerini pencerelerden atıyorlar..
 
Bir cami var sokağı geçince köşeli,
İçi yeşil ışıklar ve çinilerle döşeli,
İnce minaresinden ezanını duyduğum,
Beş vakit cemaatine uyduğum..
 
Bu şiirim satır satır
Yeşil çinilere yazılsa..  
Bir mahkumun dar ağacına
Asıldığı gibi bir duvara asılsa..
Gelen geçen şiirimi satır satır okusa;
Asker yolu bekleyen, el işlerini
Çehizlerine ekleyen kızlar
Kilimlerine satırlarımı dokusa..
 
Güzel bir “Kütahya Hatırası” olmaz mı?
Bu satırlarım çini bir vazoya dolmaz mı.?
Celalettin BİLGİN
 08 Ağustos 2014
 
Ö l ü n c e y e   D e k 
Sevginle, hüznümü büyütür beslerim.
Bu bahtsız bedeni çürütür beklerim.
Gün gelir de bir gün dönersin diye,
Çilelerimi, el ele yürütür eklerim.
 
Vurgun yemiş gönlüm, oldukça şaşkın.
İçinde bulunduğum her şeyim taşkın.
Ne yapsam, ne etsem, faydasız artık.
Sinemde saplı, bir hançerdir, aşkın.
 
Çekme o hançeri, sonra yaram kanar.
Sana hasret dudaklarım ismini anar.
Eşeleme, oynama, o küllenen ateşle,
Bir alev halinde, her yanı sarar..
 
Gül güzeldir güzelim, soluncaya dek,
Yaban eller yaprağını yoluncaya dek.
Bu bahtı kara gönlüm söz dinlemiyor,
Bıkmadan seveceğim seni ölünceye dek.
Celalettin  BİLGİN
    18 Eylül 2007
 
P o s t a c ı  
S e y d a h m e t   A m c a  
Bu şirin ilçemizin, haber taşıyan kuluydun.
Gönlümüzde taht kurmuş, sen çok uluydun.
Güler yüzlü, sevinç ve mutluluk doluydun.
Seni unutmayacağız hiç, Seydahmet amca.
 
Zarf zarf, mutluluk taşırdın hepimize.
Mektubu gelmeyenlere, söylerdin dize.
Şimdi selam olsun, bizlerden kabrinize.
Yerinde rahat uyu sen Seydahmet amca.
 
Evimize, kapımıza gülerek gelirdin.
Zarfın içeriğine göre şerbet verirdin.
Sanki zarftan ne çıkacağını bilirdin.
Medyum gibiydin, Seydahmet amca.
 
Mektuptakileri okur gibiydin herkese.
Beklediklerini verirdin türke, çerkeze.
Kimini davet ederdin, gelsin merkeze.
İçine doğardı her şey Seydahmet amca.
 
Herkes mektubunu değil, onu beklerdi.
O hep gülen yüzüne, güzel sözler eklerdi.
O da insandı, arada bir, o da teklerdi.
Nerdesin, bir haber Seydahmet amca?
 
Senden sonra artık gelmiyor mektuplar.
Ne dosttan haber, ne hal hatır soranlar.
Gelen bir kaç faturayı da kötüye yoranlar.
Senin gibi değiller be, Seydahmet amca.
 
Derler ki postacı iki kere çalarmış kapıyı.
İnsan hayatta sağlam yapmalıdır yapıyı.
Sonunda alacağımız iki metrelik tapuyu.
Önceden verir gibiydin Seydahmet amca.
 
 
Matematik Öğretmenim
Fazıl DOĞRU Hocamın Babası
Merhum Postacı Seydahmet amcaya..
Celalettin BİLGİN
   17 Eylül 1997
 
S a n a  G ö n ü l  B a ğ l a d ı m
Dün gece sabahladım, kimsesiz sokaklarda.
Adını şarkı yaptım, titreyen dudaklarda.
Acı çeken kalbimle, senin için ağladım.
Beni sevmesen bile, sana gönül bağladım..
Celalettin BİLGİN
 07 Haziran 1982
 
 
S a r r a f ç a  
Öyle bir aşktır ki,
şu peşinden koştuğumuz;
Kimi bir anda bulur,
kimi arar durur..
 
Öyle bir bayraktır ki,
göndere çektiğimiz;
Kimi göklere uzanmıştır direkte,
kimi yumruk yumruk sıktığımız bilekte..
 
Öyle bir dostluktur ki,
dostum seninle kurduğumuz;
Kiminin cüzdanın da deste deste,
kiminin kalbinde güfteden beste..
 
Öyle bir hayattır ki,
şu iç içe yaşadığımız;
Kiminin arkası güçlü, ensesi kalın,
kimi yapayalnız, kendiyle yalın..
 
İşte böyledir dostum,
bilmem anladın mı.?
Kimine mirastır boğazda yalısı,
kimine batar acının kara çalısı.!
Celalettin BİLGİN
   27 Mart 2014
T   ü   l   a   y   ‘   a     
Bakın şu buluta, bakmadan boyuna, posuna,
Aya tülden perde olmak çok gidiyor hoşuna.
 
İnceden inceden ay ışığı buluttan süzülüyor,
Şu küçük bulutun yaptığına ay çok üzülüyor.
 
Mehtaba çıkıncaya kadar, aya Tülay diyelim.
Aynı ay gibi, mehtapta tülden giysiler giyelim.
 
Sende gönlümü perdeleyen tülden bir aysın.
Etrafına ışık lüküsleyen gerçek bir Tülaysın.
 
Ay buluttan sıyrıldı, çıktı şimdi mehtaba,
Ben senden sıyrılamıyorum, Tülay merhaba..
 
Sende benimle aynı şeyleri mi düşünüyorsun?
Ne kadar tatlı, ne kadar içten gülümsüyorsun.
 
Bir sıcak gülüşünle kalbime neler neler akıyor,
Aşkın içimde bir kor alev olmuş, inan yakıyor..
 
Çıkaralım şu küçük küçük bulutları aradan,
Seyredeyim ne güzel yaratmış seni yaradan.
 
Sıyrıl artık seni gölgeleyen şu incecik tülünden,
Üflesem uçuşur mu aşk zerrecikleri külünden?
 
Uçuşan zerrecikler dönüşür mü acaba aşka?
Seninle olmak inan her şeyden daha bambaşka..
 
Papatyalar dermeliyim sana yol uçlarından,
Sımsıkı tutmalıyım, o sıcacık avuçlarından.
 
Kenetlenmeli parmaklarımız seninle bir bir,
Fısıldamalısın kulağıma sessizce; gir gir.!
 
Birbirimizi kana kana yudumlayıp içmeliyiz.
İçtikçe yudum yudum kendimizden geçmeliyiz.
Celalettin BİLGİN
 05 Temmuz 2012
 
Türk Ordusuna Taltifimdir
Faşist ordu değil, Türk Askeriyim.
Vatanın bekçisi, Milletimin eriyim.
Türk tarihinin zaferlerle şahlanışı,
Dünya tarihinin alın teriyim..
Celalettin BİLGİN
  27 Mayıs 1980
 
 
U n u t u l m a z  B i r  A n d ı
Önce gözler buluştu, unutulmaz bir andı,
Bir kıvılcım alev aldı, yüreklerde yandı,
Sonra eller tutuştu, kenetlendi parmaklar,
Bu kalp bu heyecana bilmem nasıl dayandı..
 
Yıllar var ki, o günleri hep birlikte andık,
Maziden yudum yudum içerek birlikte kandık,
Yine el eleyiz birlikte, kenetlenen parmaklar,
Sanki o an, o kalplerimiz duracakmış sandık..
Celalettin  BİLGİN
   24 Şubat 2013
 
V   e   r   e   s   i   y   e     
Bir ter boşalır üstümden onu görünce
Sonra takılır gözlerim elindeki listesine
Bakışmalar aramızda tatlı bir ağ örünce
Bayılırsın baygın bakışlarının destesine..
 
Dilim tutulur,  bir titreme her yanımı,
Yakan bir alevdir saran inceden ince.
Durur karşımda, kaynatır kanımı
İçim ısınır gözlerinin içi gülünce..
 
Ne istese hayır diyemezsin o anda
Ne istese hazırdır vereceksin bu anda
Bir ince sızı başlar ta içinde şuranda
Bir silah patlar, belli olmaz vuran da..
 
Dirseğini tezgaha öyle bir koyar ki
Gözlerinin önüne serer güzelliğini
İnsan bakarken o denli doyar ki
Alamazsın göğüslerine düşen gözlerini..
 
Alacaklarını bir bir yazdırmaya gelmiş
Belli ki bu kız beni azdırmaya gelmiş
Akan bir çay değil, çağlayan bir selmiş
Şu çarpan yüreğime eliyle değmiş.
 
Gitti gözlerim göğüslerinin arasında
Bir sıyrık açtı şu gönlümün yarasında
Hiç gözüm yok hesabında parasında
Takıldı kaldı gönlüm saçlarının karasında..
Celalettin BİLGİN
18 Haziran 2014  
 
Y     a     l     a     n     .     !
Sevincimi aldın benden, hüznündü senden kalan.
Yalanmış söylemiş olduğun, sözlerinin hepsi yalan. 
İnandıramazsın yalanlarınla beni bundan böyle.
Söyle, söylenecek başka yalanların kalmışsa söyle..
Celalettin  BİLGİN
    03 Mart 2008
 
Yüreğim  Yara  Deniz 
Antalya’da aylardan temmuz
Bir camide cumadayız
Hoca efendi hutbede
Ellerimiz açık duadayız
Safımda insanlar altlarında kısa şort
Üstlerinde birer kısa kollu tişört
Bir ben varım, iyi giyimli soluk benizli
Bir de safın öbür ucunda belli Karadenizli
Biri kara diğeri ak,
Biri ılık diğeri sıcak
Ne kadar da farklı bu iki denizler
Birisinde yanık esmer tenliler
Diğerinde açık tenli soluk benizliler
Biri hırçınlığı üstünde Karadeniz
Diğeri koylarda sakin yatan Akdeniz
Biri dört tarafı çevrili boralar denizi
Diğeri üç kıta içinde kıtalar denizi
Yok mu ortada bir yerde bir ara deniz
Akla kara yüreğimdeki sızı, yara deniz..
Celalettin BİLGİN
 31 Temmuz 2014 
 

“Celalettin Bilgin” için 5 cevap

  1. Fazıl Kiper dedi ki:

    SevgiliCelalettin BİLGİN kalemine sağlık.Çok güzel eserler.Allah kolaylık versin

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Fazıl’cığım. elimizden geldiği, dilimizden döküldüğü kadarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sitenin Şiir Defteri bölümündeki şiirler bana ait. Ladiğide anlattığım dizelereim mevcut. İlginize teşekkür eder, Baba dostu babanıza saygı ve selamlarımı iletirim. Celalettin BİLGİN

    • Sağol Fazıl. Teşekkür ederim.

  2. Yasemin Çin dedi ki:

    ALLAH/TANRI/YÜCE YARATICI GÜÇ; KUR’AN’da neler anlatıyor?
    Kur’an’ın gerçekleri hakkında!‏
    İslâm dininin ana/temel/TEK kaynağı Allah’ın son ilahi Kitabı KUR’AN, anlaşılmayı, anlamı sorgulanarak, düşünerek okunmayı beklemektedir. Arapça okutulma dayatma zulmü; anlaşılıp, yaşama uygulanabilir olmasında en büyük engeldir. Anlamadan okuyup üfürülecek, kehanetlerde bulunan ya da şifre çözmede kullanılacak bir Kitap asla değildir KUR’AN. “Kur’an’da, herşeyi bulamazsınız” diyenlere inat; Allah, pek çok ayetinde; “Kur’an’da hiçbir eksik bırakmadığını, herşeyi ayrıntıları ile ve örneklerle açıkladığını” söylemektedir. Şekilsellik, şekilsel ibadetler, kıl, kılık, kıyafet, değildir Kur’an’ın derdi! Kendi gibi yaratılmış kullara tapınmanın, onların önünde eğilip bükülmenin, okur-yazarlığı şüpheli din satıcılarına kulluk etmenin/onların boyunduruğu altına girmenin insan onurunu ayaklar altına aldığının, insan özgürlüğüne en büyük zararı verdiğinin uyarıları ile doludur.
    Kur’an’ın içinde VAR olan ALLAH, Söylemek istediklerini, okuyan kişinin samimiyetine, anlama kapasitesine göre, Allah’ın tek öğreticiliği ile; “din” adına, hadis/sünnet diyerek hikaye/rivayet anlatanlardan, sömürenlerden, kutsallaştırılmışlardan(?!) kurtarıp, özgürlüğünüze kavuşmanızı sağlar. Peygamberlerin ve kutsallaştırılmış kişilerin adı kullanılarak; her birinin tepesinde bir insanın bulunduğu mezhepler/dinler oluşturulmuş. Musa Peygamber-Yahudilik, İsa Peygamber-Hıristiyanlık, Buda-Budizm, Muhammed Peygamber-Sünnilik, Ali-Alevilik, daha sonra alt kollarda da, pek çok kişinin temsil ettiği tarikatlar, cemaatler, dergâhlar. KUR’AN(Âli-İmran,105)Mezhep,tarikat-cemaat ayrımına acı azap uyarısında bulunur! Kitap tek, Allah tek?!
    Peygamberimiz, Allah’a ulaşmada şirk aracı yapılmaktadır. Peygamberimiz sadece Allah’a ve Kur’an’a hizmet etti.
    Din sadece Allah’ındır. Allah’tan başkasına mı saygı göstereceksiniz? (Nahl,52) Ayet alıntıları-Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı Kur’an meali
    “Din”, tüm hikaye / rivayet / hadis / sünnet / tefsir anlatıcılardan kurtarılıp; Allah’a ve Kur’an’a teslim edilmelidir! Kur’an, mezarlıkta, ölülere okunan Kitap olmaktan kurtarılmalıdır!!!
    “Din”in çıkar için kullanılması, Tanrı’nın mı, bizim mi sorunumuz ve bu sorunu Tanrı mı, biz mi çözeceğiz?!‏ Yasemin Çin

Bir Yorum Yazın

  • Fazıl Kiper dedi ki:

    SevgiliCelalettin BİLGİN kalemine sağlık.Çok güzel eserler.Allah kolaylık versin

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Fazıl’cığım. elimizden geldiği, dilimizden döküldüğü kadarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sitenin Şiir Defteri bölümündeki şiirler bana ait. Ladiğide anlattığım dizelereim mevcut. İlginize teşekkür eder, Baba dostu babanıza saygı ve selamlarımı iletirim. Celalettin BİLGİN

    • Sağol Fazıl. Teşekkür ederim.

  • Yasemin Çin dedi ki:

    ALLAH/TANRI/YÜCE YARATICI GÜÇ; KUR’AN’da neler anlatıyor?
    Kur’an’ın gerçekleri hakkında!‏
    İslâm dininin ana/temel/TEK kaynağı Allah’ın son ilahi Kitabı KUR’AN, anlaşılmayı, anlamı sorgulanarak, düşünerek okunmayı beklemektedir. Arapça okutulma dayatma zulmü; anlaşılıp, yaşama uygulanabilir olmasında en büyük engeldir. Anlamadan okuyup üfürülecek, kehanetlerde bulunan ya da şifre çözmede kullanılacak bir Kitap asla değildir KUR’AN. “Kur’an’da, herşeyi bulamazsınız” diyenlere inat; Allah, pek çok ayetinde; “Kur’an’da hiçbir eksik bırakmadığını, herşeyi ayrıntıları ile ve örneklerle açıkladığını” söylemektedir. Şekilsellik, şekilsel ibadetler, kıl, kılık, kıyafet, değildir Kur’an’ın derdi! Kendi gibi yaratılmış kullara tapınmanın, onların önünde eğilip bükülmenin, okur-yazarlığı şüpheli din satıcılarına kulluk etmenin/onların boyunduruğu altına girmenin insan onurunu ayaklar altına aldığının, insan özgürlüğüne en büyük zararı verdiğinin uyarıları ile doludur.
    Kur’an’ın içinde VAR olan ALLAH, Söylemek istediklerini, okuyan kişinin samimiyetine, anlama kapasitesine göre, Allah’ın tek öğreticiliği ile; “din” adına, hadis/sünnet diyerek hikaye/rivayet anlatanlardan, sömürenlerden, kutsallaştırılmışlardan(?!) kurtarıp, özgürlüğünüze kavuşmanızı sağlar. Peygamberlerin ve kutsallaştırılmış kişilerin adı kullanılarak; her birinin tepesinde bir insanın bulunduğu mezhepler/dinler oluşturulmuş. Musa Peygamber-Yahudilik, İsa Peygamber-Hıristiyanlık, Buda-Budizm, Muhammed Peygamber-Sünnilik, Ali-Alevilik, daha sonra alt kollarda da, pek çok kişinin temsil ettiği tarikatlar, cemaatler, dergâhlar. KUR’AN(Âli-İmran,105)Mezhep,tarikat-cemaat ayrımına acı azap uyarısında bulunur! Kitap tek, Allah tek?!
    Peygamberimiz, Allah’a ulaşmada şirk aracı yapılmaktadır. Peygamberimiz sadece Allah’a ve Kur’an’a hizmet etti.
    Din sadece Allah’ındır. Allah’tan başkasına mı saygı göstereceksiniz? (Nahl,52) Ayet alıntıları-Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı Kur’an meali
    “Din”, tüm hikaye / rivayet / hadis / sünnet / tefsir anlatıcılardan kurtarılıp; Allah’a ve Kur’an’a teslim edilmelidir! Kur’an, mezarlıkta, ölülere okunan Kitap olmaktan kurtarılmalıdır!!!
    “Din”in çıkar için kullanılması, Tanrı’nın mı, bizim mi sorunumuz ve bu sorunu Tanrı mı, biz mi çözeceğiz?!‏ Yasemin Çin