Cemal Süreya

 
                      C  E  M  A  L    S  Ü  R  E  Y  A
                      1931 yılında Tunceliye bağlı Pülümür ilçesinde dünyaya geldi.
Çocukluğunu Erzincan’da geçirdi. 1938 Dersim İsyanı ile ailesiyle Bilecik’e sür-
gün edildi. Cemal Süreya 38 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatıyordu;
                    “Bizi kamyona doldurdular,
                      Tüfekli iki erin nezaretinde,
                      Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
                      Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
                      Tarih öncesi köpekler havlıyordu..”
                      Bilecikte başladığı ilk öğrenimini İstanbul’da bitirdi.  Haydarpaşa
Lisesinden mezun olup  Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi  Maliye ve
İktisat Bölümünü bitirdi.Maliye Bakanlığında müfettişlik,Darphane Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı  Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği,  Orta Doğu İktisat Bankası  Yönetim Kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu Yönetim Ku-
rulu Üyeliğinde bulundu. Yayın evlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redak-
törlük, çevirmenlik yaptı. Elli üç sayı devam eden Papirüs adlı bir edebiyat der-
gisi çıkardı.Pazar Postası,Yeditepe,Oluşum,Türkiye Yazıları, Politika,Yeni Ulus,
Aydınlık, Saçak, Yazko Somut ve 2000’e Doğru  gibi yayın organlarında şiir ve
yazılarını yayımladı.
                      Geleneğe karşı olmasına rağmen,  geleneği  şiirlerinde  en güzel
kullanan şairlerden birisidir. Kendine özgü söyleyiş biçimi  ve şaşırtıcı buluşla-
rıyla,  zengin birikimini;  duyarlı, çarpıcı ve yoğun bir duyguyla sergileyebilen
ikinci yeni şiirin en başarılı şairlerindendir.
                      Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazdı;
                    “Tanrı  
                      Bin birinci gece şairi yarattı,  
                      Bin ikinci gece Cemal’i,
                      Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı,
                      Başa döndü sonra,
                      Kadını yeniden yarattı..”
                      9 Ocak 1990 günü henüz 59 yaşında İstanbul’da hayat veda etti. Ölümünden sonra,  adına bir şiir ödülü kondu.  1997’de  Cemal  Süreya  Arşivi yayımlandı. Sırasıyla; Üvercinka (1958),Göçebe (1965), Beni Öp Sonra Doğur
Beni (1973),Uçurumda Açan (1984),Sevda Sözleri (1984-Son dört kitabı), Güz
Bitiği (1988),  Sıcak  Nal (1988),  Sevda  Sözleri (1990, 1995-Tüm Şiirleri)  ve
Korkarak Vinç adlı şiir kitapları yayınlandı.
 
 
A       d       a       m       
Adam şapkasına rastladı sokakta,
Kim bilir kimin şapkası.
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz.
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar.
Bir kadın, kim bilir kimin karısı?
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.
 
Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda,
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı.
Adam bulut gibiydi hatırladı.
Adamın ayaklarının altında,
Yıldızların yıldız olduğu vardı.
Adam yıldızlara basa basa yürüdü,
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.
Cemal SÜREYA
 
 
A     f     r     i     k     a   
Afrika dediğin bir garip kıta
El bilir, alem bilir,
Ki şekli bozulmasın diye Akdeniz’in
Hala eskisi gibi çizilir
Haritalarda..
Cemal SÜREYA
 
 
A  m  a      S  e  n  i  n
Daha nen olayım isterdin,
Onursuzunum senin.!
Cemal SÜREYA
 
 
A         ş         k        
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerin siz edemem bilirsin.
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiye idi ilk açılışı gözlerimizin, sırf onaydı.
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü.
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti.
Yoktu dünlerde evelsi günlerde ki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı.
 
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu.
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbul’lular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça, lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Kadıköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik.
 
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız.
Seni bir kere öpsem, ikinin hatırı kalıyordu.
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük.
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı, memelerin kahramandı sonra.
Sonrası iyilik güzellik..
Cemal SÜREYA
 
 
B    i    r       G    ü    n 
bir gün seni bırakırım ya,
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu.
evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.
Cemal SÜREYA
 
 
Çocuk Olsam Yeniden 
Çocuk olsam yeniden..
Bir tek düştüğüm için acısa içim
Ve kalbim; çok koştuğum için çarpsa sadece..
Cemal SÜREYA
 
E d i p  C a n s e v e r
Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.
Herşeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
Cemal SÜREYA
 
 
H    a    d    i       G    i    t    
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git.!
 
Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.
 
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzünün hüznüyle dolmasınlar.
 
Madem ki, benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden, uçabildiğin kadar.
 
Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
 
Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.
 
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.
 
Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak.!
 
Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.
 
Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.
 
Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.
 
Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka.!
 
Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kimbilir şerefinden kaç kadeh içecekler.!
 
Madem ki aşk tablosunun takdirinde acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.
 
Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına, bir selama muhtaç et.!
 
Güllere de aşk olsun, gene sen kokacaksan.!
Fallara da aşk olsun, gene sen çıkacaksan.!
 
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm.!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.
 
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.!
 
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git.!
Cemal SÜREYA
 
 
K e h a n e t     1 9 8 5
Lokman şair senin hayatın,
Yedi kırlangıcın hayatı kadar.
Altısını ardı ardına yaşadın,
Bir kırlangıcın daha var.
Cemal SÜREYA
 
 
 
Kırmızı Bir Kuştur 
Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların
Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzünün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dört nala sevişmek lazım..
Cemal SÜREYA
 
Neden Yorgunsun
Neden yorgunsun
sorusuna
cevap aramaktan  
ve bunu
sormasınlar diye
gülümsemekten
yoruldum..
Cemal SÜREYA
 
 
 
N e h i r l e r   B o y u n c a
K a d ı n l a r   G ö r d ü m 
Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar
Hepsine yüzer kere rastladım en azdan
Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda
Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda
Verdi mi adama her şeylerini verirler
Ben gördüm ne gördümse kadınlarda
Porsuk nehrinin geçtiğini..
Cemal SÜREYA
 
 
Ö     l     ü     m    
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gölgesine sarılıyorum..
Cemal SÜREYA
 
P     a     r     k       
Öyle sevdim ki seni
Öylesine sensin ki.!
Kuşlar gibi cıvıldar
Tattırdığın acılar..
Cemal SÜREYA
 
 
Rakı İçtiğin Gün Ölemezsin
Öbür günler için bir şey diyemem,
Rakı içtiğin gün ölemezsin..
Cemal SÜREYA
 
 
S     a     y     ı     m     
Ayışığında oturuyorduk,
Bileğinden öptüm seni.
 
Sonra ayakta öptüm
Dudağından seni.
 
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan seni.
 
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni.
 
Evime götürdüm yatağımda,
Kasığından öptüm seni.
 
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni.
 
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni..
Cemal SÜREYA
 
S e v i y o r u m  
Uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum..
Cemal SÜREYA
 
 
S u   S e r p   S i n e m e  
Çıkamazsın, gönlüm haremdir sana
Bakamazsın, eller mahremdir sana
Umut pınarından su serp sineme
Aslı’sın, bu yanan Kerem’dir sana…
Cemal SÜREYA
 
 
Ş     a     r     a     p    
Saat on ikiden sonra,
Bütün içkiler
Şaraptır..
Cemal SÜREYA
 
 
Ü  s  t  ü     K  a  l  s  ı  n   
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca aldığın şu hayat
Fena değildir..
 
Üstü kalsın..
Cemal SÜREYA
 
 
Üşüyor musun?
“Üşüyor musun?
  Üzülme bee.!  
  Gel yanıma.
  O kadar yaktın ki canımı;  
  Isınırsın..  
  Üşümezsin bir daha..”
Cemal SÜREYA
 
 
Ziya Osman Saba’ya 
Hep beyazı söyledi Ziya Osman Saba.
Hiç terlemedi şiirinde.
Daha doğrusu yalnız alnı terledi.
O da utangaçlığından belki.
Alnını silmek için beyaz bir mendil taşıdı elinde.
Şiiri küçük dayının şiiridir.
Günün birinde trafik kazasına kurban gidecek bir dayının.
Vazgeçişten serinlikler çıkardı.
Yetinmeyi bir mutluluğa dönüştürmek istedi.
Sofanın şaiiri Ziya Osman.
Sonra da öldü..
Şimdi cesedi bozulmamış duruyor.
Alnında o mendil..
Cemal SÜREYA
 
 
 

Bir Yorum Yazın