Cengiz Kılçer

 
 
          C E N G İ Z   K I L Ç E R
             Cengiz Kılçer 1966 İstanbul doğumlu. 1995 yılından beri şiir ve eleştirileri
çeşitli yayın organlarında yayımlanıyor.  Sanat Cephesi,  Sol Portal,  Sol Kitap Eki
editörleri arasında yer aldı.Çöl Takvimi Kitabı ile 1999 Dünya Kitap Ödülünü aldı.
             Sırası ile; Çöl Takvimi (1999), Adaklar ve Şarkılar (2008) ve Kızıl Kuğular
Gecesi (2012) adlı kitapları yayınlandı.
 
 
K ı z ı l  K u ğ u l a r  G e c e s i
yağmurun mayaladığı keder ki içimde kurumuş bir kuyudur
yüzümdeki her imladan bir çöl çıkaran zülfikar okur
yıllar önceydi yıllar önceydi..
 
vurmasalardı geçip gidecektim
kalmayacaktı böyle her şey
ayrılıkların bazı yaraları
derinleştirmesi gibi
kalmayacaktı böyle her şey
göğsümün kuyusunda
durmadan dönen bir çıkrık gibi
yıldızlar kadar uzak
yıldızlar kadar yakındık birbirimize
esmerliğin bir nilüfer oldu suda
yıldızlar
ki gecede gökyüzünün apoletleri
bütün nehir kıyılarında
ve dalgın Tuna’da
yıllar önceydi yıllar önceydi..
 
adın ki aklımdadır hala
yıllar sonra umutsuzlukla
ve hüzünle ve acıyla
anılardan sığınsam da hangi saçak altına
derdim ki kendime yükte hafif pahada eksiğim
ben zehri kendine yük olmuş
bir akrebim dünyada
vurmasalardı geçip gidecektim
suskunluğuma emanet ettim
yeşim kabzalı kristal hançeri
vurmasalardı geçip gidecektim
vakur ve kırılgan mevsimler gibi
ismim iskeleti kalmış bir sandaldır.
kim bilir kaç bin yıldır bir bozkırda
ki kurumadı gözyaşım gömleğimde hala
göğsümün içinde çığlık çığlığa kuş sürüleri
ve nezaman bir şeyler yazmaya başlasam
dağılıyor kağıdın ortasında
adın ki bozkır ezgileri
devrik cümleler kurdun hayatım hakkında
utanmadım ağladım
yıllar önceydi
yıllar önceydi..
 
vurmasalardı geçip gidecektim
yaralı bir aşktan sonra
şimdi kan bir karmaşadır değil mi
kabuk bağlayan ikiz yaramızda
ters yüz edilen bir şeydir yıprandıkça
aşk da ve onun anısı da
sahi yaşadık mı biz seninle aynı yüzyılda
ayın küstüğü gece birdenbire
doğacakken usulca
niye sonra anlıyorum
akrebin geçip giden gecesini
ve yarasa ile aynı yazgıyı bölüşmesini
kapatıyorum artık bu defteri açtığım gibi
bir yağmurun altında
dilsiz bir ağıtla
umutsuzlukla ve hüzünle ve acıyla
ama adın aklımdadır hala..
 
masumiyet çocukluğun hakikatidir diyelim
bilirsiniz biraz da bozkırdır atı biçimleyen
atlarımızın yelelerini düğümleyip
ay sulardan silinmeden
kalkıp bir erken ortaçağ evindeki beşiğin
bıraktığı izlerden
kızıl kuğular gecesine gidelim..
 
kızıl kuğular gecesine gidelim
bilirsiniz biraz da bozkırdır atı biçimleyen
ama sonsuz biçimleyen..
Cengiz KILÇER
 
 
L    a    m    e    k    a    n
tenine indirdiğim mushaftan
adımı sildim
kalbimi kör ettim
bıraktığın aynaların derinliğinde
kayboldu aksim
kırıldı kristal hançerim
karanlık ezberim
çarmıha geren de bendim gerilen de
ikisinde de çok acı çektim
fena mülküne kaç kez geldim
kaç kez gittim
kanadı kırık maarif meleğim
buzdan bir ay vakti
buzdan bir ay vakti
tenine indirdiğim mushaftan
adımı sildim
suretinden de
sıratından da
böyle geçtim
gittim..
Cengiz KILÇER

Bir Yorum Yazın