Dut Ağacı

 
 
D u t   A ğ a c ı  
Sapır sapır dut gibi
döküldü çocukluğu;
dibine dökülmüş dutları
görünce ağacın..
 
Dut ağacının tepesinde
geçen yılları geldi aklına,
sonra daha nelerin nelerin,
bir bir vardı farkına..
 
Sonra kızının, dedesine,
“Fındık Dede” deyişi,
anneannesinin tavuklara
bili bili seslenişi..
 
Anneanne kedisine 
“Kesmük” diye sesleniyor..
Kesmük anneanenin verdiği
kemiklerle besleniyor..
 
Anıları canlandı,
tam da orada yaşıyor.
Bir kedi Kesmük gibi
patisiyle kulağını kaşıyor..
 
Bir çocuk tutturmuş
isterim diye ağlıyor,
kocabaş pekmezine imiş
yaygarası yürekleri dağlıyor..
 
Küpün içinde göründü
Ağlayan çocuğun başı,
Anneanne dinsin istiyor
bu çocuğun gözyaşı..
 
Sonra çocuklar; koşan,
zıplayan, hoplayan.
Yol kenarlarında
böğürtlenler toplayan..
 
Bir çocuk taş yapıştırıyor
Dikilitaş’ın dilektaşına.
Kim bilir ne dilekler diliyor
aldırmadan yaşına..
 
Takılmış sürüklenip gidiyor
çocuk feleğin çarkına,
acep varır mı bir gün
dilediği dileklerin farkına?
 
Ne acılar duymuştu çocuk
o arının sokuşundan.
Koşup gitti çocuklar
Muhtarın Yokuşundan..
 
Camları demir panjurlu
o evin önünden geçerken
ağbisinin ilk sevdiği
“Seher” geldi aklına.
 
Sonra aklı; ilk göz ağrısı,
gönlüne ilk düşene takıldı.
Bu aşk için bir bilseniz
neler neler yakıldı..
 
Bütün çocukluk anıları sanki
bağrından bir bir söküldüler.
Sapır sapır dut olup oracıkta
çocuğun önüne döküldüler..
 
İlk göz ağrısı, ilk aşkı,
Ümit Bey’in kızı Nazan’dı.
O küçük çocuğun gönlünden
savrulan çok büyük bir hazandı.!
 
Celalettin  BİLGİN
 23 Temmuz 2014

Bir Yorum Yazın