Erdem Beyazıt

 
 
A   R   A   M   A   K
Ey hep bir kelime arayan kalbim.!
Sonra arayan tekrar arayan kalbim..!
Erdem BEYAZIT
 
 
G   Ü   V   E   R   C   İ   N   L   E   R
Bir ağaç bir mezar taşını yutuyordu Çarşıkapı’da,
“İçimizde kımıldanırken İstanbul..”
Bir çocuk mabetlerin susamışlığını satıyordu,
Sesini hatırlayamadığımız bir su testisinde..
Güneş sanki günahımızdı üstümüzde…
 
Sonra bu güvercinler niye varlar,
Bir anıyı yaşatmak için mi,
Ölümsüz bir ses mi  taşımak için ötelere
Avuç içlerinde camilerin.?
Erdem BEYAZIT
 
 
H   İ   C   R   E   T
B   U   R   C   U   N   D   A   N
Elveda vatanım;  doğduğum toprak
bedenimin eczası;
akan suyu, biten meyvası
damarlarımda kan olan.!
acizlendiğimde gözyaşları dökerek
üstünde umutlar yeşerttiğim;
sokaklarını, bahçelerini, çeşmelerini
ezbere bildiğim,
anılarımın tarlası;
kimliğimin mayası;
çocuklarımı büyüttüğüm;
kadınımla paylaştığım;
anamı babamı emanet ettiğim toprak,
e l v e d a  . !
Erdem BEYAZIT
 
 
”  O  “
                              (Evrenin efendisine..)
Dünyanın ağırlığını eklesek,
Yıldızları, ayı, güneşi..
Yine de ağır basarsın ey kalbim
Ey kalbimin güneşi…
Erdem BEYAZIT
 
 
S   U   S   M   A   K
Ey sesimi keskin bir bıçak gibi
Kınında saklayan çağ.!
Ey sabırla bileyen günlerimi.!
Erdem BEYAZIT
 
 
V    E    D    A
Bu şehirden gidiyorum;
Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi,
Gururu yıkılmış soy atlar gibi
Bu şehirden gidiyorum..
 
İnsanları taş gibi bana yabancı,
Ağaçlar bensiz hüküm giyecek bulvarda.
Bir tambur bir yalnızlığı anlatıyorsa,
O ışıksız pencereden;
Ben onu duymuyor gibiyim..
Bir ağaç ölüyorsa kapınızın önünde;
Ben onu bile duymuyor gibiyim..
 
Bu şehirden gidiyorum
Gömerek geceyi içime,
Sabahın hüznünü beklemeden,
Gidiyorum bu şehirden..
Erdem BEYAZIT
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bir Yorum Yazın