Erkut Tokman

 
                  
 
          E R K U T   T O K M A N 
             1971 yılında İstanbulda dünyaya geldi.İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü bitirdi. Londra’da 2 yıl şiir ve oyunculuk başta olmak üzere sanat üzerine eğitim aldı. Bir süre Bükreş ve Milano’da çalışıp yaşadı.
             Şiirlerini  1996 yılından itibaren, çeşitli edebiyat dergilerinde  yayınlamaya başladı, bunu daha sonraları  şiir çevirileri,  yer yer makale,  söyleşi  ve nadiren de
öykü yayınları izledi.  Bu çalışmaları; Hürriyet Gösteri, Varlık,  Kitaplık, Üç Nokta, Yasakmeyve, Özgür Edebiyat, Şiirden, Edebiyat ve Eleştiri, Sonra Edebiyat, Budala,
No Edebiyat,Ç.N, Mor Taka, Borges Defteri, Islık,Şiir Oku, Başka,Son Kişot, Akköy
ve Karakalem gibi dergilerde yayınladı.
             Günümüzde ağırlıklı olarak  Romence ve İtalyancadan şiir çevirileri yapan
şairin aynı zaman da İngizce’den ve nadiren Fransızca’dan yaptığı şiir çevirileride vardır. Sırası ile; Giden ve Kalan (1999) ve Bilinmezi Dolaşan Ses (2007)  adlı şiir kitapları yayınlandı.  Seksenlerde Çocuk Olmak (2010),  Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı (2012)  ve Kedi Şiirleri Antolojisi (2014)  adlı kitapları yayınlandı.  P.E.N. Türkiye üyesidir ve Hapisteki Yazarlar Komitesinde çalışmaktadır. Şiirleri; İtalyanca, Aze-
riceye, İngilizce, Fransızca, Romence, Arapça ve İspanyolca çevrildi ve yayınlandı.
 
 
B   i   r   l   e   ş   m   e
Bir parçam eksik kaldı
Sen olmayınca
Ağacın kovuğu, gövdesi
Çatlaması kabuğunun ayrık yollarla
Bir solucanın bölünmesi toprakta
Nerde gövden?
Ben solucanım
Bir yaz gecesi senden öfkeyle
Kaçarken
Bölündüm.
Bir parçam eksik kaldı.
Toprakta.
 
Ağacın gövdesindeki çatlakta
Sıyrılıyor aşkın yeni tadı..
Erkut TOKMAN
 
 
D     u     v     a     r
Zamanın aynası boş
Kader dediğin ip boynuna dolanmış
Çok uluslu ikilemlerin ortasında
Şu sessiz çoğalan diller
Irkların ve dinlerin birbirine geçtiği bir anlıkta
Yanyanayken farklı
Ama aynı gibi insanlığımız,
Bir soysuzluk idealinin sonunu hazırlayan düşünce
Maddenin sana dönüşen ruhunda ölü,
Bu kültürlerin kavşağında eriyen bilincin odası
Önümüzde duran bir uçuruma düşmüş
Bütün bir sanat tarihi
Bir dehanın gözyaşları
Sonsuz boşlukları saran eski bir ses şimdi;
Bu yön duygusunu kaybetmiş
Çarptığım duvarlar
Birer insan mı?
Erkut TOKMAN

Bir Yorum Yazın