Gültekin Emre

 
  
             GÜLTEKİN EMRE
             31 Mayıs 1951’de Konya’da doğdu. 1974’de Ankara Üniversitesi Dil ve
Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümününden mezun oldu.1977
‘de ilk şiiri Türkiye Yazıları dergisinde yayımlandı.Sol ve Onur yayınlarında bir
süre düzeltmen olarak çalıştı.
             Nisan 1986 ile 1987 yıllarında on yedi sayı süren Parantez, Şubat 1994
ile Ekim 1996 yıllarında elli beş sayı süren Şiir-lik, Ocak-Şubat 2002’de iki sayı
süren Melez Şiir Dergilerini yayımladı.Milli Kütüphanede  görev aldı. 1980’den
beri Berlin’de öğretmenlik yapıyor.
             Sırasıyla Kurşini Bir Siperde (1980), Bizsiz Gibi (1983), Gece Düşleri
(1985), Aşk ve Minyatürler (1989), Düşkuyusu (1990 – Bu kitabıyla 1991 Orhon
Murat Arıburnu şiir ödülünü aldı), Berlin Şiirleri (1991-Liebe und Miniaturen),
Siyaha Elveda(1993),Taşı Sula (1998-Bu kitabıyla 1996 Ceyhun Atuf Kansu şiir
ödülünü aldı), Kanun Hükmünde Şiir(1999), Melez (2005-Seçme şiirler), Küçük
Deniz (2006-Toplu şiirler) kitapları yayımlandı.
 
 
 
D  i  l     Y  a  r  a  s  ı  
                                 ufak bir “mola”
                                  alır sizden hayatın yükünü
güneş mi sallıyor dalları  
dallar mı tutunuyor gün ışınlarına    
salınan bir ömür mü akşama  
dökülen sıva bekler mi ustaları    
 
kar ışığa bakıp çıkışıyor    
kent tülünü aralıyor gecenin  
işte burada beklediğim sendin  
sis düşün başını kaldırıyor    
 
dil iyileşmez bir yara  
özlem patlar günün elinde  
ölüm göz kırpar dilsiz kalırsa  
dün neydi, bugün nerede    
 
boyadığım bir resimde misin  
kayıp kuşağın arasında mı  
kulaklığını takmış bir umutta mı  
aradığım ıskalanmış bir ömür mü  
 
adım atıyorum gölgene..  
 
hayat nasıl da geçiyor,    
zaman hiç geçmezken…
Gültekin EMRE
 
Dünyanın Bin Bir Hali 
dolu nasıl dolar
12 on ikiden nasıl vurulur
boş nasıl boşalır
 
loy loy loy
 
yol neden yorulur
kar niçin kor olur
köz neyle közlenir
 
oy oy oy
 
su neden solar
yol niçin susar
kıl nasıl kıvrılır
 
ah ah ah
 
bu dağ neden orada
bu aşk neden böyle
bu akşam neden yaslı
 
loy loy loy
 
düğüm neden pencere değil
sevdim neden pişman değilim
taş neden taş olduğuna sevinir
 
vay vay vay
 
dünya neden dönüyor.?
Gültekin EMRE
 
 
G e c e   D ü ş l e r i 
gece düşleri alır götürür beni
sığınmacı akşamların hüznüne
– ne çok şey anlatılır ya da anlatılmaz
baskının direnmeye davetine
ölümlerin yeniden dirilmelerine
 
bir kent düşünün her evde bir yaralı
– ya ölüler ya ölmeyenler ya ölümü bekleyenler
düğünlere kan bulaşmış bir kez
– sevgiler tutsak tek kişilik hücrelerde
sular da çürür yetmiş iki gün boyunca
 
gece düşleri alır götürür beni
dimdik yüreklerin yanında nöbete
şarkı,  türkü,  şiirle dolmaya
kilit vurulmuş denizlerin dilinde
balıkçıların ağında mavi köpük olmaya
 
yabancı akşamların karanlık gülleri
mektupların yanıtsız kaldığı günler
acı haberler bizleri bekler kuytularda
yapraklar sessizce hıçkırır ezgilerimizi
gözlerin, dost gözlerin silinmeyen sevgisi
 
gece düşleri alır götürür beni
elimde bir gül fidanı
– kaşların namlu gibi çatıldığı sedirlere
dillerin bıçak açmaz suskunluğu
karanlıklara, antlara, akşam alacalarına
 
ve sen gelirsin şafağın ilk rengiyle
penceremde kuş olmaya..
Gültekin EMRE
 
 
S  a  k  l  ı     K  o  r  o 
Bana bir yol ver sonu olmasın
Başı da döndürsün başımı
Uzun bir gece olsun önümde
Özlem duyayım ömrümün resmine..
 
Babamın olmadığı oturma
Odalarında bana bir kısmet ver
Darmadağın günlerime bir bomba
İhbarı gibi düşsün dişi ilk yaz sancısı
Beni bana anımsatsın akşama
Hazırlana yorsun sızı yolumu kessin
Tadı damağımda kalsın uzun sürmüş
Ayrılığın, varsın yarım kalsın
Düşlerimin düştüğü çıkmaz
Çıksın içimden bir ruh gibi can alıcı sevdalar
Unutmaya başladığım destursuz yüzün
Şiirime kol kanat geren el yazılarındaki
Şans kapısı kıyamete açılan kıymık..
 
Ucunda ölüm olan o tatlı ayrılık
Aykırı fotoğrafların dilinden düşmeyen
Saklı Koro, kör aynadaki sağır
Uçurumun görüntülediği unutulmaz kare..
Gültekin EMRE
 
 

Bir Yorum Yazın