Hakan Savlı

 
 
 
       H   A   K   A   N      S   A   V   L   I 
         04 Mayıs 1965 günü Ankara’da dünyaya geldi.İskenderun’da büyüdü. Samsun
Tıp Fakültesinden 1989 yılında tıp doktoru olarak mezun oldu.1991 yılında İstanbul
Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünde Onkolojik Genetik doktorosuna başladı. 1992-93
yıllarından önce Londra Üniversitesi Royal Marsden Hastanesinde,  King’s College
Hematoloji  Laboratuvarında çalıştı.  1994 yılında  Çapa Tıp Fakültesi Organ Nakli
Ünitesinde çalıştı.1995 yılında Helsinki Üniversitesi Transplantasyon Laboratuarla-
rında Kemik İliği Transplantasyonu ve Organ Nakli Araştırma Ekibine katıldı.
         Londra yıllarının şiirleştirildiği  Unutulmuş Çocukluk Eskizleri (1995),  Kuzey
Avrupa anılarının şiirleştirildiği Köpükler(1996),Sanşo Panza’nın Ölümü(1997),Go
Dersleri – Sonsuzluğa Yeni Başlayanlar İçin (2000), Yalnızca Müzik İçin (2003) ve 
Turuncu (2005) adlı şiir kitapları yayınlandı.
         Finlandiya’da moleküler metodlarla kanser genetiği araştırmaları üzerine ça-
lıştı. Dosyada yer alan on yedi şiirle  1994 Sabri Altınel  Şiir Ödülünü, bu dosyanın
genişletilmiş toplamıyla 1995 Cemal Süreya Şiir Ödülünü kazandı.Go Dersleri-Son-
suzluğaYeni Başlayanlar İçin kitabıyla 2001 Behçet Necatigil Şiir Ödülünü kazandı.
         Şiirleri bir çok dergide yayımlanan  Hakan Savlı, 1999 Eylül ayından bu yana
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde Öğretim Üyesidir. Halen Üniversitede dersler
vermekte ve Finlandiya’da Lösemi Genetiği konusunda Post Doktoral çalışmalarını
sürdürmektedir.
 
 
GÖZLER ile ilgili görsel sonucu
G   ö   z   l   e   r   i   n        A   ş   k     
ezik bir şey vardı gözlerinde, bana kendimi hatırlatan
 
……… gözlerini yumunca sen
zühre mavisini sehere saçar
Şirvan’lı bir er rüyasında Halep’e uçar
içtimada bir adım öne çıkardım
çünkü; aşk beni seçer..
 
……… sen memelerine düşen ışık
parçalarından habersiz
uyurdun hafifçe içini çekip
ben gözlerindeki ezik
ışıkta kalırdım..
 
anlardım, iki meleğin vardı senin
biri sarı, biri pembe
iki dövmen vardı
biri benim, biri akşamüstünün
iki kalbin vardı
ikisi de uzaklarda benden
benimse iki küçük
sözcüğüm vardı
seviyorum seni..
 
ve ben kayboldum..
sana karışan bir akşam üzeri
ezik gülüm, akşam tozlum, sende kayboldum
aşk mı bu dedi ihtiyar akasyalar
ne bileyim ben..  ben sadece kayboldum
öptün beni gözlerinin imkansız köylerinde
peşinde çocuklar, kavalcılar, kumrular
dışarda ne kalmış, umurumda değil
gözlerinde kayboldum..
Hakan SAVLI
Ocak 2002, Adam Sanat
 
 
S e n   E l i m i   T u t u n c a    
Sen elimi tutunca kalbi karışıyor içimdeki adamın
Sen elimi tutunca iki küçük asker
Cennette kapıları çalıp çalıp kaçıyorlar
Sen elimi tutunca leylekler uyumuş
Burunları nemlenmiş, maskeli süvariler damlarda
Açmışlar rakıları, atları peynir kesiyor
Sen elimi tutunca çinli bir şairin yamağı
Dizeleri mutfakta bırakıp orman yoluna çıkıyor
Kirazlar;  açmışlar çiçekleri, ilkyazmış
Sonunda sen varmışsın yaralı ülkemizin
Sen elimi tutunca sonunda
Dediklerini anlıyorum denizin
Sen elimi tutunca bana geldim de
Sen olmasan ben kimsesizim…
 
Sen elimi tutunca aklı dolaşıyor içimdeki adamın
İki kurşun asker cennette kurşun kalemle mektup yazıyor
Sen elimi tutunca mahallenin kızlarına
Görülmemiş mektuplar getiriyor postacı
Postacının şapkasında kar var karın kalbinde gökyüzü
Çin’den biri gelmiş, turşucular şiire başlıyor
Sen elimi tutunca sonunda
Kadrosu tamamlandı meyhanemizin
Mesut Cemil Bey,  Vaftizci Yahya
Elini öpüyor hanımefendimizin
Todori’nin köpeği Filozof Necla
Diyor ki neyim eksik benim bu turşucudan…
 
Sen elimi tutunca aşiyan tepeleri boydan boya erguvan
Sen elimi tutunca iki küçük asker
Cennetten kesip kesip atıyor tepeme şiirleri
Sen elimi tutunca ben hülyalı bir muaviniyim
Hong-kong’da bir minibüsün
Sen elimi tutunca bütün sureler aklıma geliyor
Ezberlettiği lise müdürümüzün
Sensiz sarsak sepelek bir tavuskuşuyum
Bilgisizim,  yorgunum,  çaresizim…
 
Ben yalnız bir şairim sen elimi tutunca
Sadece bir şairim sen elimi tutunca
Yanımda Çin’li sadık bir yamak
Erguvanlardan..  Erguvanlara…
Hakan SAVLI
 
S  e  n  i     S  e  v  i  y  o  r  u  m
seni seviyorum
kılıksız, dilenci bir bahar şarkılar söylerken kapıda
 
seni
seviyorum
 
kumrulara bulandı sabah
taç yapraklarından yorganın altında
 
ineceği istasyonu şaşırdı kalbim
bir sessiz film kahramanı kadar tuhaf
 
menekşe yüklü batık bir gemi
buğulu bir senfoni eriyen kardan adam
 
seni seviyorum
günlerdir ağaç kavuklarında arıyorum ellerini
yok ki
martılara serpiyorum bulduğum pırlantaları
gözleri yok ki..
 
acı bir tirad
benekli hayat
 
ışığı süssem
tortusu yok ki..
Hakan SAVLI
Unutulmuş Çocuklar Eskizler
 

Bir Yorum Yazın