Hilmi Yavuz

                  
 
             H  İ  L  M  İ   Y  A  V  U  Z
                 14 Nisan 1936 günü İstanbul’da doğdu. 1954 yılında İstanbul Kabataş
Erkek Lisesini bitirdi. Bir süre gazetecilik yaptı. BBC Radyosunda çalıştığı yıllar-
da (1964-1969) Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi.
                 Yurda dönüşünde Cumhuriyet,Milliyet ve Yeni Ortam gazetelerinde Ali
Hikmet imzasıyla eleştiri ve incelemeler yazdı.İstanbul Mimar Sinan, Boğaziçi ve
İstanbul Teknik Üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
                 İlk şiirlerini dönüm dergisinde yayınlayan Hilmi Yavuz,sonraki yıllarda
biçim ve özün dengelendiği bir düzey sergiledi.İslam mistisizmi üzerinde, özellikle
de tasavvuftan yararlanarak kendine özgü bir sözcük dağarcığı geliştirdi.Halen
Zaman Gazetesinde kültür yazılarına ve Bilkent Üniversitesinde Öğretim Görevlisi
olarak çalışmaya devam etmektedir.
                 Sırasıyla Bakış Kuşu(1969),Bedrettin Üzerine Şiirler(1975),Doğu Şiirleri
(1977),Yaz Şiirleri(1981),Gizemli Şiirler(1984),Zaman Şiirleri(1987),Söylen Şiirleri
(1989),  Ayna Şiirleri (1992), Gülün Ustası Yoktur (1989, Şiirler-I),  Erguvan Sözler
(1989, Şiirler-II),  Hüzün ki  En Çok  Yakışandır Bize (1989, Şiirler-III), Çöl Şiirleri
(1996), Akşam Şiirleri (1998), Yolculuk Şiirleri (2001), Hurufi Şiirler (2004), Küller
ve Zaman (2005),  Büyü’sün Yaz (2006),  Kayboluş  Şiirleri (2007)  ve Yara Şiirleri
(2012) adlı şiir kitapları yayınlandı.  Doğu Şiirleri ile  Yeditepe Şiir Armağanını ve
Zaman Şiirleri ile 1987 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülünü kazandı.
 
 
Doğunun Gurbetleri 
akşam en güzel masaldır
                 iyi anlatılırsa..
 
doğru olan her şeyde biraz
öfke, biraz yılgınlık vardır
                 der, bir kıssa..
 
cam incelince, şarap da incelir
yaşam acıdan kırmızıya
ölüm hüzünden beyaza
ve bir gül gelirse
bu yol ayrımından gelir
                 mutlaka ve nasılsa..
 
kendi elimizle kurduğumuz gurbetten
daha zor bir sürgün yoktur
                 yaşasak da yaşamasak da..
 
umuda ve sonbahara hüküm ki:
gülün saltanat devrinden
ne sevdik se bu günden
ve ne kaldıysa dün ki
acıyı yakuta döndürsün
                 hüznü döndürsün elmasa..
 
akşam en güzel masaldır çünkü
                 iyi anlatılırsa..
Hilmi YAVUZ
Doğu Şiirleri, S.,31,32..
 
 
Doğunun Kadınları 
biz batan güne sahip çıktığımızda
ay,   B i t l i s ‘ te sarı tütün
ya da bir akarsu imgesi
gibi yiğit ve bütün
bir ağıttı 
                 kadınlarımızda..
 
onlar hüznü bir çeyiz
çileyi ince bir nergis
ve gülerken bir dağ silsilesi
taşırlar
ve birer acıdan ibarettiler
                 kayıtlarımızda..
 
kadınlar ki alınlarımızda
doğuyu mavi bir nokta
ve yazgıları çok uzakta
bir nehir yoluna
                 karışırlar..
 
ölümleri duvaktan beyaz
ve Ahlat, Erciş, Adilcevaz
üzerinden geçen bir kederle
                 yarışırlar..
 
ve birer yazmadan ibarettirler
                 sevdalarımızda..
 
biz bir yazın ayağında
en küçük bir gurbeti bile
içi titreyerek okuyan
ve bir gülü tersinden dokuyan
                 umutlarımızda..
 
başlığı kınadan turaç
bebesi doğuştan kıraç
ve bir ninniyle darılıp
bir türküyle barışırlar
ve birer hasretten ibarettirler
                 mektuplarımızda..
Hilmi YAVUZ
Doğu Şiirleri, S.,26,27..
 
 
Doğunun Sevdaları 
I V .
bir göl güle düşerse
göl değil de gül bulanır..
 
gurbet sende pamuklarsa
gece aya ordan doğar
şiir acıya çullanır
ilk yaz düşeli beridir.
giden ben değilim, yoldur
dili söyleyen sevdaysa
mektubum kalbime yollanır..
 
 
nehir kuşa batsa birden
aksa tersine aksa
batsa kül, batsa turna ve batsa..
ve benim bir yanım ki ferhadsa,
bir yanım dağdır.
hasret, külüngü vurduğum yerdir.
ateş kül ile dağlanır..
 
bir göl güle düşerse
göl değil de gül bulanır.
Hilmi YAVUZ
Doğu Şiirleri, S.,22,23..
 
 
Doğunun Soruları 
hangi umut, hangi sevda, hangi dağ
ve hangi..
 
dağ, Allahüekber dağlarıdır
sevda nazımın ki..
 
ve ozan bir garip derviş işte
acısı Gevaş’ta, ağıdı Muş’ta
kendini yollarla bezemiş
mendili boydan boya meneviş
bir büyük akşamın kulu
sabrı, hasreti doğulu..
 
ve ölüm, bir kır yoksulu
gibi gök ekin arıyor sanki..
 
hangi umut, hangi sevda, hangi dağ
ve hangi..
Hilmi YAVUZ
Doğu Şiirleri, S.,41,42..
 
 
E     y     l     ü     l   
eylül.! daha çocukluğumdan
beri size bakardım ben
bir yazın azalmakta olan
sözcüklerinden nasıl da
ansızın dökülürdünüz
                 bahçelerle ve kül
dolardı içim.. eylül.!
 
eylül.! kırılgan mevsim.!
cam hançeri gözün
dağılırdı kalbimde
birden gecenin ve gündüzün
perdesiyle örtülürdünüz
                 tenhayla ve tül
dolardı içim.. eylül.!
 
eylül.! unuttum sizi
dağ kızarır yol sararırdı
ve ben dönüşlere bakardım
o aman vermez belleğin
paramparça güldüğüydünüz
                 aynalarla ve gül
dolardı içim.. eylül.!
Hilmi YAVUZ
Erguvan Sözler, S.,86,87..

Bir Yorum Yazın