Hünkar Dağlı

 
 
G        İ        B        İ
Hıçkırıklar ile ağlarım bazen,
Gözyaşı sel olur yanaklarımda,
Vücudum kaskatı olur aniden,
Boşluklar fısıldar kulaklarımda,
Buruk bir tebessüm dudaklarımda
                                  – deliler gibi –
Böcekler gezinir dört bir yanımda,
Bulanır hislerim; tutar, kusarım,
Nedamet arama şu figanımda,
Yarin suçlarına gönlü asarım,
Kilitlenir ağzım.. gayrı susarım
                                  – ölüler gibi –
Hünkar DAĞLI
 
 
 
H     E     D     İ     Y     E
Bir merdiven sonu
Bir kapı önü
Bir ayrılığın başlangıcında
Yavaş,
Sessiz
Ve usulca çevirerek.!
Biraz ürkek,
Biraz şaşkın,
Biraz mahcub..
Ama bilerek, isteyerek
Uzatıp pençeyi sine-i cana
Kalbini çıkarıp gönül kökünden
Bir hayali resim,
Bir meçhul isim,
Sarıp üzerine bir de tebessüm;
“Senin olsun” diye
Uzatıverdi.!
Hünkar DAĞLI
 
 
 
M        A        S        A        L
I.
Masal bu ya, evvel zaman içinde
Payitahta bir güzel kız varmış.
İnce, zayıf, çıtkırıldım bedende
Alemin sığdığı yürek atarmış.
Biçimli yüzünde kara gözleri
Alev alev, ışıl ışıl yanarmış.
Bakışı etrafa yöneldiği an
Nice yürekleri çarpar, yakarmış.
Her mevzuda az-çok bir şeyler bilir
Umulmadık meseleden anlarmış.
Zerafette,  incelikte,  hünerde
Melekesi bir “Prenses” kadarmış.
Bahtı da gözleri kadar karanlık
Ve yılmadan mutluluğu ararmış..
 
 
 
II.
Masal bu ya, evvel zaman içinde
Payitahta bir genç adam varmış.
İşe gelir-gider, sabah ve akşam
Kendi halinde bir hayat yaşarmış.
Dünya ha var ha, yok onun gözünde
Bahar seli gibi çağlar, akarmış.
Efe’nin tekiymiş şartsız, kayıtsız
Nerde akşam oldu; orda yatarmış.
Güzelliğe meftun, güzele tutkun,
Güzellere döner döner bakarmış.
Hiç bir başarıya varmamış amma,
“Şair” miş kendince şiir yazarmış.
Şiiri de  bahtı kadar karanlık
Ve yılmadan mutluluğu ararmış..
 
III.
Masal bu ya, evvel zaman içinde
Günlerden bir günde, olmadık bir an,
Prenses’le  Şair  karşılaşmışlar,
İkisini birden sarmış heyecan.
“Aradığım budur” hayallemesi,
Sanki biri canmış, biri de canan.
Bir kırmızı gülmüş bağlantıları,
Musiki ve şiir yumağı sanan.
“Hüzünle sarardı ümid goncası”
Andelip  misali Şair de figan.
“Sen miydin o,”  şaşkınlığı içinde,
“İyi ki senmişsin” dönsün bu devran
Ve tutmuşlar mutluluğun ucundan
Şair gönül hayranı, Prenses handan..
 
IV.
Masal bu ya, evvel zaman içinde
Sıyırmış yükünü, atmış Prenses
Yıldızları gören gönül, evinin
Üstüne kör çatı çatmış Prenses.
Kapıyı kapatıp zor ve güzele,
Fayda ve konforla yatmış Prenses.
Bir bebek edinmiş oyuncakçıdan,
Geri kalan ne var, satmış Prenses.
Bebek büyüdükçe artmış geliri,
Servetine servet katmış Prenses.
Bebek bahaneymiş, atlama taşı,
Zulüm ve ihanet tatmış Prenses.
Utanç ve gururdan bir çizgi çekmiş,
Aşılmaz, geçilmez hatmış Prenses.
Ve eskiyi uzak tutar bu çizgi,
Sadece seyredip, sadmış Prenses.
 
V.
Masal bu ya, evvel zaman içinde
Aşk denilen ecir esas hayatmış.
Aşkın deryasında yüzmek zor iştir,
Prenses üç fersah gitmeden batmış.
Bu zamanda sade sevda yeter mi?
Variyetsiz olmak bir kabahatmiş.
Asude bir aşkın kahrı çekilmez,
Maksadı, meramı tüm şatafatmış.
Rahat sevk verir ki, meşk olsun aşkta,
Tez ferah edinmiş, lüksü donatmış.
Ya sevdası yalan, ya olan biten,
Hep kırmış, dökmüş, vurup kanatmış.
En zayıf yerinden vurmuş Şair’i,
Günah silahıyla sarıp kuşatmış.
Amma ne hikmettir bir yol dener ki,
Meram; zühd-ü süluk.. yeni icatmış.!
Ve Şair’e ondan geriye kalan
Sahte gözyaşları, naylon feryatmış.
Hani bittiydi ya bu tuhaf masal
Şair tabutundan kalem uzatmış..
 
VI.
Masal bu ya evvel zaman içinde
Mutlu devirlerin hep sonu vardır.
Masalın sonunu yazmış Prenses
Kim bilir şu anda kimlere yardır.
Şair sevgisinin kadrini bilmez,
Yaptıkları kendisini inkardır.
Üç-beş dünyalığa tamah eyleyip,
Bir gönlü katletmek ancak zarardır.
Bazı zararları görmek güçse de,
Albenisi, cazibesi ısrardır.
On kişide olan umar halbuki
Şair de olanın biri kadardır.
Prenses Şair’i ihmal ettikçe,
Şairin şiiri sırf intizardır..
 
Çıkmaz bir sevdaya mesken edilmiş
Kitlemiş aşkını, kalbi mezardır..
Ve ne olsa yapar bu deli Şair
Gayri dünya onun gözüne dardır..
 
………………………………………………………….,
…………………………………………………………. ..
Dedik ya masal bu üstünde durma,
Her masal da iyi kötü son vardır..
Hünkar DAĞLI
 
  
 
M    E    D    –    C    E    Z    İ    R
İçimde bir yangın var ise eğer
Yakan sensin gülüm, söndüremezsin.
Aklım, fikrim, hissim peşinde gezer,
Çelen sensin gülüm, döndüremezsin.!
 
Senden gayri güzel görmezse gözüm,
Senin tekrarından ibaret sözüm,
Çölde seraplarla esrükse özüm,
Bakan sensin gülüm, kandıramazsın.!
 
Seni hapsediyor göğüs kafesim,
Gözlerine ritim tutar nefesim,
“Dağbaşı çığlığı” olursa sesim,
Çıkan sensin gülüm, indiremezsin.!
 
Aklım sarpa sarsa, mantığım şaşsa,
Senden gayri dünya tenha ve boşsa,
Hasret oluk oluk, gözümde yaşsa,
Akan sensin gülüm, dindiremezsin.!
Hünkar DAĞLI
 
 
T    E    R    K    –    İ         D    İ    Y    A    R 
Nedendir bilinmez, bülbülün meyli
Onca çiçek varken bir güle düşer.
Akşamın hüznünü paylaşan çok ya
Seherde ki matem bülbüle düşer..
 
Haklı sabır diye zillete dalar
İhanet vefayı tutup paralar
Isırgan, hayanın yüzünü yalar
Boynu bükük durmak sümbüle düşer..
 
Bir acaib hal var esrarlı karda
Dirilir bedenler tekrar baharda
Zülüfler havayı karartırlarda
Yağmuru yağdırmak kahküle düşer..
 
Kays’ın muhabbeti sığmaz destana
Züheyle’nın hırsı zarar fistana
Hepsi gelir gider bağa, bostana
Çölü aşmak yine düldüle düşer..
 
Sevdanın postunda kalmadı ehil
Hisler şahsiyetçi, rüyalar sefil
Toplumun içinde kaybolur katil
Terk-i diyar etmek maktüle düşer..
Hünkar DAĞLI

Bir Yorum Yazın