Hüseyin Haydar

 
 
D  O  Ğ  U   T  A  B  L  E  T  L  E  R  İ
E  Y     A  N  A  .  .  !
Ya Ümmü.!  Beni duy.!
Ey Ana.!  Sesimi duy.!
 
Sokağın komutan çocukları,
ateş altındayız.
öyle tatlı, öyle hoş bir
direnme anındayız, burada..
 
Ey Ana, helal et.!  Sütünü
helal et esmer oğluna.
“yaramaz.!  Ah yaramaz.!”
derdin ya bana, işte bak,
buradayım.
Köşklerin Ana’sında
ateş altında.
Ey Ana.!  Yaramazınla övün,
şu arsız oğlunla övün..
 
Yazdırdım ben de adımı
Ümmül Kitabı’n sayfalarına.
Beni doğurduğun için şükran,
şükran sana.!
Senin göğsün kadar şifalı burada,
toprak da taş da.
Basra güneşi de emzirmiş beni,
Anayurt’da emzirmiş..
 
Dokuz aslan büyütmüş beni,
ruhum güven altında.
Yedirdiğin mamadan daha tatlı
bir şey ağzımda;
 
Hurma şırasından daha lezzetli
bir şey içiyorum.
Her sabah doğuyor güneş
ve ben onu her sabah içiyorum..
 
Nice savaşın tanığı çöl,
yüzünü yıkıyor kum hırkasıyla.
Görüyorum şu yıkık duvarın
üstünden, korkağın biri..
 
Füzeler, roketlerle sokuluyor bana,
Kansas sıçanıdır o.
Kendi eğreti hayatı için
döktüğü kana bak.!
 
Bir de Ümmü Kasır’da
direnen çocukların aşkına,
Bak Ana.!  Büyük şafakta
bana bak.!
Hüseyin HAYDAR
Doğu Tabletleri, VII nci Tablet
 
 
 
 
D  O  Ğ  U  T  A  B  L  E  T  L  E  R  İ
H  A  Y   Y  A  M
Mesdiyim
olmuşum zilzurna
lütfuyla meyin,
Toprağın efsunuyla
çıkmışım göklerin huzuruna..
 
Ama eğilmem, eğilse de
önümde aşrı alem..
Düşmanım
Zaloğlu Rüstem olsa,
başeğmem,
Eğerim başımı ben
meyhane masasına..
 
Çarkıfelek mal aktarır
alçakların kasasına..
Benim gönül kasamsa
ağzına dek taş doludur,
öksürdükçe
yepyeni zühreler
sıçrar asumana..
 
Çünkü
özgürce bir nefes için
canımı rehin vermişim,
miras bırakmışım kafatasımı
torunum Hafız’a,
Şiraz’ın acıya batmış şafağını
çeksin o da kafasına..
 
Neşe gömleğimizi
yırtmak isteyen kimdir?
Adam olmayanların
masasında eğreti oturanlar,
Toprak bir testiye tutunamadan
toprağı boyladılar..
 
Hangi sefildir,
devirecekmiş
yoksul soframı?
Herşeyimi o sofraya
koymuşum ben;
Şarabımı, aşkımı,
yüreğimi, canımı,
neyim var neyim yoksa..
 
Ey elimden mey kadehini
almak isteyen gafil,
Ya dökülse yere,
maazallah Basra’yı basar,
Semerkant içse
bir katresini, başlar zelzele..
 
Yine de dim dik
yürürüm ben,
dikleşirim her içişte!
Feleğin oyunuyla
ayağım kaysa,
sarılırım yine kadehe..
 
Akşam sefası gibi
gün açınca kapanır kollarım,
ama, kırık testime
el uzatırsan,
o Cemşid gibi kalkarım:
 
Ne kimseyi görür gözüm,
ne babamı tanırım:
Yazılır bir daha Şehnamesi
Gülistan’da akan kanın…
Hüseyin HAYDAR
Doğu Tabletleri, XLII nci Tablet
 
 
K   U   R   Ş   U   N   L   A   N   M   I   Ş
K   Ö   R   P   E        Ş   İ   İ   R
Konarım  Mahpus penceresine
Ben bir küçük kuşum
Kanadımdan sekti kurşun..
 
Tutuşurum Kızılırmak suyunda
Ben bir ala gül dalıyım
Yaprağımdan sekti kurşun..
 
Geçerim yeşil okyanusları
Bir yelim ben, yağmur getiren
Gülüşümden sekti kurşun..
 
Yol boyu çiçek satıp kendine
Sevgiler alan ben sırmalı ceren
Bakışımdan sekti kurşun..
 
Kanadımdan,
Yaprağımdan,
Gülüşümden,
Bakışımdan,
Yüreğimden sekti kurşun..
Hüseyin HAYDAR
 

Bir Yorum Yazın