İbrahim Zeki Burdurlu

 

                                     
 
                İ B R A H İ M   Z E K İ   B U R D U R L U
                    1922 yılında Burdur’da doğdu.  Çocukluk yılları, yoksul bir ailenin
çocuğu olması nedeniyle zor şartlarda geçti. İlk ve ortaokulu Burdur’da, Liseyi
İstanbul  Erkek Öğretmen Okulunda  okuduktan sonra,  yüksek öğrenimini ise 
Gazi Terbiye Enstitüsünde tamamladı (1948).
                    Sivas yıllarında  Ahmet Kutsi Tecer’le tanıştı, Sivas’a özel efsane ve
öyküleri Ülkü Dergisinde kaleme aldı.1950 yılında Kıbrıs’ta Lefke Ortaokulunda 
öğretmenliğe başlayan  İbrahim Zeki, daha sonra,  Lefkoşe Türk ve Gazimagusa
Namık Kemal liselerinde Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği yaptı. Kıbrıs’tan 1954
yılında dönen şairimiz,Anadolu’nun bir çok Lise ve Eğitim Enstitülerinde Türkçe
ve Edebiyat öğretmenliği yaptı.
                    Sırasıyla; Toprak İnsanları (1945),Toprağın İçindeki Toprak (1946),
Burdur’daki Mahallemiz(1947), Keloğlan(1949), Basık Tavan(1950), Bir Köyden
Bir İnsan (1951),  Lefkoşe (1953),  Minnacık Ada (1954), Günaydın Yavru Kıbrıs
(1959) ve Atatürk’üm (1959) adlı şiir kitapları yayınlanan İbrahim Zeki Burdurlu
27 Temmuz 1984 günü İzmir’de hayata veda etti.
 
 
G e z d i ğ i m    Ş e h i r l e r
Sivas’ta kağnılar gıcır gıcır der,
Çay akar Sivas’ın içinden bacım.
Lahanalar durulur baş olur güzüm,
Gesi bağlarına şaklar kırbacım,
Talas’ta hası var kara üzümün..
 
Kara taştır Kayseri’nin evleri,
Erciyes kararır, ak ak bakışır.
Afyon’da bir dağ var, kızların dağı,
Seyhan, Ceyhan Adana’da akışır.
Gavur dağı bizim yazların dağı..
 
Çadırlar kurulur Çukurova’da.
Tıpkı İzmir’deki bağ evleridir.
Karacaoğlan düzen eder sazını.
Kara toprak ancak bire kırk verir,
Getir Isparta’nın al kirazını..
 
Bursa’da çelik var banyosu hoştur.
Geçtim Urla’dan, Çeşme’den bu yaz,
Değişmem Bursa’ya yedi tepeyi,
Olmaz İstanbul’suz memleket olmaz,
Aç, Boğaz’a doğru her pencereyi..
 
Ne derseniz deyin, Burdur başkadır.
Gölü var, gülü var, al halısı var.
Benim kara gözlüm, uzun saçlım var.
Anlat beni yaz, kış ve uçuk ballar.
Vatan burdan başlar, uzar Burdur’a kadar..
İbrahim Zeki BURDURLU

 
  Karaya  Vuran  Çarık 
Bir çarık, yorgun, umutsuz
Dertli, duygulu bir çarık
Bir şehri kıyı sanmış ta
Vurmuş yollara kendini..
 
Yırtık mı yırtık bir çarık
Kovulmuş dokuzuncu köyden
Bulmuş gibi onuncusunu
Atmış kollara kendini..
 
Giyilmiş, sevilmemiş
Dövülmüş, övülmemiş
Sebil etmiş ayak ayak
Hep hep ellere kendini..
 
Şehri kucaklasa vermezler,
El açsa canlara görmezler
Kahrından dert açmış da
Sunmuş kullara kendini..
 
Şu sokaka, bu cadde, o han.
Yeni çıkmış bir balık sudan
Neylesin, netsin.. Şaşkın
Vermiş sellere kendini..
 
Az gitmiş, uz gitmiş çarık
Yıllar yılı adı hep çarık
Korkuluğa çıkmış da adı
Asmış dallara kendini..
İbrahim Zeki BURDURLU
 
 
S  p  i  k  e  r  e   
Spiker, canım spiker
Bir daha söyle,
Söyle, söyle bir daha:
 
“Burası Türkiye,
  Türkiye, Türkiye, Türkiye..”
 
Söyle Ankara’nın taşını;
Sil sil gözlerimin yaşını;
İstanbul ne alemde,
Bursa’dan geç,
Dur, efece, İzmir’de..
 
Van’dan ne haber.!
Günaydın! Ey doğu yaylalar.!
Erciyes’ten Ağrı’ya çek bir tel;
Çal bu teli Kemah’tan, Sivas’tan
Çal, Kalksın Anadolu halaya..
 
Öp kelimelerle alnından
Gaziantep’in, Adana’nın;
Karacaoğlan, Karacaoğlan
Gel Mevlana’ya, Konya’ya
Bekle, bir kalb cenneti selamından..
 
Söyle canım kardeşim
Haber ver haberlerin içinden.
Giydir hasretimi sözlerinle;
 
Ben de gezeyim şehir şehir,
Bitmesin haberler n’olur spiker..
 
İn, bir hızda güneye Burdur’a
Gül topla ordan bana bir yumak;
Bir halı çiçeği de yeter.
Yalnız ikisi de al olmalı, kan gibi al
Burda bana her al, büyük bir bayrak..
İbrahim Zeki BURDURLU

Bir Yorum Yazın