Kemal Kocatürk

 
 
A       D       A
Ana karasına ulaşsam da yüreğinin
Ada sanırım ben orayı da
Yazgım böyle neylersin
Ben bir ada çocuğuyum
Gittiğim her yer ada bana
Dünya ne?
İnsan ne?
Değil mi ki her ikisinin de dörtte üçü su
O yüzden midir ne
Benim bu kara sevdam.?
Kemal KOCATÜRK
1999 Ay Çığırırken Ufukta, S.,27.
 
 
A L D A N M A
Gözlere kanma
Sızı gözlerin harcı değil,
Yüreğin de.!
 
Sözlere aldanma
Kanma kulakların harcı değil,
Yüreğin de.!
 
Ya öpüşler..
Suç dudakların harcı hiç değil..
Yüreğim,
Ah o yüreğim.!
Kemal KOCATÜRK
02 Ocak 2006
Ay Çığırırken Ufukta, S.,87.
 
 
ATEŞ,  AŞK  ve  HAYAT
Gün
Güneş
Parça parça
Damla damla
Sudan çağlayan ateş..
 
Göz
Göze
Seve seve
Bile isteye
Bakıştan kuduran aşk..
 
Kol
Kola
Rengarenk
Ürkek mi ürkek
Topraktan fışkıran hayat..
Kemal KOCATÜRK
2008 Ay Çığırırken Ufukta, S.,124.
 
 
A Y   G E L İ N C İ K
Gelincik  
Seni de bildik..  
 
Açtığı yerde solarmış  
Gelincik..  
 
Toprağınmış gübrelik
Ay.! Gelincik..
Kemal KOCATÜRK
22 Ocak 2001
Ay Çığırırken Ufukta, S.,59.
 
 
DOĞ ARTIK GÜNEŞİM
Siyah.! Siyah.! Siyah.!
Başka renk yok sanki.
Doğ artık güneşim.
Doğ da boğ bu
Gece denilen kara celladı..
 
Bir genç kız gibi Boğaz
Marmara eteği
İki yanı güzelim bacakları
Yükseldi kızıllık tonu avaz avaz
Ve gülüm güneşi bugün
İstanbul Boğazı doğurdu..
Kemal KOCATÜRK
Haziran 1985
Ay Çığırırken Ufukta, S.,11.
 
 
İ     M    A     N
Elleri mutlak kalkıyor
Her secdede gözyaşıyla duaya
Her gece kendi tok yatıyor ya
Ardında açlıkmış
Ne gam
Her sabah
Yeni doğan güne
Besmeleyle selam
Daha nasıl olsun
İman..
Kemal KOCATÜRK
22 Aralık 2005
Ay Çığırırken Ufukta, S.,81.
 
 
O y u n c u y a    Ö ğ ü t l e r
     I.
        Tiyatro hayatın aynasıdır.
        Aynısı değil.
        Onu becerebilecek
        Disiplin, yetenek, donanım ve cesarete sahip ol.
        Yoksa o seni becerir..
Ekim 2009
    II.
        Yaratmak için cesaretin yoksa ancak kopyacı olursun.
        Taklitte istediğin kadar ustalaş,
        Varacağın en üst seviye
        Aslının sadece bir kopyası olur..
Kasım 2009
  III.
        Öyle bir oyna ki yaşıyormuşsun sansınlar
        Öyle bir öl ki solukarı kesilsin
        Öyle bir yaşa ki örnek alsınlar
        Öyle bir öl ki oynuyorsun sansınlar..
 
        Ölümden değil, yaşamdan kork
        Çünkü ölünce hiç bir şey olmaz
        Yaşarken kişi olamadınsa..
Ocak 2010
   IV.
        Bir karakter yaratmak için
        Önce kendin karakter sahibi olacaksın..
Şubat 2010
    V.
        Yarattığın karakter övdükçe, övüldükçe yücelmez
        Tıpkı ovuldukça parlayan gümüş misali parlar
        Değeri ne eksilir, ne de çoğalır.
 
        Gümüş ayarınca vardır
        Karakter de onu yaratanın kişiliğince..
Mart 2010
   VI.
        Başkaları olmayı becerirken
        Kendin olmayı becerdiğinde oyuncu olursun.
        Olduğun başkalarına kendinden hayatı
        Hayatın doğrularını, çelişkilerini
        Karşılık beklemeksizin sızdırabildiğinde de usta olursun..
Nisan 2010
 VII.
        Yaşamda oynayan
        Sahnede seyircidir
        Yaşamın değeri yaşandıkça
        Sahnenin değeri oynandıkça yükselir.
 
        Sahnede yaşayan oyuncu parlarken
        Yaşamda oynayan oyuncu hızla söner..
Mayıs 2010
VIII.
        Kimi hayat için insanları kullanır
        Kimi de insanlar için hayatı.
 
        Oyuncu tümünü..
Haziran 2010
  IX.
        Yüreklerde ellere benzer
        Çok kullanıldığında nasır bağlar.
        Coşku ve duygular gibi tıpkı.
 
        Ama akıl hepsinin merhemi..
Temmuz 2010
    X.
        Hayatta oynayacağına sahnede oyna
        Ki;
        Hayat da kurtulsun, sahne de..
Ağustos 2010
   XI.
        Giydiğin, kuşandığın rol senin değilse, soyun.
        Kibir yüklü bol bir elbise içinde gülünç duruma düşmektense
        Onurunla çıplaklığını sergile
        Sen değil, etini bir kumaş gibi göremeyenler utansın..
 
        Değil mi ki sunduğun hayatın seçilmiş anları
        Sen de yalnızca bir parçasısın
        Aklını ve yüreğini emrine ver sanatının.
        Bırak hayat senin içinde aksın
        Sen de hayatın içinde
        Korkma
        Dişlisi ol o büyük uyumun..
 
        Gittiğin, yürüdüğün yollar senin değilse, yürüme.
        Bazen yanılmış olduğunu görüp geri yürümektense
        En baştan kendi yolunda eskisin pabucun..
 
        Değil mi ki bütün yolların faturası pabucuna çıkarken
        Hep ağrıyan başın oluyor
        Eksilen yüreğin ile cüzdanın oluyor
        O halde yolunu hayatın belle
        Korkma yürü
        Yollar yoksa da yürümek için
        Sen yeniden yaratırsın
        Sığındığında aklına yüreğin..
Eylül 2010
Kemal KOCATÜRK
Ay Çığırırken Ufukta,
S.,127,128,129,130,131,132,133,134,135,136,137.
 
 
S      A      N      A
G ö z l e r i n e . .
uyuşuk bir sabahtı
göz gözeyim
         kahve fincanlarında..
E l l e r i n e . .
dinmiş bir yağmur
sokaklarda morarmış ellerin
hohlayıp sakladım
         ceplerimde ellerini..
S a ç l a r ı n a . .
yatağımın başucunda
sarmaşık
tuttum, okşadım
         ellerimde saçların..
G ü l ü ş ü n e . .
yüzlerde sevdim gülüşünü
karmaşık
utandım
         utancımdan kedere bulandım..
Y ü r e ğ i n e ..
yüreğinde sevgim
sandım
aradım
         ağladım dalgalarında denizin..
şu an düşünemem dünyayı.
ne iyi.
açlığım dandır belki.
simit yiyor
         vapura bakıyorum..
çay içiyor
         denize dalıyorum..
iç çekiyor
         martı oluyorum..
soluğum donuyor
         kış
         kışlıyorum..
Kemal KOCATÜRK
Mart 1985
Ay Çığırırken Ufukta, S.,8,9.
 
 
Y   A   Ğ   M   U   R
Ve nihayet yağmur yağdı
Islandı içim
Islandı sokaklar
Yürüdüm yürümediğim kadar
Yıldız serptim geceye
Yağmur nasıl bekledim seni
İçim serinledi
Yerde göğün aksi
Ayaklarımın altına aldım
Yine yere serdim seni ey gökyüzü.!
Kemal KOCATÜRK
21 Kasım 2000,
Ay Çığırırken Ufukta, S.,54.

Bir Yorum Yazın