Mehmet Erte

 
 
E   T   İ   M   D   E   N       E   T   İ   N   E
 
Canım seni çekiyor, etini.
Çiçeğini koklamak istiyorum.
Güneşte gölge yapan,
Aynada yansısı olan gövdeni senin.
Etini. Canım çekiyor etini.! 
Bu korkunç.  Bu tuhaf.
Bu kırmızıdan siyaha.!
 
Sen ki gözlerime baktın,
Gözlerimde bir şey aradın,
Kurcaladın beni, karıştırdın..
Sözcüklerim dağıldı., kırıştı nefesim..
Terledim., Bulandım..
Bu arzu., Bu yakıcı..
Bu etimden etine.!
 
Son ve başlangıç.
O korkunç yarık., o ölü göz..
O dilsiz ağızcık,
Beslendiği yeraltı sularının uğultusunu yayan o çiçek.
Çiçeğinin taç yaprakları,
Sonsuz derin bir kuyuyu gizler.
Deliğin., Vertigo..
Bu baş dönmesi.  Bu tuzak,
Bu aydınlıktan karanlığa.!
 
Özsuyumdan yükselen buhar,
Bulutlar oluşturur başımın çevresinde..
Dilim karanlık bir göğü aydınlatan
Şimşek gibi dalar derinliğine..
Saçlarımı hınçla çekiştiren ellerin
Cennetten bir meyveyi yeryüzüne indirmek ister gibi;
Ama bir aldatmaca bu.!
Ah, bu bir göktaşının yanması atmofserde.
Bu uğultu., Bu düşüş..
Bu yaşamdan ölüme.!
 
Teninde zaman sıyrılır gezegenlerin deviniminden.
Kıtalar arası kımıldanır durursun.
Gövdem hafif bir yelkenlidir,
Gövdenin savruluşlarında can çekişen..
Etinin dalgalarında birer birer yitiririm;
Ellerimi, gözlerimi, dudaklarımı, dilimi..
Ah, bu olup olmadığım.
Bu yaşayıp yaşamadığım..
Bu kendinden geçiş, Bu vazgeçiş, Bu yitiş..
Bu varlıktan yokluğa.!
 
Mehmet ERTE
Suyu Bulandıran Şey’den..

Bir Yorum Yazın