Nail Çakırhan

 
                  
 
            N A İ L   Ç A K I R H A N  
                1910 yılında  Ula’da doğdu.  Konya Lisesinde  Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
öğrencisi oldu.Liseden sonra önce İstanbul Tıp Fakültesinde, sonra İstanbul Hukuk
Fakültesinde başladığı öğrenimlerini yarıda bırakıp Edebiyat Fakültesine girdi.
                Nazım Hikmet ile ” 1 + 1 = Bir” adlı ortak şiir kitabı çıkardılar. Bir süre
Nazım’ın baba evinde birlikte kaldılar.  Komünist teşkilat kurmak suçu ile gözaltına
alındılar.  Çakırhan 1932-1933 yıllarında cezaevinde kaldı.  1934 yılında Sovyetler
Birliğine gitti  ve Moskova  Doğu Hakları Üniversitesinde 2,5 yıl sosyalist ekonomi
dersleri aldı.  Bir rus kızı ile evlilik yaptı.  1937 yılında  II. Dünya Savaşı nedeniyle
SSCB yönetiminin talimatıyla 8 aylık eşinden boşanıp yurda dönmek zorunda kaldı. 
Oğlunu ancak 42 yıl sonra görebildi.
                1938 yılında Tan Gazetesinde çalışmaya başladı.  1946 yılında Zekeriya
Sertel ve Sabiha Sertel’ce çıkarılan “Görüşler Dergisi”nin sekreterliğini yaptı. Bir
süre sonra kapatılan bu dergi nedeniyle 1946-1950 dönemini hapiste geçirdi.
                Çevreye saygılı ahşap evler inşa eden Nail Çakırhan’a, saygın mimarlık
ödüllerinden  “Ağa Han Mimarlık Ödülü” verildi.  Bu ödülle  ünü artan Çakırhan,
Muğla’daki “Konakaltı Hanı” nı  Kültür Evi olarak restore etti.  Ardından yörede
çeşitli evler, oteller, tatil köyleri inşa etti.  Sanatçı  11 Ekim 2008 günü, Muğla’da
kolon kanserinden hayatını kaybetti.
 
 
D a h a   Ç o k   O n l a r
Y a ş a m a l ı y d ı . !
Onları hep birer birer
                 Tanıyorum,
Onlarla yan yana
         Boyanamadığım diye kana
                 Kendi kendimden utanıyorum.
Daha çok onlar yaşamalıydı,
Daha çok onlar haketmişlerdi bunu
Daha çok onlar bilirlerdi
                 Yaşamanın ne olduğunu..
Ben onlardan öğrendim
Sevmeyi sevilmeği
Bana onlar öğrettiler
Dostu dost düşmanı düşman bilmeyi
Kafamı onlar yoğurdular.
Orada yepyeni
         Taptaze
                 Gıcır gıcır bir alemi
                          İlk önce onlar kurdular.
O topraklarda ayrı gayrı bilinmez.
O topraklarda hep el ele tutulmuştur,
O topraklarda dert unutulmuştur;
Burcu burcu ekmek kokan baharda,
         Ağız dolusu gülünür o topraklarda.
Daha çok onlar yaşamalıydı,
Daha çok onlar haketmişlerdi bunu
Daha çok onlar bilirlerdi
                 Yaşamanın ne olduğunu..

Kavgam onların adıyla anılır.

Onlar öyla aç,
         Öyle çıplak
                 Sanılır
                          Ama;
İlk önce onlar
                 Altettiler yokluğu
         Onlar tattılar,
                 İlk önce asıl tokluğu.
Daha çok onlar yaşamalıydı,
Daha çok onlar haketmişlerdi bunu
Daha çok onlar bilirlerdi
                 Yaşamanın ne olduğunu..

Nail Vahdet ÇAKIRHAN

Yeni Edebiyat, 15.11.1941, S.;26.
 
 
K a d ı n  T e l a k k i s i
Kimi der ki kadın;
Uzun kış gecelerinde,
Serip bir döşek gibi
         Yatmak içindir..
Kimi der ki kadın;
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli bir köçek gibi
         Oynatmak içindir..
Kimi der ki, hamur yoğurur.
Kimi der ki, çocuk doğurur.
Her ağızdan bir söz;
Kimi der ki, ilk göz ağrım.
Kimi der ki, onunla dolu bağrım.
Kimi der ki, bunca yıldır yaşıyorum ayalimdir.
Kimi der ki, boynumda taşıyorum vebalimdir.
Ne bu,
         ne şu.
Ne öyle,
         ne böyle.
Ne döşek,
         ne köçek.
Ne ayal,
         ne vebal..
O benim,
         kollarım, bacaklarım, dudaklarım
                 ve başımdır..
Yavrum, anam, öz kardeşim, karım,
         hayat arkadaşımdır..
Nail Vahdet ÇAKIRHAN
Haftalık Resimli Ay,
Ocak 1931, S.; 9.

Bir Yorum Yazın