Nasıl Unutabiliz.!

Nasıl  Unutabiliriz.! 
Nasıl unutabiliriz Çanakkale’yi
Bir acı busedir gönüllerde..
O sabah çiy damlaları yerine
Kan damlaları vardı güllerde..

Dört yüz altmış iki yıl önceki
Hesabı görmeye gelmişlerdi.
Ufuk boyuna dizilmiş gemilerini
Köpürmeye gebe Ege’ye sermişlerdi..

Amaçları Seddülbahir’i aşmaktı.
Rahatça Kilitbahir’e ulaşmaktı..
Çanakkale Boğazını yaracaklardı.
Marmara’dan İstanbul’a varacaklardı..

Nasıl unutabiliriz 24 Kasım 1914 ‘ü..
Önce bir Fransız denizaltısının
Torpillediği Mesudiye zırhlımızı
Ve yirmi dört bahriyeli şehidimizi..

Nasıl unutabiliriz
26 ncı Alaydan Tabur Komutanı
Yüzbaşı Abdülkadir Bey’i
Ve o koca alaydan sağ kalan
Yirmi beş erden Yetim Mehmed’i..

Binbaşı Mahmud Sabri’nin
Bir abide gibi eksik olmuyor
Ziyaretçisi Kanlı Sırtta’ki kabrinin..

Yüzünde çizgiler geçkin yaşıyla,
İki elinin arasındaki ağarmış başıyla
Oğuz Amca, derin düşüncelerde..
Sarıkamış seferindeki iki oğluna üzülen,
Bitmek bilmeyen karanlık gecelerde..
Yanağındaki derin çizgilerden süzülen,
İki damla yaş olur, akar düşünceleri..

Biga Gündoğdu bucağından,
Şarapnel yediği sağ bacağından
Yaralı Marangoz Ali’yi,
Kırılan mavzerlere yaptığı dipcikleri,
Bu topraklar için ölen mehmetcikleri;
Omuzundan vurulan Yahya Çavuşu
Her ateşle gökyüzüne uçan kuşu
Ve kuşlarla uçamayan Kastamonu’lu Yusuf’u,
Şehit düşen Şükrü Delibalta’yı,
Çanakkale’de düşmanın yakalandığı oltayı
Nasıl unutabiliriz.!

O uykusuz gecelerden kalma
Kan çanağına dönen gözleri,
Çıkarken Soğandere’den Sıçan geçidinde
Dudaklardan dökülen o nağmeli sözleri:

         “Çanakkale içinde bir dolu sandık
           Alayların içinde dört asker kaldık
           Çanakkale içinde bir top kestane
           Kalan gazilere çalı dibi hastane.”

Nasıl unutabiliriz 27 nci Alayı;
Komutanı Şefik Ali Bey’i
Ve Tabur Komutanı Kör Halil’in neferleri;
Gürçeşme’li Mehmed’i, Tıbbiyeli Nazmi’yi,
Giresun’lu Haşim’i, Gündoğdu’lu Ali’yi,
Biga Gürçeşme’li Mehmet Öztürk’ü
Düşman bağrını deşen her Türk’ü,
Halil Koç, Çanakkale Haliloğlu köyünden
Vazgeçmiş gelmiş gerdeğinden, düğünden.
Gönüllere ve yüreklere seslenen
Tabur İmamı Molla Kazım’ı,
Görmeliydiniz Pötürge’li Bilal’i elbiseleriyle
Toprağa verirken bıçak açmadı ağzını..

Nasıl unutabiliriz
17/18 Mart 1915 gecesini
Müstahkem Mevki Komutanı
Emir verdi Albay Cevat Çobanlı
Mayınlar döşensin boğaza kovanlı..
Binbaşı Hafız Nazmi Bey ile
Tophane’li Hakkı çekti gergin yayını,
Nusrat Mayın Gemisiyle Boğaza
Döşedi yirmi altı mayını..
Nasıl unutabiliriz ve o geceye
Gündüzden yerini almış dolunayını..

Nasıl unutabiliriz
Dardanos Bataryasını,
Yüzbaşı Ahmet Bey’i,
5 nci bölükten Tahir oğlu Ahmet’i,
Kangren olmadan bacağı kesilen
Dereoba’lı Ali Çavuşu,
Hasta eşini yatağında koyup gelen
Hasan Hulusi Onbaşı’yı,
Mehmed Mevsuf’u,
Göğsünden vurulup şehid düşen Yusuf’u..

Göğüs kafesine sığmayan yüreğiyle
Amiral De Robeck heyecanlı oldukça,
Kendini Napolyon’la bir gören edasıyla
Hafif dalgalı denizde donanması yol aldıkça,
Zaferin sadece kendisinin olacağını sandıkça.!

Tam dört yüz altmış iki yıl önceki
Hesabı görmeye yol alıyordu.
Rüzgar bu güçlü donanmaların
Güvertelerini son defa yalıyordu..

Düşman donanmaları topa tuttu
Yüzbaşı Hilmi Bey’in Mecidiye Tabyalarını..
Taarruz devam ediyor tüm acı şiddetiyle,
Mehmetcik savunmada iman dolu hiddetiyle..
Her yer toz ve duman, can pazarı yaşanıyor,
Sığınak ve cephanelikler isabet almış,
Tozlara bulanmış kanlı bir kol orta yerde,
Bacağı kopan askerin feryadı kulaklarda,
Yaralılar sargı mahalline sırtlarda,
Başı kopmuş, tozlu, ezilmiş erler,
Ses gelmeyen cansız cesetler..
Dalı, yaprağı kopmuş çiçekler,
Yarısı yok olmuş, solmuş çiçekler..

Nasıl unutabiliriz
Balıkesir Havran’lı Seyit Onbaşı’yı.
İki yüz on beş okkalık top mermisini
Tarifsiz bir kuvvetle sırtlayıp
Topun namlusuna sürüşünü.
Yürekten bir euzu besmele ile
İngiliz Ocean Savaş Gemisini dürüşünü..

Panikle manevra yapan gemiler
Mayınlara çarpıp tek tek patladılar..
Düşman askerleri gemilerden
Boğazın derin sularına atladılar..

Teğmen Fahri Bey Fransız zırhlısı Bouvet’i
639 mürettebatıyla boğazın sularına gömdü.
Tam kaybetmek üzereyken Boğaz harbini
Seyit Ali Onbaşıyla savaşın seyri döndü..

Nasıl unutabiliriz
Kumkale’yi, Beşike’yi, Sarıtepe’yi,
Dağ bataryasını, Alçıtepe’yi, Kilitbahir’i,
Kabatepe’yi, Bolayır’ı, Seddülbahir’i,
Mustafa Kemal’i ve 19 ncu Tümeni..
Kara harekatına döndü
Boğazı geçemeyeceğini anlayıca
Düşman gemilerinin dümeni..

       “Ya İstiklal, Ya Ölüm!” emri ile
         Mustafa Kemal’in gür sesi,
         Aynı sıcaklığını korur tarih
         Sayfalarındaki Türk’ün nefesi..

Nasıl unutabiliriz 57 nci Alayı;
Yüzbaşı Hüseyin Avni Bey’i,
Tıbbıyeli Hasan Şakir’i,
Kınalı Murat’ı, Cideli Mehmed Çavuşu
Ve bu alayda bir ibadet aşkıyla,
Şevkle omuz omuza
Etten kale olmuş 628 mehmetçiği..

25 Nisan 1915 sabahını,
Kumkale’de buz kesen soğuk havayı,
Bütün hışmıyla esen, o rüzgarı,
O sağanak yağmuru,
Su dolu siperleri
Ve diz boyu balçık çamuru..

İşe koyulduğunda yazdı.
Aralıksız altı ay siper kazdı.
Çan Göle’den Hüseyin oğlu Mehmed,
Siper değil, sanki kendi mezarını kazan
Hüsnü oğlu Nasuh’un çektiği zahmet..

Sabahın erken saatlerinde
Devşirme düşman orduları
Gelibolu kumsallarında..
Yabancı askerlerin postal izleri,
Fransızları, Hinduları, İngilizleri,
Anzakları, Afrika’dan getirilen zencileri..

Nasıl unutabiliriz şimdi Kanlı Sırtta
Sıra serviler gibi yan yana yatan
28 Nisan 1915 günü elele
Toprağa düşmek için can atan
57 nci Alayı,
Ve bu 628 mehmetciğin
Hüseyin Avni Bey’le çektikleri halayı..

Susayan askerlere suyu hiç bitmeyen
Testisinden su veren dervişi..
Kim di o deme.!  Kim di.?
Derviş İbrahim’di..

Burası Çimenlik Kalesi 9 ncu Fırka
Sıhhıye Bölüğü sargı mahalli
Ben Yenice Akçakoyun köyünden
Hüseyin oğlu Mehmed,
Sıhhıye neferi Mehmed Oral.!
Başımızda Başkatip Galip Bey..
İlk sargıyı yapıp büyük sargı
Mahalline gönderiyor yaralıları..

Nasıl unutulur yüz yıl geçse de
18 Mart 1915 sabahı
Çanakkale’de kıpkızıl söken bu şafak
Toza bulanan, göz gözü görmeyen afak..

Nasıl unutulur yüz yıl geçse de aradan
Bu vatanı Türk’e bahşeden yaradan..
Gerçekleşmedi düşmanca umulan
Zafer kana bulanmış kırmızı bir çelenkti
Sanki, Gazi Mustafa Kemal’e sunulan..

Söylediğinde “Yurtta Sulh, Cihanda Sulhu.”
Unutmamıştı İpsala’lı Hüsnü oğlu Nasuh’u..
Tanıyordu askerlerini tepeden tırnağa
Tınaztepe’den İzmir’li Ali Onbaşı’yı,
Çan Göle’den yetim Mehmet’i,
Kömürtepe’den Deli Erzurum’luyu,
Biga Gündoğdu’dan Marangoz Ali’yi,
Kabatepe’den Mehmet oğlu Osman’ı,
Dereoba’dan kesik bacağıyla Ali Çavuşu,
Tanıyordu Alçıtepe’den Nureddin Eşfak’ı,
Tanıyordu Conkbayırı’ndan Şükrü Delibalta’yı..

Ne zaman unutmuştu ki
Dünya tanımıyordu bu yüce Türk erlerini
Çanakkale ile hatırladı bir kez daha
Malazgirt, Mohaç ve Bizans seferlerini..

Bu seferler ki, Türk Tarihinde
Bir ejdadın zaferlerle şahlanışıydı.
Çanakkale; imanın, kahramanlığın, cesaretin,
Türk’e vurulamayacak olan esaretin
Tüm Dünya önünde sahne aldığı yeridir.
Çanakkale tek başına
Dünya Tarihinin alın teridir..

Celalettin BİLGİN
o5 Aralık 2014 – Cengiz Topel.

“Nasıl Unutabiliz.!” için 4 cevap

  1. hamit dedi ki:

    çok uzun abey

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Kısaltayım mı istiyorsun.

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Ne yapayım senin için kısaltayım mı?

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Çanakkale Zaferinin 100 ncü yıl dönümü için yazdığım bir destan bu. Bu büyük millet bu destanı kanıyla, canıyla yazmış. Elimden gelse dahada uzatacağım. Okumadığımız, bilemediğimiz o kadar geniş bir tarihe sahibiz ki bu yazdıklarım az bile. Sen kısaltılmışını yaz, belki şiirin ödül alır.

Bir Yorum Yazın

  • hamit dedi ki:

    çok uzun abey

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Kısaltayım mı istiyorsun.

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Ne yapayım senin için kısaltayım mı?

    • Celalettin Bilgin dedi ki:

      Çanakkale Zaferinin 100 ncü yıl dönümü için yazdığım bir destan bu. Bu büyük millet bu destanı kanıyla, canıyla yazmış. Elimden gelse dahada uzatacağım. Okumadığımız, bilemediğimiz o kadar geniş bir tarihe sahibiz ki bu yazdıklarım az bile. Sen kısaltılmışını yaz, belki şiirin ödül alır.