Necmi Dayan

 
 
A   V   L   U
iki kişilik masada
tek kişi,
iki kahve fincanı.
yoksun,
biri senin içindi..
 
tepemde masmavi gökyüzü
sarmaşıklar
sırılsıklamım, keşkelerle
akıp giden zaman
ellerin uzansa şimdi
ellerin ellerime dokunsa
sabah suskunluğu
taş duvarlarına vuran güneş
avlu, ne garip
üşüyorum…
 
kalkıp gitmeyi
fincanların boşluğunda
bilinmeyen bir yolculuğa
ne garip
nasıl inandırmışım kendimi
sevdalanmadığıma
avlu sen gibi
gizemli
hasret yüklemiş sırtıma…
Necmi DAYAN
 
 
Y   O   K   U   Z
yetim bir gülümseme kalır sen de
pencerelerde solgun çiçekler
çatlamış saksılar
sulanmamış bahçe
kalır mutfakta bulaşıklar
kalır yarısı boşalmış bardaklar
kirli tabaklar
kalır sen de demli akşamlar..
 
konuşmalar ölür koltuklarda
unutulur loş odalarda
bulutlar olduğu yerde kalır kalmaz
güneş batar ya da batmaz
artık bize ne…
 
yetim bir gülümseme kalır bende
meşgule düşmüş telefon gibi
yanıtsız kalıp herşeye
ve yanıtsızca
çekip giderim bu şehirden de…
Necmi DAYAN
30 Haziran 2007

Bir Yorum Yazın