Neyzen Tevfik

 
 
 
                      N E Y Z E N   T E V F İ K
                      24 Mart 1879  günü ( Hicri  1296 ),  Muğla / Bodrum’da  doğdu.
Çocukluk yılları  Bodrumda geçen Neyzen’in, Tepecik cami yakınlarındaki bir
kahveye gelen  dervişin  üflediği  ney çok dikkatini çekiyordu.  Daha çocukluk
yıllarında şiire ve neye olan düşkünlüğü hiç gözden kaçmıyordu.
                      1892  yılında babasıyla  Urla’ya taşındı. Kısa bir süre sonra ta-
nıştığı berber Kazımdan ney dersleri almaya başladı.Tam da bu yıllarda sara
hastalığına yakalandı.İstanbul’da Pepo adlı bir doktor sayesinde,bu hastalığı
bir nebze kontrol altına alabildi.
                      İzmir İdadisinde okurken,  İzmir  Mevlevihanesinde ney dersleri
ile birlikte Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri de almaya başladı.Burada tanış-
tığı Şair Eşreften hicvi öğrendi.13 Mart 1898’de Muhteber Dergisinde ilk şiiri
yayımladı. 19 yaşında İstanbul Fethiye Medresesine kaydolan Neyzen, Galata
ve Yenikapı Mevlevihanelerinde  Mehmet Akif Ersoy’la tanıştı. Ondan Arapça,
Fransızca ve Farsça dersleri aldı ve aynı zamanda ona ney öğretti.
                      1901 yılında  Medreseden ayrılan  Neyzen, 1902 yılında Bektaşi
Dervişi oldu. Sütlüce Bektaşi Tekkesine devam etti ve hayatını şekillendirecek
olan bu inancı ve biçimi benimsedi.13 Ocak 1902’de Şair Eşrefle Mısır’a gitti.
Burada bir arkadaşıyla neyzenler kahvehanesi açarak işletti.Ağustos 1908’de
önce İzmir’e, sonra İstanbul’a geçti. I.Dünya Savaşında Muhtar Paşa’nın em-
rinde mehterbaşı olarak görev yaptı.Dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın
yalısında verdiği konseri izleyen bir Alman Komutanın davetlisi olarak gittiği
Romanya’da piyano eşliğinde konser verdi.
                      Cumhuriyetin ilanı ile  Ankara’ya gitti  ve 1926 yılında Mustafa
Kemal’le tanıştı.Yüksek alkol tüketimiyle  artan sara nöbetleri için Zeynep Ka-
mil hastanesinde tedavi gördü.Bir süre sonra eski arkadaşı olan Mehmet Akif
Ersoy’un yanına Mısır’a gitti. 1930 yılında İstanbul’a dönen Neyzen, İstanbul
Valisi Muhittin Üstündağ’ın yardımıyla Konservatuarda görev aldı.1940 yılın-
da Bakırköy Akıl Hastanesine yatan Neyzen, 9 Mart 1946 günü basın yararına
bir konser verdi.İhsan Ada’nın yardımlarıyla eserlerini”Azab-ı Mukaddes”adı
altında kitaplaştırdı. 1950 yılında “Onu Affettim” ve sonra “Ağlayan Şarkı”
filimlerinde rol aldı.
                       1952  yılında  arkadaşlarının ısrarı ile  ölümünden  bir yıl önce,
Şehir  Komedi Tiyatrosunda jübilesini yaptı.  28 Ocak 1953  günü İstanbul’da
hayata veda etti. Beşiktaş Sinan Paşa Camisinde kılınan cenaze namazını mü-
teakip,  naaşı  Barbaros Bulvarından  geçirilerek, Kartal Merkez Mezarlığına
defnedildi.
 
 
 
Bulmayınca  And  İçeri z. !
Neyzen Tevfik’e doktor içkiyi men etmişti.
Fakat Peyami Safa bir gün üstadı ziyarete gittiğinde
odanın bir köşesinde bir fıçı şarap gördü.
– Bu ne bre üstad? diye sordu.
   Hani sen artık içmeyecektin?
– Ne yaparsın, oğul,
   içmezsem kuvvetten düşüyorum.
– Peki, içkinin faydası oluyor mu?
– Ne diyorsun olmaz olur mu?
   Mesela bu fıçı buraya ilk geldiği zaman yerinden kımıldatamıyordum.
   Şimdi iki elimle kaldırabiliyorum! der.. 
 
 
C     a     n     a     n
Sevdalı akşamlar tekin değildir,
Pek dolaşma gönül viranesinde.
Gururlu güneşler boyun eğildir,
Şaka yoktur aşkın efsanesinde..
 
Çok mutlu yıldızlar çıktı çığırdan,
Farkı yoktur aşıkların sağırdan,
Önce dumanları başlar ağırdan,
Bir cezbeyim aşkın pervanesinde..
 
İhtimal vermezsin, hem inanmazsın,
Ateşler sarmıştır, sen uyanmazsın,
Mestolduktan sonra artık yanmazsın,
Gönlüm gibi hikmet peymanesinde..
 
Taptığın mihraplar çöker bir anda,
Her şey olmuş bitmiş gibi meydanda,
Tutuştu çırağlar, sevda devranda,
Yanıyorum sazın teranesinde..
 
Bir serseriyim ki dur aman bilmem,
Kalbinden başka bir mekan bilmem,
Gök kandil olmuşum, asuman bilmem,
Bu mavi gözlerin meyhanesinde..
 
Karanlık zülfünü bir görmek için,
Gök kanat oldum cin melek için,
Bana yeter artar buselik için,
Hatıra telleri dil sahnesinde..
 
Gönül rebabında olamaz düzen,
Aşkım bu yıldızı yüzünden süzen,
Buluşuruz yarın, geceye Neyzen,
Cananın kalbinde, gam lanesinde..
Neyzen TEVFİK
 
 
 
E   l      D   e   ğ   i   ş   t   i   
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!
Neyzen TEVFİK
 
 
H     a     y     a     t     ;
Hayat, üç buçukla dört arasındadır;
               Ya üç buçuk atarsın,
               Ya da dört dörtlük yaşarsın..
Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer;  
               İçsende tükenir, içmesen de..
Bu yüzden hayattan tat almaya bak.
Çünkü; yaşasan da bitecek,
               yaşamasan da..
Neyzen TEVFİK
 
 
İ    k    i    l    i    k    
Kabe’den maksat varmaktır yara,
Kör gibi tapınma kuru duvara..
Neyzen TEVFİK
 
 
K i m e   S o r d u m s a   S e n i 
Kime sordum sa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler..
Künyeni almak için partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.!
Neyzen TEVFİK
 
 
N e   A r a r s ı n
Tanrı  ile  Aramda 
Ne ararsın Tanrı ile aramda,
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa neden türban sorarsın.?
 
Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
Yoksa sana bir zararımı var, içerim.
İkimizde gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim..
 
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp, Atatürk’e dua et..
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet..
 
İşgaldeki hali sakın unutma!
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz..
Neyzen TEVFİK
 
 
 
                 İstiklal Marşımızın şairi  Mehmet Akif Ersoy ile büyük yergi üstadı
Neyzen Tevfik’in aralarında tuhaf bir dostluk varmış. Neyzen Tevfik, Mehmet
Akif Ersoy’a çok saygı duyar  ve her karşılaştıklarında onun elini öpmek için
can atarmış.  Ancak  Mehmet Akif Ersoy,  Neyzen’in çok içmesine kızdığı için
karşılaştıkları meclislerde,  ona pek yüz vermez,  hatta azarlarmış.  Bu durum
karşısında Neyzen küçük bir çocuk gibi kenara çekilip ney’ini,ağlayarak acılı
acılı üflemeye başlarmış.Öte yanda ise Mehmet Akif’te Neyzen görmesin diye
bir eliyle yüzünü perdeleyerek için için ağlarmış. 
                 İkisininde hayatları büyük sıkıntılarla geçmiş.Mehmet Akif,Mısır’a
kaçmış, Neyzen Tevfik ise yıllarca kaldırımlarda kör kütük sarhoş, hastane ve
tımarhanelerde sürünmüş. Fakat gelin görün ki; Neyzen hayatı boyunca belki
de en az  Marmara Denizi kadar içki tükettiği  halde, uzun sayılacak bir ömür
sürmüş  ve hayatı boyunca ağzına bir tek damla içki koymayan  Mehmet  Akif
Ersoy, Neyzen’den çok çok önce ve hem de Siroz’dan ölmüş.!

Bir Yorum Yazın