Okan Alay

 
 
A       Ş       K
düşünce incinen yangın yeri
tir tir titreyen Yunus’un sesi
ah kimsenin anlamadığı çetrefil.!
Okan ALAY
Yanılgılar Evi,. S.,41.
 
 
A     V     U     N     T     U
                                              Göreceğim rüya buysa,
                               o zaman bırak beni uyuyayım..
                                                                 Shakespeare
Katmerleşirken yalnızlığım dönüp
baktım kendime nahçup bir kabullenişle
gidenlerin peşinden. Öteden beri içimde
kalmıştı o sızı. Üşüyen sessizlikle sustum.
Upuzundu! Bir eğri kapıdan vardım
yazgının bahçesine dikenini kendinde
taşıyorken gül.!
 
Ah ki har vaktidir
avun avunabilirsen ey gül.!
 
Ardımda geçmiş haller yortusu
avuç dolusu hiç. Kaçmakla uzaklaşmıyor
İnsan kendinden. Gezinip durduğum
beyhude uzayan ikircik gecede. Ötesi
içimde büyüyen yetim yanım. Nereye
gitsem bütün soluyor renkler, siyaha
bürünüyor yorgun sözler ormanı.!
 
Ah ki sus vaktidir
avun avunabilirsen ey dil.!
 
Eksik bir sayıklamayla geçti zaman
güvercin kokulu avlulardan. Nereye
baktımsa o gümüş yara.! Küllenerek
koptu kalbimden kelimeler tutunmak için
sesime. Bilir miydim çaldığım her kapının
beni vedaya götüreceğini, yolculuğunsa
meçhule.?
 
Ah ki gitmek vaktidir
avun avunabilirsen hep kül.!
Okan ALAY
Yanılgılar Evi, S.,24,25,26.
 
 
Ç   O   C   U   K
oyuncağı hayatla
zamana tuhaf sorular savuran
dünya annenin yetimi,
can tanesi..
Okan ALAY
Yanılgılar Evi, S.,42.
 
 
D       A       Ğ
ağrıdır kürdün zar kaderinde ve
dünyada adı kalsın diye sıyrılıp ovadan
sığındığı esmer bir denizdir o göğe akan..
Okan ALAY
Yanılgılar Evi, S.,40.
 
 
G  Ö  Z  Y  A  Ş  I
içli bir bahçıvandır o
göğsümüzde düş kırığı bahçeyi
sarıp sarmalayan ipil ipil su..
Okan ALAY
Yanılgılar Evi, S.,42.
 
 
KALK  GİDELİM
Kalk gidelim
Ölü düşler ülkesi Afrika’ya
Dinleyelim orda
Narin açlar senfonisini
Belki silinir pası kalbimizin..
 
Burada hayat kirli arzular sunağı
Baştan başa riya
Ve gök kırıldı kırılacak
Kimse görmüyor
Bir tutam açlığın aktığını
Avuçlarına koca Afrika’nın..
Okan ALAY
Yanılgılar Evi. S,.21
 
 
O   G İ R İ Z G A H
Korkum yok kimseden
Kendimden korktuğum kadar.!
Okan ALAY
Yanılgılar Evi, S.,53. 
 
 
S   A   K   L   I
Tene bürünen çamurken akıp gitti ırmak
Çöl içinde kaldık gerisi serap ile kum
Tuhaf şey doğrusu şu yaşadığımız tende can ile
Bir hışırtı mı yoksa ölüm, çağ insanı için
Ve neden eksilmiyor dünya onca eskidikçe zaman..
 
Ah, herkesin tabutu kendi içinde saklı
Kalmak için hayat, gitmek için ölüm mü gerek.?
Okan ALAY
Yanılgılar Evi, S.,60.
 
 
Ş   İ   İ   R
ruha aralanan kapı, safir bir acı
önü sıra yürüyen suların tersine aktığı
uğultusu geniş boşlukta sözler atlası..
Okan ALAY
Yanılgılar Evi. S.,40.
 
 
U  Ğ  U  L  T  U
bir-den
iç çekişle durmak
derya kıyısında medcezirle
yağmur
seni ağarken ansızın
dalından usanmış
yaprak telaşıyla savruldum
ondandır;
yüzüne bakmışlığım
ürkmüşlüğüm de..
 
iki-dir
evleri alıngan
bahçeleri suskun
sokaklardan geçiyorum
tütserken uzağa
dingin bir ay
alıkoyuyordu beni
siyah saçların
ateşin
suya karıldığı dem..
 
üç-ömür
dolandım tenhasında zamanın
güz ayları
kış ayları gelip geçti
masal mı hakikat mi
sular tersine mi
köprüler anlamsız
şehir erimsiz
saçları taranmıyordu çocukların
bir keder beliriyor ardı sıra
çehrelerde dinelmeyen..
 
dört-nala
deli bir kısrak gibi
gölgem
öyle nereye koşar
sığındığım kapılar ardında
kimim ben
mağlup bir küheylan mı
kendine akan
yoksa
neyle kaimse
onu mu yaşayan.?
 
nihayet-inde
kasvet yazgısıydı
boğazıma düğümlenen
kelimelerin uğultusu
yolumsa
küle akan kahır
ve onulmaz yaramla
neyin kefaretidir
bana ödetilen.!
Okan ALAY
Yanılgılar Evi,
S.,34,35,36,37,38.
 
 
V  E      Ö  L  Ü  M
acayip bir ev bizi bekleyen
koşun medet ummadan kimseden
yanınıza hiç bir şey almadan koşun;
ölüm bedava.!
Okan ALAY
Yanılgılar Evi,. S.,43. 
 
 
Y  A  Ğ  M  U  R
ele avuca sığmayan nazlı çocuk
gökten arza süzülen ılık bir bakışla
gözleri bengisu, ıslak haykırış..
Okan ALAY
Yanılgılar Evi., S.,41.
 
 
YANILGILAR EVİ
kalbim..
susmalarla gezinen avareydi
akarken ardından arzuların
hiç kabahati yoktu yaşanmışlığın
düşüyorken dalından
unutmaların arzına onca şey..
 
düş müydü kader miydi..
yalnızlık kurcalayıp dururken
sabrın sınırını
sisle örülen derin uykuda
sarıldığımız tenha
vardığımızda suskular burgacı.!
 
uzaktı..
birikince burukluğumuza akşamlar
yetişirdi kalbimize manolya
ay şimdi nerede
öyle çoğalıyorken karanlığımız
siyahi gecede
üzüldüğümüz bilinmez ki hiç..
 
incindik..
tedirgin bakışlarıyla günün
hep bir gölge düşerdi ömrümüze
upuzun ısrarla
sürçüyordu yüzümüzde kederin halleri
biraz usanç biraz ağuyla..
 
zaman..
ömrümüze tüneyen acıların ilacıymış
yorgun düşermiş
hamalıymış faniliğin!
aşk ve sabır olmasa taşıyamazmış bu yangını
kendinin hapishanesi olurmuş..
 
yazık.!
yaşamış olmak için acıtıp kendimizi
düğümlerle bağlanmışız vahim sona
ve hiç bilmediğimiz bir yolu yürürken
meğer yurtsuzlukmuş çölümüzde görülen!
ah, hiç bir şey kalmamış bize
yalnızlığımızdan özge..
 
besbelli..
cilvesine kapıldığımız
camlarda nefeslerin buğusuyla
yanılgılar eviymiş
şu şımarık dünya.!
Okan ALAY
Yanılgılar Evi S,.11,12,13,14.
 

Bir Yorum Yazın