Orhan Şaik Gökyay

 
                       
                 
                  O R H A N    Ş A İ K    G Ö K Y A Y
                  16 Temmuz 1902 günü babası Mehmet Cevdet Efendi’nin edebiyat
öğretmeni olarak görev yaptığı İnebolu’da dünyaya geldi.Annesi Şefika Hanım’
dır.Asıl adı Hüseyin Vehbi olan Orhan Şaik ilk öğrenimine Kastamonu’da baş-
ladı. İdadinin dokuzuncu sınıfından maddi sıkıntılar nedeniyle ayrıldı.Annemin
Mezarında adlı ilk şiirini Kastamonu Açık Söz Gazetesinde yayınladı.
                  1922 yılında Ankara Darülmualliminin son sınıfına kaydoldu.Bura-
dan 1923 yılında mezun olan Orhan Şaik; Piraziz, Samsun ve Balıkesir’de ede-
biyat öğretmenliği yaptı. 1927 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
ve hem de Yüksek Öğretmen Okuluna kaydoldu. Edebiyat Fakültesinde Hocası
Fuat Köprülünün etkisinde kaldı. 1930 yılında yüksek öğrenimini tamamlayan
Orhan Şaik sırasıyla Kastamonu, Malatya, Eirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa’
da edebiyat öğretmenliği yaptı.  1938 yılında Dede Korkut Hikayelerini yayın-
ladı.  1939 yılından itibaren Ankara Musika Muallim Mektebinde öğretmenlik
ve müdürlük yaptı.  
                  1944 yılında okul arkadaşı Hüseyin Nihal Atsız’ı evinde misafir et-
mesi üzerine  Irkçılık Turancılık Davası nedeni ile görevine son verilerek tutuk-
landı. İstanbul’da on bir ay süren tutukluluk ve yargılama sürecinin ardından
beraat etti ve 1947-51 yıllarında Galatasaray Lisesinde edebiyat öğretmenliği,
1951-54 yıllarında Londra Kültür Ateşeliğinde Öğrenci Müfettişliği, 1954-59
yıllarında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsünde edebiyat öğretmenliği, 1959-62
yıllarında Londra’da bir okulda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı.
                  1962 yılında ülkeye dönen Orhan Şaik, emekli olduğu 1967 yılına
kadar  Çapa Eğitim Enstitüsündeki görevine devam etti.  1983 yılında; seksen
bir yaşında iken Çapa Eğitim Enstitüsünde, Marmara ve Mimar Sinan Üniver-
sitelerinde dersler verdi.
                  1984 yılında ABD Princeton Üniversitesi kendisine 2 ciltlik bir eser
hazırlayarak bir  Bilim Armağanı sundu.  1988 yılında Türklük Bilgisi Araştır-
maları Dergisinin 6 ve 7 nci sayıları Gökyay’a özel armağan olarak çıktı.1989
yılında  İstanbul Üniversitesinden fahri doktorluk diploması aldı. 1991 yılında
Devlet sanatçısı ünvanı ile ödüllendirilen  Orhan Şaik Gökyay, değerli kitapla-
rından oluşan kütüphanesini,  Türkiye Diyanet Vakfı  İslam  Araştırmaları Kü-
tüphanesine bağışladı. Prof. Dr. Güney Kut’un  Orhan Şaik Gökyay hakkında
hazırladığı 4 ciltlik eser 1989 yılında yayınlandı.
                   Yetmiş yıllık öğretmenlik hayatında binlerce öğrenci yetiştiren şair
Orhan Şaik Gökyay 2 Aralık 1994 günü vefat etti ve cenazesi ertesi gün Üskü-
dar’daki Nakkaştepe Mezarlığına yüzbinlerin katılımıyla defnedildi.1995 yılın-
da “BU VATAN KİMİN”adlı şiir kitabı yayınlandı.2001 yılından bu yana eşi
Ferhunde Gökyay  ve öğrencisi Kudret Ünal tarafından “Orhan Şaik Gökyay
Şiir Ödülü” verilmektedir.
  
 
Bandırma Vapuru
Bir gemi açılır engine,
Bu tek gemi, bu küçük bir tekne
Bir yenilmez donanma heybetinde
Tek başına yarar Karadeniz’i..
 
İçinde bir asker var, bin asker gibi,
Bir kılıç var belinde, gücü bin kılıç..
Bir ordu gibi çıkar o tek asker
Samsun’a..
 
Kuşanır bir kılıç gibi Anadolu’yu,
Anadolu kuşanır onu bir kılıç gibi,
Erzurum yaylasında bir şafak söker,
Bir bayrağın dinç kızıllığı vurur
Yurdun üstüne..
Orhan Şaik GÖKYAY
 
 
Bu Vatan Kimin
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıra dağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini  tarihe verenlerindir..
 
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır..
 
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır..
 
İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir..
 
Tarihin elinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir..
 
Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir..
Orhan Şaik GÖKYAY
 
 
İnsan Sevince 
Ölüm akla gelmez, insan sevince;
Sonunu düşünmez inceden ince..
Ne gündüzüm gündüz, ne gecem gece!
Seni bekliyorum, o gün bu gündür..
Orhan Şaik GÖKYAY
 
 
Türkoğlu Türk’üm Ben 
Ceddim belli, Atam belli,
Toprak belli, Vatan belli,
Şehit olup yatan belli,
Türk oğlu Türk’üm ben..
 
Bir sabah ağarınca tan,
Ergenekon’da yazıldı destan..
Bu topraklar sanma ki bostan;
Türk oğlu Türk’üm ben..
 
Altay’lardan çıkıp geldim,
Çanakkale’de; ne canlar verdim,
Koskoca bir orduyu yendim,
Türk oğlu Türk’üm ben..
 
Oğuz boylum, asıl soylum,
Yılanlarla dolu koynum,
Kesilir ama, eğilmez boynum,
Türk oğlu Türk’üm ben..
Orhan Şaik GÖKYAY
 
 

Bir Yorum Yazın