Özker Yaşın

 
                Ö Z K E R    Y A Ş I N  
                     04 Ekim 1932 günü  Lefkoşa’da doğdu. Orta öğrenimini Türkiye’de
bitirip tekrar  Kıbrıs’a döndü.  Reklamcılık ve Muhabirlik yaptı.  Ardından Savaş
adlı bir gazete çıkardı ve bir kitabevi kurdu. Kıbrıs’lı mücahitlerin mücadelesine
ve Kıbrıs’lı Türklerin sorunlarına bütün gücüyle destek verdi.
                     Şiirlerini ve yazılaraını Varlık dergisinde yayımladı. Bütün Kapılar
Kapandı, Benim Vatanım, Kıbrıslı Kazım, Girne’den Yol Bağladık, Hödükname,
Oğlum  Savaş’a  Mektuplar,  Mehmetçik  Kıbrıs’ta,  Önce  Kuşlar  Uyanıyor  ve
Mücahitler adlı kitapları yayınlanan Özker Yaşın 06 Şubat 2011 günü henüz 79
yaşında hayata veda etti.
 
 
Ayvasıllı Dokuz Esir
Güneşli bir gündü
1963 yılı
26 Aralık Perşembe.
Güneşli bir gündü
Kıbrıs adasının
Ayvasıl köyünde..
 
Köy meydanında
Bağlanmış dokuz esir.
Ayşe İbrahim on yaşında.
Yavrucuk bir ceylan gibi
Bakınır korkak korkak,
Bakınır çevresine..
Geceliği ile alıp getirmişler
Ayakları çıplak
Üşümüş Ayşecik
Sokulur ninesine..
 
Ninesi Ayşe Hasan
Altmış yaşında..
Beyaz başörtüsü içinde
Şişmiş uykusuz gözleri,
Renk yok yüzünde
Ve dudakları
Oynayıp durur biteviye..
Zavallı kadın
Bildiği bütün duaları
Okur çaresiz;
Elleri bağlı
Ellerini açamaz gökyüzüne..
 
Az ötede
Üç genci bağlamışlar birbirine..
İşte en uzunu
Ömer Hasan Ondokuz yaşında.
Kıbrıs Türk Lisesi mezunu.
Nasılda belli yüzünde
Çektiği korkunç acı;
İkinci genç Mehmet Hasan
Onyedi yaşında bir boyacı.
Kardeşiydi Ömer’in.
Ve Hüseyin Cemal üçüncüsü,
İmtihan kazanıp Atatürk Enstitüsü;
Türkiye’ye gidip okudu,
Bu yıl bitti Sanat Okulu,
Tozpembe ümitlerle
Döndü köyüne,
Nerden bilsin Hüseyin,
Böyle düşüp gavurların eline
Köy meydanında bağlanacağını,
Rüyada görse inanmazdı..
 
İşte diğer esirler…
Mehmet Ali Ömer,
Elli Yaşında..
Mustafa İsmail : kırk
Ve yetmişlik ihtiyar
İsmail Mustafa..
 
Hayır bitmedi daha;
Son esirin adı Mehmet Hasan.
Yaralanmış bir dipcikle,
Kan içinde saçsız başının tepesi,
Mehmet Hasan seksen yaşında
Ömer’le Mehmet’in dedesi..
 
Köy meydanında
Bağlanmış dokuz esir.
Ayvasıl köyünde sabah oldu,
Gün ışığı aydınlattı damları..
 
Oğlum Savaş,
Bundan sonra olanları
Anlatması güç..
Bir traktöre bağlandı dokuz esir
Ve başladı hazin bir yolculuk
Köy sokaklarında
Taşlara çarpa çarpa..
Bir traktörün arkasına
Bağlanmış dokuz kişi;
 
Ne kadın dinlediler, ne ihtiyar, ne çocuk
Sürüklediler kahkahalarla
Leş kargaları,
Sürüklediler kahkahalarla..
Dokuz suçsuz insanı.
Türk mezarlığına kadar.
 
Silah tehdidi altında
Gençlere kazdırıldı büyük bir çukur,
Kazdırıldı Mehmet’le Ömer’e,
Kazdırıldı Mustafa’yla Hüseyin’e
Kendi mezarları..
 
İlkin Ayşecik vuruldu,
Elleri bağlı Ayşeciğin,
Ayşecik on yaşında,
Ayşecik getirildi çukurun başına.
Rum itlerinden biri,
Dayadı küçük kızın ensesine tüfeği
Ve tetiği çekti
Acımadan..
 
Vurdular sıra ile
Elleri bağlı ihtiyarları.
Vuruldu Ayşe Hasan
Vuruldu Mehmet’le Ömer,
Vuruldu Mustafa’yla Hüseyin..
 
Gavurlar
Vahşi hayvan gibiydi.
Gözlerinde parıl parıl kin
Vurdular hepsini
Vurdular seksenlik ihtiyarı
Vurdular Ömer’le Mehmet’in dedesini.!
 
Elleri bağlı üstüste ölüler
Çukurun içindeler…
Elleri bağlı üstüste
Gömüldüler…
Kıbrıs Adası’nın
Ayvasıl Köyü’nde…
Özker YAŞIN
 
 
 
Bu Gelen Bandırma Vapuru
Vatan Rüzgarlarında
Dalgalandı
Tekmil Anadolu ayakta,
Bu gelen Bandırma Vapuru.
Mustafa Kemal’in bakışı
Göklerden duru.
Boz kalpağını hele bir çıkarsın Mustafa Kemal,
Altın saçları pırıl  pırıl uçuşur rüzgarda.
Mustafa Kemal’in elbisesi rütbesiz, nişansız
Ve avuçlarında kaderi yazılmış Türkiye’nin..
Mustafa Kemal’in gözlerinde mavi bir umman var,
Mustafa Kemal’in ellerinde
Zafer çiçekleriyle bezenmiş bir dal.
Bir güneş gibi doğacak Samsun ufkundan 19 Mayıs sabahı
Mustafa Kemal.
Karadeniz sere serpe uzanmış önünde
Bandırma Vapuru yavaş yavaş yol alır,
Gazi Anadolu’m divan durmuş bekleşir:
Mustafa Kemal geliyor.
Vapur yaklaşır, yaklaşır secde eder dağlar taşlar,
Selam verir Gazi Anadolu’m:
Bandırma Vapuru’nun içinde
Güneşten süt emmiş bir sarışın kahraman var.
Mustafa Kemal ölümsüz adam..
Sen Samsun’a ayak bastığın an,
Al bir bayrak gibi açılıp rüzgarınla
Dalgalandı vatan.!
Özker YAŞIN
 
 
Dumanlar Senfonisi 
Hoyrat bir rüzgar uçurdu saçlarını,
Kadın son defa  “elveda”  dedi,
Yüzünde umutsuz günlerin hüznü vardı
Ve dumanlı dumanlıydı gözleri..
 
Vapur yavaş yavaş uzaklaşırken
Yaman bastı gariplik yaman.
Bir çaresizlik sardı dört yanını
Ufukta yalnız kara bir duman..
 
Bu dumandaydı her şey bu dumanda,
Bu dumandı sevgiliyi götüren;
Vapur dumanlar içinde gitmişti,
Dumanlar içinde gidecekti tren..
 
Adam hatırlıyordu bir bir
Öpüşlerle dolu dolu geceleri.
Cigarasından dumanlar çıkıyordu,
Dumana takıldı düşünceleri..
 
Kutu gibi evleri olacaktı birgün,
Bacasından dumanlar tütecekti.
Bahçesinde nur topu gibi
Gürbüz çocuklar büyüyecekti..
 
Gel gör ki kadın alıp başını gitti.
Cümle hatıraları bırakıp arkasında.
Adam böyle yalnız, ölünceye dek,
Kaldı mı dumanlar ortasında..
Özker YAŞIN
 
 
Mustafa Kemal’den Konuştuk
– Bir nine söyledi –
Anlatması güçtür oğul,
O ilk gençlik dünyamızın
Masal kahramanıydı.
O her genç kızın
Düşlerindeki altın saçlı yiğit,
Biliyorduk O’nun bastığı kara toprakta
Otlar yeşerecekti..
 
Anlatması güçtür oğul,
Bir kara düşman sarmıştı yurdumuzu;
Dört koldan hain düşman sürüleri,
Dört koldan vahşet keder,
Ama yitirmedik umudumuzu,
Biliyorduk mavi gözlü kahraman
Bir gün gelecekti..
Özker YAŞIN

Bir Yorum Yazın