Rahmi Emeç

 
 
 
           R A H M İ   E M E Ç
              6 Kasım 1959 günü Eskişehir’de dünyaya geldi. Eskişehir Ticaret Lisesin-  
de okudu.  Çeşitli işlerde çalıştı. Eskişehir’deki yerel gazeteler, İstikbal, Sakarya,
İki Eylül, Eskişehir – 2000 ‘de çalıştı. Eskişehirde Sonhaber Gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni ve Yayın Danışmanı olarak çalıştı. Milliyet Haber Ajansı ve Hürriyet
Haber Ajansı Eskişehir Şubesinin 2002 – 2006 yıllarında Şube başkanı görevini
yürüttü.  1999 yılında  gazetecilikten emekli oldu.  Bağımsız gazetecilik yapıyor.

Türkiye  Yazarlar  Sendikası  (TYS)  Eskişehir temsilcisi olan  Rahmi Emeç Evli,
Umut ve Gökçe adında iki çocuğu vardır. Edebiyata öykü ile başladı ve sonraki
yıllarda şiire yöneldi. İlk öyküsü; Eskişehir’de,  Anadolu Sanat Dergisi’nde çıktı.
Şiire 70’li yılların sonlarında başladı.

Şiirleri; Edebiyat-81, Yarın, Dönemeç, Evrensel Kültür, Kıyı, Şiir Ülkesi, Damar,
Güzel Yazılar, Yazılıkaya, Yasak Meyve, Varlık gibi kültür ve sanat dergilerinde
yer aldı. Eskişehir’de Haydar Ergülen ve Erol Büyükmeriç ile birlikte Yazılıkaya
Şiir Yaprağını 7 yıl süre ile çıkardı.

Sevgiyi Dağlara Salacağım (Şiir, 1991),
Ertelenmiş Düşler Kitabı (Şiir, 2005),
Kırık Zihinler Sahafı (Şiir, 2011),
Bakışsız Gece (Şiir, 2013),
Masallar Mektuplar ve Kuşlar (Öykü-Anlatı, 2014),
Uzak İnsanın İçindedir (Deneme-Metinler 2016) adlı kitapları yayınlandı.

Yeni Türkü Şiir Ödülü Övgüye Değer (1984),
Petrol iş Sendikası Şiir 2 ncilik Ödülü (1990),
Petrol iş Sendikası Şiir Jüri Ödülü (1992),
Ali Rıza Ertan Şiir Başarı Ödülü (1994),
Sabri Altınel Şiir 2 ncilik Ödülü (1994),
Eskişehir Halkevleri Kültür Sanat Ödülü (2012) ödüllerinin de sahibidir.
 
 
 
B i r a z   d a
Bir gelinciğe durunca hayat
ateşe ve suya dönüktür insanın kalbi
ya söner umutları, ya da yanar
bir ömür boyu..
 
Sevmek,
yanmaktır biraz da..
 
Bir gelinciğe dönüşünce hayat
geceye ve gündüze dönüktür
insanın yüzü
ya ışır bir gün gibi, ya da kapanır geceye..
 
Umut,
geceyi beklemektir biraz da..
Rahmi EMEÇ
 
 
E s k i ş e h i r ‘ d e
Sen Eskişehir gibi gülseydin  
yüzümden yüzüne bir nehir akardı.  
Sesimizde üşüyen bir harf yalnızlığı,  
şehrin kederine yürüdük birlikte,  
gülseydin Eskişehir gibi sen..  
 
Sen Eskişehir gibi dokunsaydın  
lületaşından tenine bir gidiş olurdum.  
Bütün saatlerin sevmeye kurulmuş akrebinde,  
zehir olup içerdik akan zamanı,  
dokunsaydın sen Eskişehir gibi..  
 
Ben şimdi, Eskişehir’de sana eski’yim  
tren garında yere düşmüş bir bilet gibi.  
Sahipsiz, yalnız ve pusulasız,  
peronların yalnızlığına asılıp,  
bekledikçe eskiyor eskiyorum..
Rahmi EMEÇ
 
 
G       a       r
gecenin serinliğini örtü yapan gar
trenler çağırıyor koynuna
gül eskiten genç bir kız edasıyla
ıslatacak hasretini yakında
takvim nisan’a durunca..
 
kış, beyazla siyah arası
bir not bırakıyor yolcunun eline
peronda uykusuna konuk bir evsiz
tren sayıyor parmaklarıyla
ölürse, çıkacak yolculuğuna..
 
kalbim, alışıyor bu garın nefesine..
Rahmi EMEÇ

Bir Yorum Yazın