Sait Faik Abasıyanık

           
   
           18 Kasım 1906’da  Adapazarı’nda dünyaya geldi. Babası keresteci Mehmet
Faik,annesi Hacı Rıza Efendinin kızı Makbule Hanım’dır.Babası Mehmet Faik Bey
Kurtuluş Savaşı yıllarında yürüttüğü,  Adapazarı Belediye Bşk.lığı görevi nedeniyle
İstiklal Madalyasıyla onurlandırılmıştır. İlk ismi Mehmet Sait olan yazarımız, daha
sonra ismindeki  Mehmet’i atıp,  babasının ismi olan Faik’i alarak eserlerini  Sait
Faik ismiyle yayımladı.
           İlk öğrenimini Rehber-i Terakki isimli özel okulda tamamlayıp,  Adapazarı
İdadisine devam etti. 1920’lerde ki Yunan İşgalinde eğitimine ara veren yazarımız,
işgalin sona ermesiyle;  1924’de eğitimine  İstanbul  Erkek  Lisesinde devam eden
Sait Faik, öğrenimini 1928’de Bursa Erkek Lisesinde tamamladı.
           1928’de girdiği  İst. Üniversitesi Edebiyat Fakültesini iki yıl sonra bıraktı.
İktisat eğitimi almak için gittiği İsviçre’nin Lozan şehrinden on beş günde ayrılıp
Fransa’nın Grenoble şehrine geçti ve Fransızca eğitimi için Champolion Lisesine
devam etti. Ardından üç yıl  Grenoble Üniversitesinde Edebiyat eğitimi gördükten
sonra, 1934 yılında İstanbul’a döndü.
           1934’de başlayan  Ermeni Yetim Mektebi Türkçe Öğretmenliği kısa sürdü.
Babasının teşvikiyle girdiği toptan tahıl alım satım işlerini de kısa sürede terketti.
1937’de gittiği Marsilya’dan kısa sürede geri döndü. Babası Mehmet Faik Bey’in
29 Ekim 1938’de vefatı ile yazları Burgaz adasında,  kışları Nişantaşı’nda devam
eden yaşantısında bir çok öyküye imza attı.
           Şahmeran adlı kitabındaki  Çelme isimli öykü yüzünden askeri mahkemeye
verildi. Bu mahkeme beraat ile sonuçlansa da Sait Faik, kırılan kitap yazma şevki
yüzünden bir süre çalışmalarına ara verdi.1948’de konan siroz teşhisiyle hem yurt
dışında,  hem yurt içinde bir çok tedaviler görmesine rağmen  5 Mayıs 1954  günü
yaşadığı krizle kaldırıldığı  Marmara  Kliniğinde  10 Mayıs 1954  gecesi vefat etti.
12 Mayıs 1954’de Zincirlikuyu mezarlığına defnedildi.
           Sırasıyla Semaver(1936), Sarnıç(1939), Şahmerdan(1940), Lüzumsuz Adam
(1948), Mahalle Kahvesi(1950),Havada Bulut(1951), Kumpanya(1951),Havuz Başı
(1951),Son Kuşlar(1952),Şimdi Sevişme Vakti(Şiir-1953), Kayıp Aranıyor(Roman-
1953), Alemdağda Var Bir Yılan(1954), Az Şekerli(1954), Yaşamak Hırsı (Georges
Simenondan Çeviri-1954),Tüneldeki Çocuk (1955) ve Mahkeme Kapısı (1956) adlı
eserleri yayımlandı..
 
 
Aşığım da Onun İçin 
Bu manasızlığın ortasında,
önce herkesi
sonra da sevgilim,
bilhassa seni düşünüyorum..
 
Onlarsız,
Sensiz hiç bir şeyin
manası yok..
 
Aşığım da onun için..
 
Bur da her şey
bir insanı sevmekle bitiyor..
Sait Faik ABASIYANIK
 
 
B i r   Z a m a n l a r  
Bazı akşam üstleri, oturur
Hikayeler yazardım, deli gibi.!
Ben hikaye yazarken
Kafamdaki insanlar
Balığa çıkarlardı.
Kadınlar, kahve cezvelerini ısıtan,
Mavi ışıklı ispirto lambalarını yakarlardı..
Sait Faik ABASIYANIK
 
 
Dünyada Hiç Bir Şeyden,
Dünyada hiç bir şeyden,
Zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmem.
 
İnsanoğlunun en büyük savaşı
zalimliğe karşı açılmalı.
 
İnsanoğlu her şeyden evvel
içindeki bu kıskançlıklardan,
bu kinlerden,
bu ahlaksızlıklardan daha pis şeyi
-doğuştan varsa bile-
kendinden söküp atmalıdır.
Sait Faik ABASIYANIK
 
 
Hadi Gülümse 
Hadi gülümse,
 
Aşkın bir çok rengi vardır..
Mavi,
Koyu mavi,
Kapalı mavi,
Açık mavi,
Deniz mavisi,
Havuz mavisi, 
Okyanus mavisi,
Gökyüzü mavisi..
 
Sen yeter ki iste.!
Hadi gülümse, bulutlar gitsin.!
Sait Faik ABASIYANIK 
 
 
İntihar 
Ne ikna edici bir
intihar biçimidir
şimdi seninle
göz göze gelmek..
Sait Faik ABASIYANIK 
 
 
O  ve  B e n 
Sana koşuyorum bir vapurun içinden
Ölmemek, delirmemek için..
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak..
Hayır değil, değil sıcak;
Dudaklarının hatırası;
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde..
 
 
 
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz,
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem.
Bana su, bana ekmek, bana zehir;
Bana tat, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım..
Sensiz edemem.!
Sait Faik ABASIYANIK
Yenilik, (1),
15.12.1952 – 15.01.1953
 
 
Sarnıç Adlı Öyküden 
Önümüzde hayat..
Her gün bir başka uykuya yatıp
bir başka rüya göreceğiz.
Halbuki zaman,
ağır ağır bizimle akan nehir,
bir göle varıyordu.
Bu gölde artık biz akmıyor,
dalgalanıyorduk..
Sait Faik ABASIYANIK
 
Şimdi  Sevişme  Vakti 
Çıplak heykeller yapmalıyım
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüzgarlarınız için
Ey önümden geçen ak sakallı kasketli
Yırtık mintanından adeleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden..
 
 
Şu oğlan çocuğuna bak
Fırça sallıyor.
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dört yüz bin tekliğinden
On kuruş Verecek..
 
Seni satmam çocuğum
Dört yüz bin tekliğe..
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin.
 
Söylemeliyim,
Yok
Yok.. Meydanlarda bağırmalıyım.
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu..
 
Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
Baygınlık getiren şiirler
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hala o eski, o yalancı
O biçimsiz bizans şarkısı..
 
 
Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlar da bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu..
 
 
Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boşa geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karaca oğlan’dan,
Orhan Veli’den,
Yunus’tan, Yunus’tan..  
Sait Faik ABASIYANIK
 
 
Şu Uyku
Şu uyku insanın
sevgilisi gibi bir şey,
gelmeyince sinirlendiriyor..
Sait Faik ABASIYANIK
 
 
yitik ufuk ile ilgili görsel sonucu
 
Yitik  Ufuk    
Binlerce top kumaşa yazdım binlerce top kumaşa sıkıntımı
Şimdi bir dünyada giden gemide ellerim
Pis bir denizde.
Bir demir yolu, bir çayır,
Bir gökyüzü hava almaya çıkmış görüyorum.
Ben geçerken bir evin penceresinde bir dal çiçekleniyor. 
Bir kadın soyunuyor göğsünü,
Tüylerini en ayıp yerlerini görüyorum
Görüyorum,
Bir çocuğun gözlerinin içinde
Denizler inip kalkıyor
İşte yeniden dünyadayız dünyada
Bayağılıklarla, pisliklerle, aşağılıklarla
Yan yana dünyadayız
Bir sudaki balıklara bakıyor
Balıklara gözlerimizi çıkarıp veriyoruz.
Bizim verilmeyecek hiç bir şeyimiz yok
Aynı yerden bir kadını öpüyor,
Aynı yerden bir denizi seyrediyoruz
Bir daha seninleyim,
Seninle yaşanmayacak sıkıntılar, sevgiler,
Cezayir mahalleleri, Sicilyalı gök yüzleri yok,
Anlıyorum.
Gemiler geçiyor uzaklardan gemiler
Kimse inip bineyim demiyor kimse
Görünmüyor, kimse görmüyorum
Yitik bir ufukta
Bağırıyorum, bağırıyorum, bağırıyorum..
Sait Faik ABASIYANIK
 
 

Bir Yorum Yazın