Taner Baybars

 
            
 
        T A N E R   B A Y B A R S 
          18 Haziran 1936 günü Lefkoşa’da doğdu. İngiltere’de hukuk eğitimi gördü.
Lefkoşa’daki  İngiliz Askeri Kütüphanesi  British Council’de  1956 yılında emekli
oluncaya kadar çalıştı. Emekli olunca İngiltere’ye yerleşti.
          Yeditepe  ve Hisar dergilerinde öyküleri yayınlandı.  Kıbrıs’lı Şair Mehmet
Yaşın ve Nazım Hikmet’in şiirlerini İngilizceye çevirdi. İngiltere’den sonra güney
Fransa’daki  Lusignan bölgesine yerleşti. Yaşamını bağcılıkla uğraşarak, sone ve
denemeler yazarak, soyut peyzaj resimler yaparak  ve sergiler açarak geçirmekte
olan Baybars’ın 7 şiir kitabı, 2 romanı ve çevirileri vardır.
          Türkçe şiirlerini 1950’li yıllarda Mandolin Ucundakiler adlı kitabında top-
layan Baybars’ın, daha sonra İngilizce yazıp kitaplaştırdığı şiirleri ve anıları ise
Türkçeye çevrilip Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.
          Şiirleri İngilizceden Almanca, Polonca, Arapça, Macarca ve Sırpçaya çev-
rilen Baybars, Fransa’da kanser tedavisi görürken 20 Ocak 2010 günü henüz 73
yaşında hayata veda etti.
 
 
A  n  n  e    D  u  a  s  ı
Eminim ki mezarlık ve Araf sınırında
annem gözyaşlarını siliyordur beyaz kefene,
kendi öldüğüne değil, hayır, değil
ama bizi arkada yapayalnız bıraktığına..
Sonra eminim ki küçük bir pınar başında
karşılaşmıştır annem Hazreti Meryem’le
ve onu derhal koynuna basıp ağlamış,
tevdi etmiştir evlatlarını onun ellerine..
 
Ama nasıl da kanat çarpıyor
öbür dünya dilekleri onun
kuantum çekimi bambaşka olan
Allah aşkıyla genişleyen semada..
Ve benim yalnız başım yufka yastıkta
çökmüyor solak kaderin kirli avucuna.
Olabilir yarı Ben’im hala yeryüzünde
ama yarı Ben’im de annemin
dualarıyla uçmakta..
Ya.!
Taner BAYBARS
 
 
Hatice Hanım’ın
D  u  l  l  u  ğ  u 
Hatice Hanım’ın dulluğu
Hatice Hanım’ın ayıp yerlerini görmek için
yere uzanır uyur gibi yapardım
burnum ayakkabılarının ucunda..
Anlardı annem sebebini bu maskaralığın,
macun getirdi tepside, ama kaşık yok.!
Bana düşerdi aramak onları..
 
Hatice Hanım dulluk gençliğiyle
çene çalar devam ederdi gülmeye,
berrak, Trodos bulutları o kahkahaları,
ve güldükçe de çekerdi
diz üstüne eteklerini
diz üstüne eteklerini..
 
Ve o zaman düşerdi macun kaşıkları
ellerimden..
Taner BAYBARS
Lefkoşa  
 
 
K u r ş u n   K a l e m l e 
D ü ş ü n e n l e r 
Kurşun kalemle düşünenler
Bize gösterirdi dünyanın büyüklüğünü
kalemiyle iterken küre haritayı
insanlar sersem olur mu içinde
ben onu merak ederdim, ben..
 
Ve sordum, bir gün, Baba, dedim,
ama neden o kadar eğri bu dünya?
Bütün çocuklar gülüştü sınıfta..
 
Bombalar patlamaya başladı etrafımızda
(Alaman Harbiydi o zaman Kıbrıs’ta)
masumları biz de küçük bir köyün..
Neden eğri bu dünya?
Sığınak içinde terleyen yalnız oydu
Kurşun kalemi çenesinin altında..
Islık çalın, dedi bize, ıslık çalın
çalın çalın, benim neşeli çocuklarım
bu harp bitecek, bu harp bitecek..
bu harp bitecek..
 
Hala anlayamıyorum neden eğri bu dünya..
Taner BAYBARS
Lefkoşa

Bir Yorum Yazın