Vıctor Hugo

                
             V İ C T O R    M A R İ E    H U G O
             26 Şubat 1802’de Besançon’da doğdu. Babası Joseph Léopold Sigisbert
İspanya’da yenilene dek orduda yüksek rütbeli bir subaydı. Çocukluğu ülkesinde
siyasi karmaşıklığın olduğu bir dönemde geçti. Henüz iki yaşındayken Napolyon
İmparator ilan edilmiş,onsekiz yaşındayken de Bourbon Monarşisi yeniden tahta
geçirilmişti.
             Annesi Sophie 1803’de eşi Leopold’dan bir süre ayrılıp Paris’e yerleşti.
Hugo’nun eğitimiyle annesi yakından ilgilendi.Gençliğinde 19. yüzyıl Romantik
Akımın ünlü temsilcisi François-René de Chateaubrıanddan etkilendi.Annesinin
istememesine rağmen gençlik aşkı olan Adéle Foucher’le gizlice evlendi.
             Hugo, başını Fransa 1848 Devriminin çektiği olaylar sırasında; Özgür
düşünce ve Cumhuriyet yanlısıydı. 1841’de Fransız Akademisine seçildi.Aynı yıl
Kral Louis – Philippe’ce asilzadeliğe yükseltildi.Toplumsal adaletsizlik ve ölüm
cezasına karşı çıkıp, Polonya’nın bağımsızlığını savunacağı  Soylular  Meclisine
girdi. 1848 Devrimleri ve İkinci Cumhuriyetin kuruluşu ile Anayasa ve Yasama
Meclislerine seçildi.
             1851’de darbe ile ülkenin başına gelen III. Napolyon’u vatana ihanetle
suçladı.Önce Brüksel’e, ardından Jersey’e,son olarakta 1855 Ekiminden 1870’e
dek kalacağı Guernsey’in başkenti Saint Peter Port’a sürüldü.  Sürgünden önce
yazmaya başladığı 1930’ların toplumsal sefalet ve adaletsizliğini konu alan ünlü
romanı Les Misérables (Sefiller)’i on yedi yılda tamamladı. Sürgünde Guernsey
adasının insanının denizle olan mücadelesini konu alan Deniz İşçileri romanını
yazdı. Son romanı “93 İhtilalinde” Fransız devriminin terör olaylarını işledi.
             III. Napolyon 1859’da tüm siyasi sürgünlere genel af ilan etse de,Hugo
1870’de III.Cumhuriyet’in ilanına kadar vatanına dönmedi.Paris’e döndüğünde
fransızlarca ulusal bir kahraman gibi karşılanan Hugo, 1870’de Ulusal Meclise
seçildi. 30 Ocak 1876’da yeni oluşturulan Senato’ya seçildi.
             27 Haziran 1878’de  hafif bir felç geçiren Hugo,  22 Mayıs 1885’te, 83
yaşında iken zatürreden öldü.Fransa’da bir yas havası hakim oldu.Victor Hugo,
Alexandre Dumas ve Emile Zola gibi yazarların yattığı, Panthéon’da defnedildi.
Victor Hugo ölmeden önce son sözleri olarak yayınlanacak beş cümle bıraktı;
            “Fakirlere 50.000 frank bırakıyorum.
              Mezarlığa onlara mahsus cenaze aracı ile nakledilmek istiyorum.
              Hiç bir kilisenin benim için ayin yapmasını istemiyorum.
              Bütün ruhlardan benim için dua etmelerini rica ediyorum.
              T a n r ı ‘ y a   i n a n ı y o r u m . . ”
              Sırası ile;  İzlanda Han’ı (Roman-1823),  Doğulular (1829),  Sonbahar
Rüzgarları(1831),Notre Dame’ın Kamburu(Roman- 1831),Şafak Türküleri(1835),
Gönülden Sesler (1837), Işınlar ve Gölgeler (1840),  Azaplar (1853), Düşünceler
(1856),Yüzyılların Efsanesi (1859),Sefiller (Roman-1862),Deniz İşçileri (Roman 
1866), Gülen Adam (Roman-1869) ve Şeytanın Sonu (1886)eserleri yayınlandı.
 
 
A ş k    N e  m i d i r ?
Sokakta çok fakir aşık bir genç adamla tanışmıştım.
Şapkası eskiydi, paltosu yıpranmış,
Ayakkabısından sular geçiyordu
Ve gönlünden yıldızlar.!
Victor HUGO
 
 
 
B  a  k  ı  ş  l  a  r  ı  n  
Bir bakışın kudreti bin lisanda yoktur,
Bir bakış bazen şifa, bazen zehirli oktur..
 
Bir bakış bir aşığa neler neler anlatır,
Bir bakış bir aşığı saatlerce ağlatır..
 
Bir bakış bir aşığı aşkından emin eder,
Sevişenler daima gözlerle yemin eder..
Victor HUGO
 
 
 
 
D  i  l  e  n  c  i   
Sen, her gün köşe başlarında,
Yırtık urbanla, kirli ellerinle,
Avuç açan, sefil insan..
İnan yok farkımız birbirimizden,
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin..
 
Ama ben tüm yaşamım boyunca,
Tek bir kez dilendim;
Bir acımasız kalbin sevdası ile
Alevlendim.
Öylesine boş ve açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha
Dilenmeyeceğim.!
Victor HUGO 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
O   l   m   a   z     m   ı   ?   
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenen den uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulmaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?  
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah,gülüş kurşun olmaz mı?
Victor HUGO
 
 
 
S e n i   S e y r e d e r d i m  
Saçların uçuşurdu rüzgardan  
Yanından seni seyrederdim.  
Güneş yakardı, deniz yanardı.
Sen konuşurdun, dinlerdim..  
 
Gülerdin..
Susardın, düşünürdün.
Benimle el-ele yürüdün.
Yol biterdi..  
 
Görmezdim seni;
Zaman yıl yıl geçerdi.
Uzaktan, çok uzaklardan  
Seni seyrederdim..
Victor HUGO
Notre-Danıe’ın Kamburundan..
 
 
 

Yorumlar kapatıldı.