Yıl 12 Eylül 1980’di.!

 
 
Y ı l   12   E y l ü l   1980′ d i . ! 
Eylül’dü, günlerden perşembeydi.!
yıl on bir eylül bin dokuz yüz seksendi.!
 
her günkü sessizliğiyle Porsuk Çayı akıyordu
zirveye tırmanan güneş kızgınca yakıyordu
salkım söğütteki kuş yine melodiler şakıyordu
Porsuk Çayı biraz yosun, biraz kan kokuyordu..
 
bir genç tedirgin adımlarla İki Eylül’ü arşınladı
salkım söğütteki kuş bir şeyler olacağını anladı
Kızılay durağında bekleyen bir genç kurşunlandı
bir ana yüreği daha derinden sarsılarak yandı..
 
Eylül’dü, günlerden perşembeydi.!
yıl on bir eylül bin dokuz yüz seksendi.!
 
Köprübaşında trafik her günkü gibi akıyordu
Otel Şalenin önünde ki adam cigarasını yakıyordu
Ordu Evinin önünde bir subay gazetesini okuyordu
Cengiz Topel; elinde kaskı Porsuk Çayına bakıyordu..
 
bir genç kız Şair Fuzuli caddesinde yürüyordu
bir genç karşı kaldırımdan kızı takip ediyordu
kız bir oyuncakçı vitrininin önünde duruyordu
vitrindeki oyuncak dürbünden genci görüyordu..
 
Eylül’dü, günlerden perşembeydi.!
yıl on bir eylül bin dokuz yüz seksendi.!
 
gazeller Adalar’da rüzgarın önünden akıyordu
güzel bir kadın aynasında küpelerini takıyordu
bir çok genç Anadolu Üniversitesinde okuyordu
Porsuk Çayı biraz yosun, biraz kan kokuyordu..
 
Eylül’dü, günlerden perşembeydi.!
yıl on bir eylül bin dokuz yüz seksendi.!
 
gece sessizliği ile, sanki gündüzü aklıyordu
bulutlar belli belirsiz dolunayı saklıyordu
bir solist Reyhan-26’da eski dostları okuyordu
bir kadın kızının çehizine nakışlar dokuyordu..
 
biri Venedik Pastanesi’nden dondurma alıyordu
kaldırımda bir kedi bal rengi tüylerini yalıyordu
Edi-koop’un önündeki çalgıcı mızıkasını çalıyordu
bankta oturan yaşlı adamın, gözleri dalıyordu..
 
Eylül’dü, gece Cuma’ya kayıyordu.!
yıl on iki eylül bin dokuz yüz seksenin ilk saatleriydi.!
 
bütün bir yurt, bu gece bilinmeyeni soluyordu.
gece kendi saçlarını acımasızca yoluyordu.
caddeler namlulara sanki teslim oluyordu.
Şan Sinemasının önü askerlerle doluyordu.

sokaklara ve caddelere geceden asker yağıyordu
gün Eskişehir’de postal sesleriyle ağarıyordu
sabahın ilk ışıkları, Elif ana ineklerini sağıyordu
televizyonlardan ihtilal anonsları yağıyordu..
 
oniki eylül bindokuzyüzseksen sabahı sokaklar boştu.
ilk yasağı delen adam, akşamdan kalma bir sarhoştu.
bir kırlangıç iki eylül caddesinde yasağa rağmen uçtu.
yıkadığı iç çamaşırlarını balkona asan Bahtışen hoştu.
o gün bütün bir ülke, baştan başa alabildiğine boştu.
 
yıl on iki eylül bin dokuz yüz seksen.!
ülkemizde bugün merkezinden kaydı eksen.!
 
Oniki Mart, Oniki Eylül niçin?
neden on ikiyi seçer darp eden?
hedefi ıskalamadan on ikiden vurmak için.
ayın on ikisinde ve gece on ikide darbeder..
Celalettin BİLGİN
   12  Eylül  2014

Bir Yorum Yazın